We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Ahmet Şık: HDP barajı geçerse Erdoğan seçilemeyecek

383 416 2171
22.06.2018
Üç gün sonraki seçimlerin herkesin şaşıracağı sürprizlere gebe olduğunu söyleyen HDP İstanbul milletvekili adayı Ahmet Şık’a göre 24 Haziran’ın sloganı şu: Ya oyun ya geleceğin! HDP’nin baraj altında kalmasının, seçimde hile yapıldığının teyidi olacağını söyleyen Şık iddia ediyor: “HDP’nin barajı geçmesi halinde AKP meclis çoğunluğunu kaybedecek, Erdoğan da ikinci tura kalsa bile seçilemeyecek!”

Tüm tahmin ve iddiaların test edileceği güne üç gün kaldı. Tarihi tarih yaklaşıyor. Anket şirketleri birbiriyle örtüşmeyen araştırma sonuçlarını peş peşe yayınlarken, iktidara yakın bir televizyon kanalı, Anadolu Ajansı’nın 24 Haziran seçimleri “sonuçlarını” “sehven” yayınladı bile!

Maruz kaldığı baskılar, tutuklanmalar ve gösterdiği dirençle, mahkeme salonlarındaki savunmalarıyla Türkiye’deki gazetecilerin simgelerinden biri haline gelen, ancak gazetecilik yapma koşulları büyük ölçüde ortadan kaldırıldığı için aktif siyasete yönelerek 24 Haziran seçimlerinde HDP’den İstanbul milletvekili adayı olan Ahmet Şık’ın kapısını çaldık ve kendisinden hem gazeteci hem siyasetçi gözüyle son virajda durum muhasebesi yapmasını istedik.

Yaklaşık iki aydır milletvekil adayı olarak sahalarda, daha ziyade HDP seçmeniyle karşılaşıyorsun. Bir siyasetçi değil de gazeteci gözüyle 24 Haziran’a ilişkin sahadan edindiğin izlenim nedir?

Sadece HDP seçmeniyle değil, milliyetçi olduğunu söylediği halde “sen orada olduğun için” deyip HDP’ye oy vereceğini ifade eden insanlarla bile karşılaşıyorum. Gazetecilik yaparken acı hikâyeleri dinlemek, onları aktarmak insanı mutsuz, karamsar kılıyor. Ama açıkçası son iki aydır edindiğim izlenim beni çok umutlu ve iyimser kıldı. AKP açısından işler hiç de iyi görünmüyor.

Seçime üç gün kaldı. 24 Haziran tahminin nedir?

Olağan koşullarda, adil ve dürüst bir seçim yapılabilseydi HDP’nin bir baraj sorunundan söz etmeyecektik. Aslında HDP’li olmadığı halde HDP’ye oy vereceğini söyleyen insanların çokluğuna bakınca, şu anda da bir baraj sorunu olmadığını ileri sürebiliriz. Ama en iyi bildiği şeyin hırsızlık olduğunu bildiğimiz bir iktidarla karşı karşıyayız. O yüzden de 9,9 bandındaymışız gibi çalışmamız, insanlara taktiksel oy kullanmalarının ne kadar hayati olduğunu anlatmamız lazım. HDP’nin barajı aşması, haksızlığa, hukuksuzluğa maruz kalan tüm ezilenlerin sesinin TBMM’ye en gür şekilde yansıması anlamına gelecek. Açıkçası 24 Haziran’da HDP’ye taktiksel oy verecek insanların orta veya uzun vadede HDP’nin kalıcı seçmeni haline gelebileceğini de düşünüyorum. Çünkü HDP artık tüm Türkiye’yi kapsayacak bir seçmen profiline sahip.

24 HAZİRAN’IN SLOGANI ŞU: YA OYUN YA GELECEĞİN

7 Haziran’da da HDP’nin “taktiksel oylar” sayesinde oylarını yüzde 13’e çıkarttığı fakat izleyen süreçte yaşanan savaşın ve baskıların 1 Kasım’da oy düşüşüne sebep olduğu biliniyor. 7 Haziran’da HDP’ye oy verip 1 Kasım’da geri çekilen kesimler hangileriydi?

