We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Suudilerin Irak politikasında değişen ne?

4 0 0
30.12.2018

Irak Meclis Başkanı Muhammed elHalbusi, Eylül ayında meclis başkanlığına seçilmesi sonrası Suudi Arabistan’a ilk resmi ziyaretini geçtiğimiz pazar günü gerçekleştirdi. Irak Cumhurbaşkanı Berham Salih de geçtiğimiz ay Riyad’da çeşitli temaslarda bulunmuş, yine aynı dönemlerde Suudi Arabistan Enerji Sanayi ve Maden Kaynakları Bakanı Halid elFalih Bağdat’ı ziyaret etmişti. Bağdat ile Riyad arasındaki karşılıklı ziyaretler, 25 yıldan fazla süren ilişkisizlikten sonra, 2015’te başlayan düşük tempolu normalleşme açısından büyük önem taşıyor. Gazeteci Cemal Kaşıkçı suikastıyla dünyanın gündemine oturan Riyad yönetimi, son yıllarda Yemen’de sürdürdüğü acımasız savaş, Katar’la yaşanan kriz, Lübnan Başbakanı Saad el-Hariri’nin alıkonulmasına sahne olan politikayla iktidarını pekiştirme ve İran’ın bölgedeki etkisini zayıflatma yönündeki çabalarında amacına ulaşamadı. Peki, neredeyse bölgedeki her eyleminde başarısız olan Suudi Arabistan için Irak bir istisna olabilir mi?

Kimlik temelli kota

Suudi Arabistan’ın 1990 yılında Saddam Hüseyin’in Kuveyt’i işgali sonrasında Irak ile kestiği ilişkiler, 2003 yılında ABD işgalinin Irak‘ta devlet yapısını ortadan kaldırmasıyla daha kötü bir hal aldı. İşgal sonrası kimlik temelli kota (muhasasa) sistemiyle tanımlanan yeni Bağdat yönetimi, Tahran’la güçlü tarihsel ilişkilere sahip olan Şii partilerin yükselişini kolaylaştırması sonucu Riyad da Sünni gruplara yöneldi.

İran’ın nüfuzunu zayıflatmak için Irak’taki Sünni Şammar aşireti gibi gruplara ve Sünni din adamlarına ciddi maddi destek sağlayan Riyad yönetiminin bu dönemde Sünni isyancıları finanse ettiği ve silah desteği kapsamında 25 milyon dolarlık bir yardım yaptığı iddia edilmişti. Riyad’ın Sünni eksenli Irak politikası sorunluydu, zira devleti yeniden inşa etme yıllarında (2003-2005) Şii ve Kürtler büyük ölçüde kendi içlerinde birleşik cepheler oluştururken, politik süreci büyük oranda boykot eden Sünniler bölünmüştü. Her ne kadar Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri parçalanmış Iraklı Sünnileri birleştirmeyi amaçlayan bir dizi konferans düzenlese de başarı sağlanamadı. Riyad’ın 2010’da Ayad Allavi’nin seküler Şii ve Sünnilerden oluşan Irakiyye listesine yoğun yatırım yapması karşılık bulmadı, zira Allavi en fazla sandalyeyi kazansa da Şii politikacı Nuri el Maliki Başbakan oldu.

2003 sonrası dönemde, Irak’ta Sünni İslamcı, laik bireyler ve politik hareketleri finanse etme politikasında sonuç alamayan Riyad, Maliki’nin başbakanlık döneminde bölgede iktidarını pekiştirme konusunda yetersiz kaldığı gibi İran’ın artan nüfuzunu da engelleyemedi. Nitekim bu dönemde Washington, Riyad’ı, İran’ın Irak’taki hakimiyetini azaltmanın bir yolu olarak, Bağdat’la çalışmaya ikna etmeye çalıştı. Riyad, Maliki’yi Sünnilere karşı mezhep ayrımcılığı yapan bir İran yandaşı olmakla suçlayarak bu öneriyi reddederken, Maliki de görevi boyunca Riyad’ın Irak’ta........

© Açık Görüş