We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Bataktaki futbola “can simidi” algısı

19 0 0
15.01.2019

Türkiye’nin en büyük kamu bankası Ziraat Bankası’nın da genel müdürlüğünü yürüten Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Başkanı Hüseyin Aydın 7 Ocak tarihinde Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Yıldırım Demirören ile birlikte katıldığı bir televizyon programında Türkiye ekonomisinin yanında futbol endüstrisinin durumuna ilişkin şu sözleri söyledi: “Son altı aydır Türkiye'de yoğun biçimde kur riski, faiz riski ve ekonomide daralma olduğundan biz firmaları yeniden yapılandırıyoruz. Kur riskine, faiz riskine maruz kalan, işlerini iyi yapan, nakit akışında geçici bozulma olan, hayatta kalacak firmaları yeniden yapılandırdık. Futbola da böyle yapıyoruz.”

Ekonomide son altı ayda önce resesyon, sonra depresyon şeklinde yaşanan altüst oluş, futbol endüstrisini de vurmuştu. Özellikle bu sektörün yüzde 75-80’ine hükmeden dört büyük kulübün; Beşiktaş, Galatasaray, Fenerbahçe ve Trabzonspor’un, denetimi altında oldukları Avrupa Futbol Federasyonları Birliği’nin (UEFA) yarışmalarından dışlanmalarına varacak cezalara maruz kalma risklerinin yükselmesi, ülke riskinin artması, ülke imajının daha da bozulması anlamına gelecekti.

“Futbol asla sadece futbol değildir” diyen Simon Kuper bir kez daha haklı çıktı. Türkiye’nin borçlandığı Avrupa’da büyük popülerliği olan futbol gibi bir sektörde yaşanacak sansasyonel olaylar, ülke imajına ve risk primi (CDS) 360’ta basamak yaparak tüm ülkelerden iyice ayrışmış Türkiye’ye yeni darbeler vurabilir, Türkiye’den zaten uzak duran yabancı yatırımcıları kaçırtan etkenlere yeni bir halka ekleyebilirdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve damadı Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak da bu riskin farkında olacaklar ki gerekli talimatları vermişlerdi. Bankacı Aydın bunu şöyle ifade etti: “Yaşanan süreçleri hepimiz biliyorduk. Sayın Cumhurbaşkanımız ve bakanımız da 'bu tarz sıkıntıları bir an önce çözmeliyiz' dedi. Biz de çalışmaya başladık.”

Saray talimatının 31 Mart yerel seçimlerine birkaç ay kala gelmesi elbette anlamlıydı. Futbol gibi her siyasi eğilimden seçmeni dikey ve yatay kesen bir alana “onarıcı bir dokunuş” algısı, futbol taraftarlarının sempatisini kazanmaya yarayabilirdi. Hesap bu olsa da ortada onarmaya yetecek ve yarayacak bir merhem var mıydı acaba? Banka sisteminin kendisinin futbol ve diğer sektörlerdeki çatlamaları onaracak güçleri kaldı........

© Al Monitor