We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Ahvaz tuzağı ve ‘ödenmiş’ devrimciler

628 73 437
26.09.2018
Parayla konuşturuldukları konferanslarda pişkince dünyaya devrim pazarlıyorlar. Bunlarla ne rejimi devirebilirler ne de yerine bir şey inşa edebilirler. O halde dertleri ne, neyin peşindeler? Sadece istikrarsızlaştırmak! Asya’yı Ortadoğu ve Avrupa’ya bağlayan bir omurganın çökertilmesi, Trump’ın sloganlaştırdığı “Amerika’yı yeniden büyük yapma” hedefinin neresinde duruyor acaba?

ABD, İsrail ve ‘Körfez ikilisi’ Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri’nin ördüğü kuşatma hareketinin hız aldığı bir süreçte İran, Huzistan eyaletinin başkenti Ahvaz’da vuruldu.

1980-1988 İran-Irak Savaşı’nın başlangıcının yıl dönümünde Devrim Muhafızları’nın geçit töreninde dört saldırgan kalabalığı tarayarak 25 kişiyi öldürdü, 70 kişiyi yaraladı.

Saldırıyı Ahvaz’ın bağımsızlığı için mücadele eden silahlı Arap örgütleri adına ‘Ahvaz Ulusal Direnişi’ üstlendi. IŞİD’in yayın organı AMAK da üzerine atladı ama fail olarak birincisi üzerinde duruluyor.

İranlı yetkililer ABD ve İsrail’le birlikte Körfez’deki müttefiklerini terörün arkasında olmakla suçladı. Tahran ayrıca ‘ayrılıkçı örgütlere kucak açtıkları’ gerekçesiyle protestosunu Danimarka, Hollanda, Fransa ve Britanya’ya iletti. Ordu sözcüsü saldırganların Mossad’la bağlantılı olduklarını ve iki Körfez ülkesi tarafından eğitilip organize edildiğini öne sürdü.

Zamanlama olarak saldırı, BM Güvenlik Kurulu toplantılarına denk geldi. Ertesi gün gardını almış olarak New York’a giden Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, ABD Başkanı Donald Trump’ın karşısına ‘terör destekçisi’ suçlamasıyla çıkma şansını bulacak. Tabii saldırı içeride de rejim açısından özgürlük, eşitlik, adalet, hak-hukuk, iş-aş talep eden kitlelerin ümüğünü sıkma bahanesi olacak.

Bu olay otomatik olarak İran’ı istikrarsızlaştırma çabalarının bir parçası olarak görülüyor. İran’ı Körfez’deki hasımlarına yanıt vermeye ve bu şekilde savaşın içine çekmeye dönük tuzak da olabilir. Ki Ulusal İran-Amerikan Konseyi’nin kurucusu Trita Parsi’nin kanaati bu yönde.

Üst düzeyde saldırının arkasında olanlardan intikam alınacağı söylense de İran Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Ali Şamhani’nin şu sözü sistem içinde meselenin nasıl ele alındığına işaret ediyor:

“Bölge ülkeleri arasında şüphe ve anlaşmazlık çıkarmak isteyen düşmanların komplolarını boşa çıkarmak için komşularımızla yapıcı diyaloğu artırmak esastır.”

***

Ahvaz odaklı örgütlerin rejim değiştirme komplosunda öne sürülen araçlardan biri olduğunu düşünmek için sebepler var. Bir kere uluslararası iklim rejim değiştirme sezonuna yeniden girmiş durumda. İran genelindeki ­barışçıl gösteriler ve onların haklılığı bir yana son zamanlarda Kürdistan ve Huzistan eyaletlerinde silahlı direniş hafiften uç verdi. Gözler aynı zamanda Pakistan ve Afganistan’la sınır bölgelerinde. Buralarda geçen yıllarda Taliban ve El Kaide’den esinlenme Sünni örgütler şanslarını çok denedi. Şimdilik sakin. Bir dönem Türkler eliyle Azerbaycan bölgesi üzerinde de çok çalışıldı. İran sınırları bir etnik kemeri andırıyor. Sistem ne kadar güçlüyse sınırlar da o kadar müdahaleye açık. Doğuda Türkmen, Peştun ve Beluc bölgeleri, batıda Kürdistan, güneybatıda Arapların yaşadığı Huzistan, yine güneyde Arap yoğunluklu Hürmüzgan, güneybatı ve güneyde Luristan ve yine........

© Gazete Duvar