Çoğunlukla HDP’ye oy veren CHP’lilerin o dönem geri çekildiğine ilişkin yanlış bir algı var. Elbette 7 Haziran’da CHP tabanındaki sol damarı temsil eden veya Kürt meselesinin barışçıl bir biçimde çözülmesini isteyen kitleden gelmiş bir oy vardı. Ama kamuoyu araştırmaları, 1 Kasım’da HDP’den kopanların çoğunluğunun bu kesim olduğu iddiasını doğrulamıyor. Araştırmacılar, 18-32 yaş bandındaki 19 milyon seçmenin 10 milyonunun partisiz olduğunu, 9 milyonunun da sürekli tercih değiştirdiğini söylüyor. Kanımca, 1 Kasım’daki kopuşun büyük bölümü bu kesimde gerçekleşti. Bu kitle içinden, özellikle Kürt meselesinin barışçıl yollarla çözülmesini isteyenlerin, yani 7 Haziran’da oy verip 1 Kasım’da geri çekilenlerin önemli bir kısmının 24 Haziran’da yine HDP’ye oy vereceğini düşünüyorum. Çünkü HDP’li olmadığı halde HDP’ye oy verecek seçmenin temel motivasyonu şer ittifakından kurtulmak.

HDP’nin barajı aşamayıp AKP-MHP’nin parlamentodaki çoğunluğu elde etmesi halinde 24 Haziran sonrasının tufan olacağına ilişkin öngörülere katılıyor musun?

Kesinlikle öyle! Bu seçimin sloganı şu: ya oyun, ya geleceğin. AKP-MHP ve menfaatleri için onlara yancılık edenlerin, cemaatlerin, tarikatların şer ittifakı HDP’yi baraj altında bırakabilirse, ki bunu sadece hileyle yapabilirler, geriye nasıl bir ülke kalacağını hepimiz biliyoruz.

Avukatları aracılığıyla söyleşi yaptığımız Selahattin Demirtaş ise şöyle demişti: “24 Haziran çok önemli bir seçim. Ama öyle insanlığın kaderini falan da belirlemeyecek bu seçimler. Biz her seçimde demokrasi ve özgürlük mücadelesinin çıtasını, kazanımlarını yükseltmeye bakalım. Sonrası ne tufandır ne de sınırsız özgürlükler. Mücadele her iki durumda da sürmek zorundadır.”

Baraj altında bırakılmamız asla mücadeleden vazgeçeceğimiz, tufana seyirci kalacağımız anlamına gelmez. Biz ülkemizde kalacağız ve direneceğiz. Bu iktidara karşı, farklı ideolojilerden insanları “Hayır”da buluşturan şey direnme iradesi zaten. Bıraktık gittik diye bir şey olmayacak. Bu ülkeyi teslim almak o kadar kolay değil. Erdoğan, “Dünya 5’ten büyüktür” diyor ama bu ülkenin de bir kişiden büyük olduğunu unutmasın.

HDP BARAJI GEÇERSE, ERDOĞAN İKİNCİ TURA KALSA DA SEÇİLEMEYECEK!

HDP’nin barajı aşması iktidar açısından üstesinden gelinmez sonuçlar yaratır mı?

İddia ediyorum, HDP’nin barajı geçmesi halinde AKP meclis çoğunluğunu kaybedecek, Erdoğan da ikinci tura kalsa bile seçilemeyecek! Çünkü 24 Haziran’da AKP’nin çoğunluğu sağlayamadığını gören seçmen Erdoğan’dan da kopacak. Nitekim o kopmayı şimdiden görüyoruz da. Cumhuriyet Gazetesi’nden ayrılmadan önce muhafazakâr ailelerin deist veya ateist olmuş çocuklarıyla görüşüp bir yazı dizisi hazırlamaya giriştim. Adaylığım söz konusu olduğu için yapamadığım bu yazı dizisi için 20-25 gençle görüştüm. Bu gençler ciddi bir sorgulama içindeler ve siyasal İslamcılığın gerçek yüzünü gördükleri için dinden kopmuş durumdalar. Bu gençlerin oranı da az-buz değil. AKP ve Fethullah Gülen cemaatinin sahte dindarlık üzerine kurulu çatışmasının altında devletin yağmalanma savaşını, anne-babalarının teori ve pratikleri arasındaki çelişkileri gördükleri için bu noktaya geldiler. İslamcı medya bu kaymayı Kore dizilerine, ergen özentilerine bağlayarak geçiştirse de, hakikat anlattığım gibi. Konuştuğum kadınlardan iki tanesi kırklı yaşlarının sonundaydı, 28 Şubat aktivistiydi ve kendilerini ateist veya deist olarak tanımlıyorlardı. Türkiye, yakın zaman içinde ciddi bir İslami sekülarizme, siyasal İslamın gerçek yüzünü görmüş olan bu gençler sayesinde tanıklık edecek. Az önce sözünü ettiğim 18-32 yaş grubundaki seçmen arasında bu gençler de var. AKP’den kopuş bunlarla oluyor. AKP, yargıyı kullanarak ciddi bir korku iklimi yarattı. Ama seçim süreci başladığından beri korku duvarı yıkıldı. İktidar şu anda sadece kendi tabanını ve suç zamkıyla kendisine........

© Gazete Duvar