We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

İşte kapı! İtmek mi, yoksa çekmek mi?

28 10 46
18.01.2019
Muhalefet, Türkiye’yi açmazından kurtarmak üzere seçim denilen o hayali kapının önünde durmuş, kapıyı yine hep bildiği yoldan zorlamaya çalışıyor. İttikçe itiyor, oysa hem açmazın çıkışı o kapı değil, hem de kapı ittikçe daha sıkı kapanıyor.

Ortaokuldayken, hatırlıyorum, Türkçe öğretmenimiz bir atasözü seçer, o söz hakkında bir kompozisyon yazmamızı isterdi. Bu alıştırma bana her zaman çok zor gelmişti. Atasözünün kendinde “özel” bir anlamı olduğunu, yazacağımız metinle bu anlamın gizini çözmemizin bizden istendiğini sanırdım. Ne yazarsam yazayım, atasözünün gizine sızamayacaktım. Ataların bilgeliğine benim yeni yetme aklım nasıl ersindi ki? Hep korkardım yanlış anlamış olmaktan. Yazarken suçluluk duygusuna benzer garip, tarife gelmez bir his kaplardı içimi. Çocuk zihni kutsallaştırmaya daha meyilli midir nedir, benim çocuk dünyamda da tarih ötesinden bir takım ataların, önemli şahsiyetlerin sözleri, yazıp çizdikleri kendiliğinden bir doğruluk değeri taşıyordu. Yazdığım kompozisyonlar elimde yok. Ama onların konu edindiği atasözünün hikmetini asla sorgulamadan yazıldığına da hiç kuşkum yok. Atasözüyle aktarılan değer, her ne olursa olsun, pozitif, sorgulanmaz, kerameti kendinden menkul bir şeydi çünkü. Sonraları atasözleri ile ilgili bir derleme kitap edinmiştim; atasözlerinin bazılarının ak dediğine bazılarının kara dediğini görünce atalarımızın dünyasının da çelişik, tutarsızlıklarla bezeli olduğunu anlamıştım. Atalardan hangisine inanacağını seçmen gerekiyordu!

Bunu niye yazdım? Bugün gündemin içinden mi, dışından mı geleceğini bilmeden........

© Gazete Duvar