We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Selma Gürkan: CHP, HDP ve sosyalistler ortaklaşmalı

142 63 874
08.12.2017
EMEP Genel Başkanı Selma Gürkan, işçi sınıfının AKP’yi sorgulamaya başladığını fakat alternatifsiz olduğu için iktidarla bağını koparmadığını söylüyor. Gürkan’a göre AKP iktidarının sonu, işçi sınıfının ekonomik-sosyal talepleriyle demokrasi güçlerinin siyasal taleplerinin ortaklaşmasıyla gelebilir. Gürkan’a göre ABD’nin hesaplaşması ise AKP’yi yıpratmaz.

Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik buhranın AKP’ye etkilerini sadece sermayenin olası hareketlerine dayandırmak siyasi analiz yapmaya yetmez. Tablonun esas yüzünü işçi sınıfı oluşturuyor. Batan geminin kürek mahkûmları haline sokulmuş olan işçi sınıfı sessiz. Sesini çıkaran, greve yönelen işçilerin ise kafasına patronun ve iktidarın ortak sopası iniyor. İniyor inmesine de, peki işçi sınıfının siyasi eğilimi değişiyor mu?

İktidar mensuplarının cebe indirdiği iddia edilen milyon dolarlar havada uçuşurken, evine ekmek götüremeyen milyonlar açlıktan bitap durumda. Patronların, yöneticilerin, bankaların ve onlar ne istiyorsa veren iktidarın hâlâ işçi ve emekçi kitleler nezdinde karşılık bulması nasıl izah edilebilir? Türkiye’deki işçi sınıfının muhalefet cephesine geçmesi neden söz konusu olamıyor? ABD’de görülen Zarrab davasının, Man Adası’na yapıldığı iddia edilen milyon dolarlık havalelerin, yolsuzluk ve rüşvet çarkına ilişkin bilgilerin işçi ve emekçiler nezdinde bir karşılığı oluyor mu?

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın 399 gün sonra “gıyaben” yargılandığı duruşmadan sonra buluştuğumuz Emeğin Partisi (EMEP) Genel Başkanı Selma Gürkan’la işçi sınıfının vaziyetini, seçimler yılı olan 2019 öncesinde işçi sınıfıyla muhalefetin ortaklaşma koşullarını ve AKP’nin yarattığı enkazı konuştuk…

Selahattin Demirtaş’ın bugün (7 Aralık) Sincan’da görülen duruşmasında yargılamayı takip ettiniz. Demirtaş, tümü konuşmalarına dayanılarak hazırlanan 31 ayrı fezlekenin toplandığı bu davadan 399 gündür tutuklu. Bu davaya dair yorumunuz nedir?

Suçlamaların dayanaksızlığı bir tarafa, yargı sürecinin işletiliş biçimi bile problemli. Demirtaş’a yöneltilen suçlamaların tümü aslında bizatihi AKP’yi mahkûm edecek unsurlar içeriyor. Dava AKP’nin tercih ettiği konjonktürle doğrudan bağlantılı. Yargılamanın bir yanı Kürt sorununun çözümsüzlüğü üzerine kurulu, diğer yanı da muhalefeti bastırma hedefi üzerine. Demirtaş ve Yüksekağ başta olmak üzere HDP’li milletvekilleri, DBP’li belediye başkanları bu yüzden hapiste. Bu tutuklulukların hukukla açıklanacak bir yanı yok.

Demirtaş, hakkındaki toplam 96 fezleke üzerine yapılan duruşmaların hiçbirine çıkarılmadı. HDP’iler “Demirtaş mahkemeden kaçma iddiasıyla tutuklandı ama mahkemeler ondan kaçıyor” diyor…

Figen Yüksekdağ’ın katıldığı duruşmada da görüldü ki, yargılanan yargılayanın, yargılayan yargılananın yerine geçiyor. Demirtaş da mahkemeye çıkarılsa benzer bir tablo oluşturacaktı. Demirtaş ne yapmış? Adam mı öldürmüş, rüşvet mi yemiş, devleti mi soymuş? AKP’li eski bakanların aldığı rüşvetin ABD’de görülen Reza Zarrab davası bağlamında konuşulduğu bir dönemde Demirtaş’ın siyasal demeçleri üzerinden yargılanıyor olması trajikomik. Diğer yandan AKP kendisini güvenceye almak için yolsuzluk-usulsüzlük siyasetinin birikimi sonucunda kendi belediye başkanlarını görevden alırken HDP ve DBP’li belediyelerin üzerine bu kadar gidildiği halde hiçbir yolsuzluk tespit edilebilmiş değil. Bu da ayrı bir trajikomik tablo olarak kaydedilmeli.

Demirtaş’ın avukatları bugün tarihi bir duruşma olduğunun altını çizdi. Sol hareketlerin duruşmayı güçlü bir biçimde takip ettiğini söyleyebilir misiniz?

SYKP eşbaşkanı, EHP eşbaşkanı, HDP’li milletvekilleri oradaydı. Onların dışında belki ÖDP Başkanlar Kurulu üyelerinin ve HTKP yöneticilerinin eksikliği söz konusuydu. Ama sol-sosyalist kesimler bu yargılamaları güçlü bir biçimde takip ediyor. Fakat sol hareketlerin duyarlılığından çok bu yargılamalara güçlü bir demokrasi mücadelesiyle yanıt verilmeliydi. Ne yazık ki bunun eksikliğinin Türkiye’deki siyasal konjonktürden, toplumsal hareketin ivmesinden bağımsız olmadığını söylemeliyim. Eğer bu yargılamalara kitlesel bir mücadeleyle karşılık verebilseydik yaptırım gücü olacaktı. Ama ne yazık ki ekonomik-sosyal taleplerle ilgili mücadelede olduğu gibi siyasal taleplerle ilgili mücadelenin de ivmesi düşük.

