We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Dindarların sayısı azalıyor, deistlerin artıyor

30 0 0
15.01.2019

KONDA araştırma şirketinin geçen hafta sonuçlarını açıkladığı toplumsal değişim raporuna göre Türkiye’de ateistlerin oranı yüzde 1’den yüzde 3’e yükselirken, dindarların oranı yüzde 55’ten 51’e geriledi. Sonuçlar ülkede muhafazakârlık-dindarlık üzerine yaşanan tartışmaları tekrar ateşledi.

Şirketin 2008 ve 2018’de yaptığı iki anketin karşılaştırmasına dayanan rapor, “10 Yılda Neler Değişti?” sorusuna yanıt olarak hazırlandı. 36 ilde 5 bin 793 kişi ile yapılan son ankete göre toplumda kendini dindar olarak tanımlayanların oranı yüzde 51. Bu oran, 2008 yılında yüzde 55’ti. 2008 yılında kendisini sofu olarak tanımlayanların sayısı yüzde 13 iken, bu sayı son ankette yüzde 10’a düştü.

En dikkat çekici sonuçlar ise ateistlere ilişkin. 2008 yılındaki ankette kendisini ateist olarak tanımlayanların oranı sadece yüzde 1 iken, son ankette bu sayı yüzde 3’e, inançsız olarak tanımlayanların sayısı da yüzde 1’den yüzde 2’ye yükseldi. Raporda bu oranlar için “Dindarlık yapısı değişmiyor ancak inançsızlar daha görünür olmaya başlamış” yorumu yapılıyor.

Türkiye’de AK Parti’nin iktidara geldiği ilk yıllarda yaşanan tartışmaların ana sorularından biri “Türkiye, Malezya olur mu?” idi. Bu soru, o dönem o kadar popülerleşmişti ki Türkiye üzerine yazılan yazılarda “Malezyalaşmak” tanımı kullanılmaya başlanmıştı. Sorunun esas bağlamı, İslami özelliklere sahip bir partinin iktidara geldikten sonra adım adım İslami bir toplumsal yapı inşasına girişip girişmeyeceği üzerineydi. Bu soruya verilen cevaplar, Türkiye’nin sonraki yıllarda yaşayacağı politik çatışmalarda herkesin konum alışını da belirledi.

AK Parti’nin İslamcı bir parti olduğunu, amacının da bir İslam devleti kurmak olduğunu düşünen Kemalist blok ile nüfusun büyük çoğunluğunun Müslüman olduğunu, dolayısıyla devletin İslami ilkelere uygun olması gerektiğini düşünen İslami-muhafazakâr blok iki ana bloğu oluşturuyordu. Bunların dışında, bu bloklara çeşitli yakınlıklarda bulunan sol-sosyalist, liberal gruplar da Türkiye siyasetinde yerini almışlardı.

Bugün bu konum alış, yaşanan pek çok tartışmaya rağmen benzer şekilde devam ediyor. Ancak bugünü eskiden ayıran bir şey var, o da İslamcı-muhafazakâr çevrelerin iktidarın parçası olmanın verdiği özgüvenle bir toplum inşa ettiklerini var saymaları. Bu varsayım İslamcıların yaptıkları tartışmaları daha çok içeride........

© Al Monitor