We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

“Yerel Seçimler” Neden Yerel Değildir?

173 54 0
24.12.2018

31 Mart 2019 Yerel Seçimleri’nin “yerel seçim” olmak bakımından bahse değer bir önemi yoktur. 31 Mart “yerel seçimleri”, bir referandumdur. Bu seçimler, öngörülebilir ve pekala ölçülebilir hile faktörü düşüldükten sonra iktidara yönelik toplumsal-siyasal itirazın kayda geçirileceği bir barometre işlevi görecektir.

Unutulmasın, Türkiye’de 2023’teki başkanlık ve parlamento seçimlerine kadar seçmenin önüne sandık konulmayacak. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde partiler 2019’daki “yerel seçimler”de aldıkları oy oranlarıyla birlikte anılacaklar. CHP yüzde bilmem kaçlık parti, AKP yüzde şu kadarlık parti olarak...

AKP-MHP ittifakının oyu yüzde 50’yi geçecek mi?

Başkan Erdoğan’ın partisi yüzde 40’ın altına düşecek mi?

Tersinden bakarsak, CHP, İyi Parti, HDP ve Saadet Partisi’nin oylarının toplamı AKP-MHP oylarını geçerse, bu ne kadar önemli bir fark olacak?

Soruların gündemdeki ağırlığı 31 Mart 2019 tarihi yaklaştıkça daha da artacak çünkü seçime derinleşen bir ekonomik kriz ortamında ilerleyeceğiz. Ve bu ekonomik krizin iktidar ve muhalefet üzerinde farklı siyasi etkileri olacak.

İktidar, elindeki devlet gücü ve imkânını kullanarak, krizin kendi seçmeni üzerindeki uzaklaştırıcı etkilerini bertaraf etmeye yeterli bir performansı sergileyebilecek mi?

Diğer yandan, kriz etkisi CHP’li küskün seçmeni partisiyle barıştırmaya yetebilir mi?

İşte tüm bu soruların hangi yönlerde cevap bulacağı hakkında ipuçları veren bir kamuoyu araştırmasının sonuçlarını paylaşıyorum.

“İstanbul Ekonomi Araştırma” şirketinin “Türkiye Monitörü Araştırması” serisinin Aralık 2018 tarihli sonuçlarına göre, 24 Haziran 2018 seçimlerinde AKP’ye oy verdiğini söyleyen seçmenin yüzde 29,7’si, “Ekonomide mevcut gidişat devam ederse, yerel seçimlerde başka bir partiye oy vermeyi düşünür müsünüz?” şeklindeki soruya “Evet” yanıtını vermiş. AKP seçmeninin yüzde 62,1’inin yanıtı ise “Hayır” olmuş.

Tabii, AKP seçmeninin 31 Mart’ta oyunu yine AKP’ye verip vermeyeceğini “düşünmesinin” tek sonucunun bu kez başka bir partiyi tercih etmesi olacağına hükmetmek mümkün değil. Öyle olsa, 24 Haziran’daki katılım oranı ve AKP’nin bu seçimlerde yüzde 42 seviyesinde tahakkuk eden oyu baz alındığında, iktidar partisi oylarının 31 Mart’ta yüzde 30’a düşeceğini varsaymak gerekir.

12 kentte “bilgisayar destekli telefon görüşmesi” (CATI) yöntemi ile 5-8 Aralık 2018 tarihleri arasında yapılan araştırma, seçmenin yüzde 42,8’inin “Türkiye’deki en büyük problem” olarak “ekonomi”yi algıladığını gösteriyor. Ekonomiyi yüzde 17,4 ile ilişkili bir problem olan “işsizlik” takip ediyor. İkisinin toplamı yüzde 60,2. Terör yüzde 11,1’de kalmış.

Bu tablo 1 Kasım 2015 Genel Seçimleri öncesinde olduğu gibi baş aşağı çevrilmez, ezcümle “en büyük sorun”........

© Birikim