We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Yeni Kartaca neresi?

7 5 7
30.12.2018

ABD başkanı Trump’ın ülkesinin Suriye’den çekileceğini açıklamasıyla bir anda Yakın Doğu’daki siyasi tablonun değişeceği ufukta göründü. ABD çekildikten sonra bölge ülkelerinin politik konumlanmaları nasıl şekillenecek elbette onu ilerleyen zaman gösterecektir. Ama yapılan açıklamanın ABD iç siyasetinde bir zelzele oluşturacağını bilmek için kahin olmaya gerek yok.

Meseleye güncel stratejistlerin analizlerinden sıyrılarak tarih penceresinden bakıldığında ilginç sonuçlara varmak da mümkün. Örneğin ABD’nin ne yaptığını ve ne yapacağını anlamak için tarih sahnesinden silinen ama misyonu hala yaşayan Roma İmparatorluğu’nun politik tutumlarına bakmanın ufuk açıcı olduğu gibi… Kurulduğundan beri ABD’nin sosyal bilinçaltından Roma İmparatorluğu’nun misyonunun varisi olma düşüncesi tüttüğü çok açık. Öyle ki 1896’da Marse Henry Watterson adlı bir gazeteci yayınladığı yazısında bu fikri açıkça dillendirmişti. Şöyle diyordu: “İnsanlık üzerinde belirgin izler bırakmaya ve daha önce Roma İmparatorluğu da dahil olmak üzere hiçbir ulusun yapmadığı şekilde, dünyanın geleceğini belirlemeye kendini adamış büyük emperyal bir cumhuriyetiz.”

Emperyal Roma

ABD’nin Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarında oynadığı etkin rol, onu 1945’den sonra bir süper güç kıldı. 1991’de SSCB’nin ortadan kalkmasıyla da tek dünya gücü haline getirdi. İşte bunu fark eden Washington Post’un editörü Charles Krauthammer: “Roma İmparatorluğu’ndan bugüne hiçbir ülke; kültürel, iktisadi, teknik ve askeri olarak bu derece baskın olmamıştı,” diyerek Roma İmparatorluğu- ABD benzetmesine değinmeden edemedi. Doğru da söylüyordu. Emperyal Roma, ABD gövdesinde yeniden dirilmişti. Ama asıl baklayı ağzından çıkaran kişi, George W. Bush’un uluslararası politika alanındaki akıl hocalarından biri olan Robert Kaplan oldu. Şöyle diyordu kendisi: “Roma’nın İkinci Kartaca Savaşı’nda elde ettiği zafere benzer şekilde, İkinci Dünya Savaşı’nın Birleşik Devletler’in zaferi ile sonuçlanması, onu evrensel bir güç haline getirmiştir”

O zaman madem benzerlik bu kadar net, biz de kadim çağlardaki Roma-Kartaca mücadelesine bakarak ABD’nin Ortadoğu’da ne yapmaya çalıştığına dair belki tarihten bir açıklama getirebiliriz.

Tarihin eski zamanlarında, kronolojinin dediğine göre M.Ö. 3 yüzyılda, Roma İmparatorluğu ile Kartaca arasında büyük bir savaş yaşandı. Savaşan yalnızca iki ayrı devlet değil, iki ayrı dünyaydı. Tıpkı 1991’deki Körfez Savaşı’ndan bu yana bölgemizde olanlar gibi.

ABD, I. Körfez Savaşı’ndan bu yana sözde demokrasi getirmek adına kendisine İslam ülkelerini hedef seçmiş durumda. 1991’de başlayan ve 2001’den sonra şiddetlenen bu saldırılar adeta bir yıkım planının pratiğe dökülmüş hali. Şimdi televizyonlarımızın başında sessizce izlediğimiz İslam ülkelerinin yıkımı Roma–ABD benzerliğini gözden kaçırmadığımızda tıpkı 2 bin 200 yıl öncesinde geçen ve Pön Savaşları olarak bilinen süreci hatırlatıyor.

Peki nedir bu Pön Savaşları ve günümüzle nasıl bir ilgisi var?

Dünya egemenliği

Tarihin biçimlendiği en önemli........

© Açık Görüş