We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Artvin’den Afrin’e

145 64 122
14.03.2018
Kürtlerin boynuna siyasî manevra yapabilmelerini engelleyecek şekilde erdem yükünü asanlar ile bir daha dirilmeyecek şekilde idam hükmünü asanlar arasında fazla bir fark yoktur.

İbrahim Halil Soğukoğlu pek çok kaynakta öyle yüceltilir ki insan süper bir mürşitle karşı karşıya olduğunu düşünmeden edemez. Gürcü olan şahsın baba tarafı Hz. Hüseyin, anne tarafı ise Hz. Hasan’a bağlanır! Tabii bu silsile icadı, yaygın bir “gelenek”in yansımasıdır. Gerçekte Hz. Muhammed’in soyu, Sünnî ve iktidarcı kanat tarafından neredeyse kurutulmuştur. Nitelikli bir tahlil için Mehmet Azimli’nin “X. yy’a Kadar Şii Karakterli Hareketler” kitabına bakılabilir.

Şundan bahsediyoruz: İbrahim Halil Soğukoğlu adlı bir istihbarat onbaşısı 1928’de Rojava’ya gönderilir, imamlık yapar, Mürit Hareketi’ni (MH) kurar, Kürtleri Kürt ağalarına karşı örgütler, Fransızlara karşı savaştırır, Güney sınırını güvenceye alır, Hatay’ı Türkiye’ye bağlatır ve vazifesini tamamlar. Burada ona yeni bir tarih yazmaya girişen anlayışı irdelemeye çalışıyoruz. Zira söz konusu “deneyim” bir tekrarı akla getirirken Kürdistan sorununda iki tutumun öne çıktığını gösterir: 1. Birinci İttihatçılık, yani laisist kurucu ideoloji dindar Kürtleri kendi safında savaştırmıştı. 2. İkinci İttihatçılık, yani ırkçı-dinci ittifak halen ona biat etmeyen seküler Kürtlerle cidal etmektedir. Buradaki öznenin dönüşümü, onun etkisini azaltan bir şey değildir. Ancak şeriatçılıktan aşırı aydınlanmacılığa evrilen nesnenin özne olabildiğini söylemek güçtür.

Yüksek lisans tezini dedesinin hayatı ve itikadî görüşleri hakkında hazırlayan Fehmi Soğukoğlu, bazı “bilimsel tebliğler”le birlikte yeniden inşaya girişmiştir. Mesela 25-27 Aralık 2013’te Antep’te düzenlenen “Millî Mücadele’de Güney Bölgesi Sempozyumu”na sunduğu “İbrahim Halil Efendi ve Mürit Hareketi’nin........

© Gazete Duvar