We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Rakibim Mansur Yavaş

45 24 34
18.01.2019
Mansur Yavaş konuşmasında bol bol araçların ve betonun kenti sarmasına vurgu yaptı. Pek asfalt lafı kullanmadı araç dedi, betonu aynen kullandı. Hatta bir Kızılderili ruhu ile “Betonlaşma uğruna insanı yok saydılar” dedi, yetmedi ardından “Kendisi yüksek olan ama ruhu olmayan binalarımız oldu” ve en sonunda “Şehir insanlara göre değil, araçlara göre tasarlanıyor” bile dedi.

Aylardır aday adayı isimleri konuşmaktan sıkılmıştık. Şimdi adaylar açıklanıyor ve neredeyse tamamlanmak üzere. Hatta insanı ve doğayı yok sayan projeler uçuşmaya başladı. Şimdilerde ise projelerden sıkılmaya başladık. Projeler sonuçta insanın ve doğanın olmadığı, müteahhidin olduğu şeyler.

Geçen hafta Mehmet Özhaseki’nin Ankara için önerilerini değerlendirmiş, genel olarak asfalt üstüne asfalt, beton üstüne beton dökeceğini söylemiştik. Çok sevdiğim bir üstadım aslında beton üstüne asfalt, asfalt üstüne beton döküldüğünü söyledi ki çok haklıydı. Özhaseki’nin belediyecilik yaklaşımı kâbus gibi, o yüzden de kimse umursamadı.

Tam da bu sürecin ardından Mansur Yavaş seçim kampanyasını başlattı.(1) Tabii ki belediyecilik yaklaşımını karşılaştırmak için Özhaseki ile yetinebilirsiniz. Ancak 2014’teki adaylığı sırasında ortaya koyduğu belediyecilik ile de karşılaştırmak gerekir. Aslında o da yetmez, ötesine geçip Ankara’nın tarihi ve Ankaralıların hayalleri ile karşılaştırmak gerekiyor. Çünkü 1970’lerde ve 1989’da inanılmaz bir belediyecilik deneyimi yaşayan Ankara’ya ne önereceğiniz değil ne kadar öteye geçeceğiniz önemli.

Buradan bakınca Yavaş’ın konuşması çok temel noktalardan pek çok şeyi anlatıyor.

Mesela geçen yazımızda AKP’nin projecilik anlayışına karşı çıkıp proje/proje yönetimi tanımını yaptığımız gibi Mansur Yavaş da proje tanımı yaptı ve eleştirdi. Gerçi o sunuşunda proje için tasarım kelimesini kullanmakla yetindi.(2) Ama olsun bu bile iyiydi.

Proje konusunda AKP’nin anti-tezi olduğunu ortaya koyarken sentezi olamadığını gördük. Mesela güneş enerjisini kullanmak ya da 32 km bisiklet yolu taahhüttü AKP’nin projecilik anlayışı ile aynı kulvara düştü. Aslında projecilik eleştirisini bir kat daha özümseseydi ulaşımın bölünemez bir bütün olduğunu ve o kadar ulaşım vurgusu içinde bisikletin bir rolü olacağını görebilirdi. Kaldı ki bisiklet yolu ile çözüm olsaydı 450 km........

© Gazete Duvar