We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Krizle gelen Erdoğan krizle gider mi?

161 0 0
16.10.2018

Türkçe, “krizle gelen krizle gider” yazarak “Google’ladığınız” zaman bulacağınız sonuçların olağanüstü sayısı Türkiye’deki muhalif kesimlerin yaygın siyasal beklentileri hakkında bir fikir verecektir. Bu bahiste “krizle gelen,” Başkan Recep Tayyip Erdoğan. Kendisini iktidara taşıyan kriz 2001’de patlak verdi; o zamana dek yaşanmış en ağır ekonomik krizdi. 2001 krizini takip eden 2 Kasım 2002 Erken Genel Seçimleri’nde seçmen, kendisine işsizlik ve ani yoksullaşmanın acısını tattıran krizden sorumlu tuttuğu koalisyon hükümeti partilerini sandıkta tasfiye etti ve Erdoğan’ın AKP’sini tek başına iktidara getirdi.

Şimdi 2018’deyiz ve Türkiye bir ekonomik kriz tablosu ile karşı karşıya. Erdoğan’ın başkanlık rejimine geçmek için düzenlediği 16 Nisan 2017 referandumunun öncesinde TL’deki değer kayıplarıyla ilk işaretlerini veren kur krizi Erdoğan’ın kazandığı 24 Haziran 2018 başkanlık seçimini izleyen ağustos ayının başında aniden ağırlaştı. 10 Ağustos’ta Türk Lirası bir günde yüzde 23.3 değer kaybetti. Bunda, ABD Başkanı Trump’ın, Türk çeliği ve alüminyumuna uygulanan gümrük vergilerini artırması tetikleyici rol oynadı ama esas sorun Türk ekonomisinin vadesi yaklaşan dış borç yükü altında alabildiğine kırılganlaşmasıydı.

Türk Lirası’nın değer kaybı ani enflasyon artışını, ekonomide daralmayı ve işsizliği beraberinde getiriyor. Dolayısıyla “krizle gelen krizle gider” mottosunda “krizle gideceği” varsayılan kişinin kim olduğu da kendiliğinden ortaya çıkıyor: Başkan Erdoğan.

Bu o kadar da kolay mı acaba? Erdoğan’a iktidarın yolunu açan “ekonomik kriz” yıllar sonra bu kez, iktidarı kaybetmesi gibi bir “otomatik sonuç” üretir mi? Bu kadar kesin ifade edilmese bile Türkiye’de olanları izleyen bazı dış çevrelerde bu yönde bir beklentinin uç verdiği anlaşılıyor. Misal, şu anda okumakta olduğunuz yazının kaleme alınmasını tetikleyen aşağıdaki satırlar: 25 Eylül 2018 tarihli Washington Post’ta yayımlanan “Türkiye’de ekonomi büyürken yaşanan inşaat çılgınlığının ani sonu” başlığını taşıyor.

Haberde şu ifadeler yer alıyor: “Geç kalınmış faiz artışı, ekonomistlere göre öngörülemeyen siyasi sonuçlarla birlikte, ekonomik küçülmeyi de zorunlu kılıyor. Önümüzdeki aylarda Başkan Erdoğan, IMF’yle muhtemel bir anlaşma gibi ekonominin ihtiyaç duyduğu acı ilaç ile kalabalıkları memnun etmeye dönük söylemleri arasında denge kurma yeteneğinin test edileceği daha zorlu kararlar alma gereği ile yüz yüze kalacak. Tehlike şu ki Erdoğan’ın ağır çekim pragmatizmi, Türk (ekonomisinin) çöküşünü önlemeye yetecek kadar hızlı hareket etmeyebilir. Harvard Üniversitesi’nden kamu yönetimi profesörü ve Global Capitalism (Küresel Kapitalizm) adlı kitabın yazarı Jeffrey Frieden,........

© Al Monitor