We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Sarı Yelekliler: Neden eve dönmediler?

966 155 1221
10.12.2018
“Yasak” denildiği halde ısrarla, geleneksel eylem yeri olmayan ve sadece 14 Temmuz Ulusal Günü’nde askeri geçit törenleri için kullanılan Champs Élysées’ye çıkmalarının nedeni bu. Orası tam da Macron’un temsil ettiği elitlerin bulvarı. Şatafatıyla aşağıdakilerini ezen bulvar. İnsanlar ezildikleri yeri çiğnemek istedi.

Fransa’da merkez sağın ve solun çöktüğü bir düzlükte, devletin ve tabii mali oligarşinin ‘sihirli çözüm’ olarak dümene geçirdiği Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un fiyakası Sarı Yelekliler (Gilets Jaunes) isyanıyla fena halde bozuldu. Yıkılmadı ama kuşandığı kibrin içinde ezildi. Akaryakıta ek vergi planını askıya almak zorunda kaldı. “2019’da elektriğe zam olmayacak” gibi teskin edici bazı vaatlerde bulundu. Halbuki zinhar geri adım atmak niyetinde değildi. Gösteriler dördüncü haftasında da sönümlenmeyince halkı öfkelendiren aşağılayıcı sözlerinden dolayı sözcüsü aracılığıyla özür diledi. Belki Fransız halkı bugün-yarın beklenen açıklamasında bu özrü bizzat kendisinden de duyar.

2005’teki banliyö patlamasından farklı olarak bu kez isyan edenler ‘beyaz’ olunca yönetici elit “Kapa çeneni, pislik” diyemedi. Dördüncü cumartesi günü de Fransa genelinde ‘Macron istifa’ sesleri yükseldi.

Hükümet akaryakıt vergisinden geri adım atıp diyalog sürecine girdiğine göre öfke neden dinmiyor? Ve sokaklarda ısrar edenler kim? Eylemcilerin bileşenleri dört hafta içinde bir değişim gösterdi mi? Gilets Jaunes nasıl bir sosyolojik ve siyasal zemine dayanıyor? Banliyölerde unutulmuş insanlar, Afrikalılar, Araplar, işçiler ve işsizler ne kadar katılım gösterdi? Gilets Jaunes’un ‘Beyaz Fransız’ karakteri değişti mi?

***

Genel memnuniyetsizlikler üzerinden hızla gelişen bu tür heterojen hareketleri bir kalıba oturtmak zor. O yüzden, “Gilets Jaunes yabancı ve göçmen karşıtı faşist bir hareket mi? Sol bunun yaması mı? Partiler, sendikalar ve meslek örgütleri işin neresinde?” soruları karşısında devreler yanıyor.

Sokaklarda yansıyan görüntülerden tutarsız çok sayıda tanım çıkarılabilir. Sözün gelişi sınırda göçmenleri yakalayıp polise teslim eden beyaz Fransızların verdiği görüntü aşırı sağdı. Zaten Ulusal Birleşme lideri Marine Le Pen tereddütsüz şapkasını meydana attığından aşırı sağ algısı hemen yerleşmişti. Sol elit “göçmen karşıtı, anti-Semitik, homofobik” diyerek ‘Aşağı Fransa’ klişesine özgü ifadelerle Gilets Jaunes’le arasına duvar örmüştü. Sadece Jean-Luc Mélenchon’un partisi Boyun Eğmeyen Fransa’nın güçlü olduğu bölgelerdeki katılıma bakılarak sonuç çıkarılırsa gözü perdeleyen radikal soldu. Hareketin daha ‘Fransız’, daha korumacı, içe dönük ve milliyetçi taşradan gelişmesi solun önemli bir kısmında tereddüde yol açmıştı. Sonuçta sola göre bunlar ‘mızmız, dırdırcı küçük burjuvazi’ idi. Champs Élysées (Şanzelize) civarında indirilmedik vitrin bırakmayanlar da ‘anarşist’ bir fotoğraf bıraktı. Hükümetin ilk başta itibarsızlaştırmak için herkesin gözüne soktuğu fotoğraf da buydu.

Bunların hepsi göreceli olarak gerçekti ama fotoğrafı tamamlayan başka bir sürü renk ve boyut vardı. Le Pen ve Mélenchon’un partileri dahil hiçbir siyasi yapıyla kendisini tanımlamak istemeyip ‘Sarı Yelekliler’den başka etiketleri reddeden bir kitle var. Sendika ve partilerin adlarını duymak bile istemiyorlar. Bu aynı zamanda sistemle iç içe geçmiş tüm kurumsal yapılara bir reddiye.

Küçük esnaf ve çiftçiler dahil vergi yükünden bıkmış orta ve ortanın altında gelir grubundan insanlar, emekliler, zanaatkarlar, asgari ücretle çalışanlar bu isyanın en göze batan özneleriydi. Yani vergi ve prim borçlarını hesapladıktan sonra köleden farkının kalmadığını gören kitleler. İnsanlar ‘enerji dönüşüm’ politikasında hükümetin cambazlık yapmasını affetmedi. Çevreyi en fazla kirletenlere vergi muafiyeti, indirimi ve erteleme gibi nefes borusu takılırken........

© Gazete Duvar