We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Erdoğan eliyle tasfiye

834 186 841
18.09.2018
Erdoğan temmuzdan beri Rusya ile pazarlığını yaptığı Türk çözümünü dün Soçi’de 5 saat süren bir pazarlık masasında bir mutabakata dönüştürdü. Böylece kendi namına ‘sivilleri koruyan ve direnen adam’ görüntüsünü korudu. İçeride ve dışarıda kemanın sesi çıkmaya başlayıncaya dek ‘itibar’ çarşısında pazarlanacak bir paye!

Lafı tehir etmeden yapıştıralım; Türkiye ile Rusya arasındaki İdlib mutabakatı, Suriye’ye müdahale komplosundaki kalan bakiyenin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eliyle tasfiye planıdır. Bu esasen 2017’den beri Astana süreciyle birlikte yol alan planın devamıdır. Restleşmelerle inişler çıkışlar yaşansa da Rus stratejisinin varacağı hedefe uygun bir istikamettir.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Vladimiroviç Putin, bölgesel lider olma rüyasının ara katmanlarında asılı kalan Erdoğan’ın İdlib’i zapt eden silahlı gruplar üzerinde nüfus kullanma hevesini satın aldı ve bunu, muhalif cepheyi çözme stratejinin temel unsurlarından biri haline getirdi. Pek zekice!

Erdoğan temmuzdan beri Rusya ile pazarlığını yaptığı Türk çözümünü dün Soçi’de 5 saat süren bir pazarlık masasında bir mutabakata dönüştürdü. Böylece kendi namına ‘sivilleri koruyan ve direnen adam’ görüntüsünü korudu. İçeride ve dışarıda kemanın sesi çıkmaya başlayıncaya dek ‘itibar’ çarşısında pazarlanacak bir paye!

Fakat elde edilen bu itibarın son kullanım tarihi çok uzak değil. Mutabakatın sahaya nasıl yansıyacağı ve üreteceği sonuç önemli. Astana kapsamında ilan edilmiş diğer üç gerilimi düşürme bölgesinde neticenin ne olduğunu dikkate aldığımızda Putin’in Erdoğan’ı götürmeye çalıştığı yer bellidir.

Erdoğan’ın kafasındaki şey Doğu Halep, Doğu Guta ve Dera-Kuneytra’da muhaliflerin çatışmasızlık rejimine geçerken bulundukları yerde kalmaları ve müzakere sürecinde etkilerini korumalarıydı. Ama sonu tam tasfiye oldu. Putin’in kafasındaki İdlib planı aynı sonu öngörüyor.

Haliyle muhtemel sonucu dikkate alarak, Batı-Körfez koalisyonunun Türkiye üzerinden yürüttüğü vekâlet savaşında çöküş ihalesinin Türkiye’ye kaldığını, fişi çekme görevinin de bizzat Erdoğan tarafından üstlenildiği söylemek mümkün.

***

Birkaç kez Gazete Duvar’daki yazılarımda, Türkiye’nin silahlı gruplar namına Rusya’ya taahhütte bulunması ve sahayı bizzat dizayn etme yükümlülüğünü üstlenmesini ‘imkânsız görev’ olarak nitelemiştim. Buradaki risk, muhatap olduğu örgütlerin yapısından kaynaklanıyor.

Dünkü mutabakatta da bu görevin temel unsurları şekillenmiş oldu. İdlib zaten Astana Mutabakatı çerçevesinde ‘gerilimi azaltma bölgesi’ ilan edilmişti. Yeni kurgunun adı ‘Gerginliğin Azaltılması Bölgesinde Durumun........

© Gazete Duvar