We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Türkiye-Fransa-Cezayir ve Kürtler

165 0 0
15.09.2018

Özel Savaş'tan, çözüm sürecine, Fransa’nın Cezayir sorunu ile Türkiye’nin Kürt sorunu büyük benzerlikler taşır.

Fransız devlet başkanı Macron’un 1950’li yıllarda Paraşütçüler diye adlandırılan Fransız özel kuvvetlerinin sistematik işkence yaptığını 25 yaşındaki sömürgecilik karşıtı, matematikçi Maurice Audin’in 1957 yılında zorla kaçırılıp, işkence ile öldürülüp kaybedilmesi örneği üzerinden kabul etmesi ve sömürgecilik döneminde insanlığa karşı işlenen suçlardan dolayı özür dilemesi bütün dünyada büyük yankı yarattı. 1995 yılında, Sartre’ın Cezayir Savaşına ilişkin yazılarını, “Hepimiz Katiliz” (Belge Yayınları, 1995) başlığı altında yayınlamıştık. Özel Savaş'tan, çözüm sürecine, Fransa’nın Cezayir sorunu ile Türkiye’nin Kürt sorunu büyük benzerlikler taşır. (*) Fransa bu sorunu her şeye karşın 6-7 yıl içinde çözmeyi başarırken, Türkiye, yakalanan bir çok fırsata karşın 30 küsür yıldır çözemiyor.

Jausette ve Maurice Audin

1954 yılında, Vietnam halkı, Dien Bien Fu savaşı ile, Fransız ordusunu asla unutamayacakları bir yenilgiye uğrattı. Bu zaferin, Fransız kolonilerinde, deprem benzeri etkileri, yankıları oldu. Nitekim Cezayir kurtuluş savaşının başlangıç tarihi de 1954’tür... Fransız sömürge ordusunda Vietnamlılara karşı savaşan birçok Cezayirli asker, daha sonra Cezayir’in kurtuluşu için savaşacaktı. “Sömürgecilik bir sistemdir,” diyen Sartre, bu sistemin sömürge insanı yanında, sömürgeciyi de nasıl çarpık bir dönüşüme uğrattığına işaret etmişti...

Bütün diğer sömürgeler arasında Cezayir’in farklı bir yeri vardı, deniz aşırı vilayet statüsünde idi.. Yüz yılı aşkın bir süredir buraya yerleşen milyonlarca Fransız, burayı “vatanları” olarak kabul ediyordu. Öte yandan, Fransız devleti açısından da Cezayir, Fransa’nın “bölünmez bütünlüğünün” bir parçası idi.

Cezayir kurtuluş savaşı sırasında “şiddet”in aşırı yansımaları oldu. Fransız sömürgeciliği, 1945 yılında, yani Alman nazizminin yenilgiye uğradığı dönemde, sömürge halkları özgürlük kapısı aralanacak diye beklerken, sistemi sürdürme konusunda oldukça kararlı görünüyordu. Nitekim 1945 yılında iki sömürgede, yani Cezayir ve Madagaskar’da patlak veren bağımsızlık yanlısı gösterileri kana boğdu. Yapılan düpedüz katliamdı. Doksan bin insan öldürüldü iki ülkede. Cezayir’de yürütülen özel savaş birliklerinin adı “paraşütçüler”di. Cezayir’deki Fransız ordusu 1945 sonrasında da köy yakma, toplu kıyım, işkence, giyotinle idam gibi birçok yönteme başvurdu. Bütün bu olanlar Fransa’da suskuyla, hiç böyle şeyler olmuyormuş gibi karşılanıyordu. Fransız basını sadece, Cezayirli “teröristlerin” Fransızlara yönelik “kanlı eylemlerini” yansıtıyordu.

1830 gibi erken bir tarihte Fransa tarafından işgal ve 1842 yılında ilhak edilen ve “beyaz” kolonların iskânına açılan Cezayir’de, yerli Müslüman halkın hiçbir statüsü yoktu.

Gillo Pontecorvo’nun 1966 yılında yaptığı La battaglia di Algeri / Cezayir Savaşı filmi Fransa’da 40 yıl yasaklı kaldı. Ama görünürde yasak yoktu. Filmin Fransa’da gösterme hakkı satın alındı ve asla gösterilmedi.

Alman nazizmi karşısında utanç verici bir teslimiyet gösteren Fransa, daha sonra, komünistlerin etkin........

© Artı Gerçek