İŞÇİ VE EMEKÇİLER KENDİLERİNİN İKTİDARDA OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYOR

İktidarın yolsuzluk-rüşvet iddialarıyla başı dertteyken, ekonomik darboğaz yakıcı hale gelmiş ve enflasyon yüzde 12-13 civarına dayanmışken, işçi sınıfı ağır bir sömürü altında inlerken neden sarsıcı bir demokratik mücadele odağı oluşturulamıyor?

AKP’nin hâlâ emekçiler üzerinde önemli bir siyasi ve ideolojik etkisi var. Hükümet dini çok fazla istismar ettiği için işçi ve emekçiler kendi din ve inançlarından bir ismin, dolayısıyla da kendilerinin iktidarda olduğunu düşünüyor. Fakat özellikle son birkaç yıldır AKP’nin politikalarının bir sonucu olarak işçi ve emekçi halk kesimleri içinde bir sorgulamanın başladığını görüyoruz. 7 Haziran sonuçları, keza bütün baskı ve şiddete rağmen 1 Kasım’da HDP’nin barajı geçmiş olması, CHP’nin çağrısıyla gerçekleştirilen Adalet Yürüyüşü’nün tüm kesimlerde karşılık bulması bu sorgulamanın bir sonucudur. Ayrıca HDP’nin adalet ve vicdan nöbetleri tüm engellemelere rağmen önemli bir biçimde sahiplenildi. 16 Nisan referandumundan çıkan sonuç da halkın bir seçenek arayışı içinde olduğunu gösterdi. Bu arayış, bir mücadele eğilimini de barındırıyor. Fakat henüz AKP’nin siyasal etkisinin emekçiler üzerinde tümden silinmiş olduğunu söyleyemiyoruz. Çünkü halk henüz kopuş noktasında değil, sorgulama aşamasında.

ABD’NİN HESAPLAŞMASI AKP’Yİ YIPRATMAZ

Son günlerde başta Zarrab davası olmak üzere iktidarın bulaştığı yolsuzluk ve rüşvet iddialarının işçi ve emekçi sınıflar nezdinde bir karşılığı oluyor mu?

Biz EMEP olarak genede sanayi havzalarında faaliyet yürütüyoruz. Temas ettiğimiz işçiler arasında AKP’ye, MHP’ye veya CHP’ye oy verenler de var. AKP’ye oy veren işçi ve emekçiler arasında bir sorgulama ve sessizlik vardı ki, buna benzer bir sessizlik 7 Haziran öncesinde de vardı. Çünkü hükümetin politikalarını onaylamıyor ama henüz ondan vazgeçmiş de değil. Derin bir sessizlik atmosferi hakim. Buradaki temel eksiklik, işçi sınıfının güncel sorunlarını çözebilecek alternatif bir siyasi merkezin henüz oluşmamış olması. Şimdi “siz de emekçiler içinde faaliyet yürüten bir siyasi partisiniz ve neden siz bir seçenek değilsiniz” diye soracaksınız. Fakat öncelikle işçi ve emekçilerin kendi gücüyle sorunları çözebileceğine inanması, bunun bilinciyle hareket etmesi gerekiyor.

Sol-sosyalist hareketlerin hedeflerinden biri zaten bu bilinci oluşturmak değil mi?

Tabii, EMEP’in varlık sebebi de bu. Fakat işçi ve emekçi sınıflardaki bilinç henüz AKP’nin siyasal etkisini kırıp kurtuluşunu sağlayacak düzeyde değil.

Bu bilincin oluşması için AKP’nin dışsal faktörlerle yıpranması mı bekleniyor?

Hayır, çünkü biz örneğin ABD’nin hesaplaşmasıyla AKP’nin yıpranmayacağını biliyoruz. Zarrab davası da ABD’nin AKP’yi kendi çizgisine çekme hamlesidir. Yoksa ABD’nin Zarrab’ın verdiği rüşvetlerle ilgilendiğini hiç sanmıyorum. Fakat AKP’yi içine girdiği kirli ilişkiler üzerinden bölge siyasetine razı etmek istiyor. AKP, ABD’yle uzlaşıya girerse, emin olun Zarrab davası kapanır.

AKP’NİN PUSULASI EMPERYALİSTLERLE İLİŞKİLERİ İŞARET EDİYOR

AKP de tam olarak kendi tabanına “ABD emperyalizmine boyun eğmediğimiz için bize kumpas kuruluyor” diyor…

AKP’nin anti-emperyalizmle bir alakası yok. Aksine, emperyalist güçlerin çıkar çatışmalarının yarattığı boşlukları değerlendirerek kendisine bir çıkış yolu bulmaya, bölgede hegemonyasını kurmaya çalışıyor. Bu anti-emperyalistlik değil, ABD ve Rusya gibi iki emperyalist güç arasındaki tercihleriyle ilgilidir. AKP anti-Amerikancı da değil, anti-emperyalist de. Siz hiç bu gerilimler üzerine uluslararası tekellerle........

© Gazete Duvar

Tepkiler & Yorumlar

HUAWEI 1 week

zaten ortaklar..

Tüm yorumlar (1)
Yorum yap

yorumunuz...


küfür, argo, hakaret içeren yorumlar silinir 0/350

HUAWEI 1 week

zaten ortaklar..

Yorum yap