We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Suud işi: Ortadoğu’da oyuncu olmanın ‘elif-ba’sı

1248 128 501
09.10.2018
Türkiye’nin içine düştüğü ya da düşürüldüğü durum Kaşıkçı’nın akıbeti kadar vahim. Kaşıkçı, irtibatlı olduğu çevreler ve sözcülüğünü yaptığı konular, Türkiye’nin son yıllarda izlediği Ortadoğu siyasetine değen veçhelere sahip.

Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın akıbeti 2 Ekim’de Suudi Arabistan’ın İstanbul Konsolosluğu’na girdiğinden beri meçhul. Binaya girerken Türk nişanlısından başına bir şey gelirse aramasını istediği iki kişi, Kaşıkçı’nın içeride öldürüldükten sonra cesedinin parçalara ayrılarak dışarıya çıkarıldığından emin. Bütün dünya savcı, polis ve istihbaratın üç koldan yürüttüğü soruşturmadan çıkacak resmi sonucu bekliyor. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan olayın takipçisi olduğunu söylüyor ama kendini tutan bir dil kullanıyor.

Eğer korkulan olduysa Türkiye’nin önünde esaslı bir diplomatik kriz duruyor demektir. Olay gerçekten aydınlığa kavuşturulacak ve gereken yapılacak mı yoksa süreç başka alanlarda bir pazarlığa mı dönüştürülecek bilemiyoruz. Olayla ilgili resmi sonuç çıkmadan medya savaşı kızıştı. Katar medyası “Teyit ettiremedik ama…” kaydıyla dillendirilen iddiaları kesin bulgu olarak sunuyor. Suudi güdümlü medya ise sorumluluğu Türkiye’nin üzerine yıkmanın çabasında. Suudilerin 2 Ekim’de iki VİP uçağıyla Atatürk Havalimanı’na inen 15 kişilik ekiple bu işi yaptığını öne sürenler de teyit edemedikleri bilgilerle konuştuklarını gizlemiyor. İki ülkeyi karşı karşıya getirebilecek bir olayla ilgili bir haftadır sonuç yok.

***

Elbette Suudi Arabistan bu tür suçları işleyebilecek karaktere ve sicile sahip. Geçen yıl Lübnan Başbakanı Saad el Hariri’yi ayaklarına çağırıp Riyad’da haftalarca alıkoyabilen monarşik bir düzenden söz ediyoruz. Saray içinde rakip görülen 200 kadar prens ve üst düzey yöneticiyi Ritz-Carlton Hotel’de hapseden, bunlar arasından Tümgeneral Ali el Kahtani’yi işkenceyle öldüren, tutuklanmamak için helikopterle kaçan Prens Mansur Bin Mukren ve 4 üst düzey yetkiliyle birlikte 8 kişiyi havada füzeyle vuran, Müteyyib bin Abdullah gibi prensleri milyar dolarlık haraçlarla bağışlayan, muhalifleri infaz etmekten çekinmeyen bir yönetim bu tür suçları evin dışında da işleyebilir. İşledi de. Suç işleme özgürlüğü sadece Selman ailesine özgü de değil. Sözgelimi 2012’de Fransa’ya sığınan eski polis şefi Prens Turki bin Bender 2015’te reform çağrısı yapınca ortadan kayboldu. Muhtemelen Riyad’a götürüldü. 2003’de Prens Sultan bin Turki, Cenevre’de yolsuzluk dosyalarını ifşa ettikten sonra iki prensle görüşmeye geçti, kaçırıldı ve Boeing 747 ile Riyad’a götürüldü. Prens Sultan ev hapsine alındıktan sonra 2016’da kaçmayı başarıp İsviçre’de kendisini kaçıranlar........

© Gazete Duvar