We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

'Beklenen heyecan' doğmadı, diyor Bay Selvi

484 88 263
14.06.2018
Bu iş zaten seçimde kullanılmak için yapılıyor. Evet, kesin bilgi:) Zira: Kandil’deki PKK varlığında şu son zamanda acilen operasyon yapılmasını gerektirecek bir değişim görülmedi. Yoksa Kandil’e operasyon için şart olan birtakım silah ve teçhizat TSK’nın elinde yoktu da gümrükten anca mı çıktı? Yoo. Son birkaç ay içinde ansızın yeni komutanlar yetişti ve bunlar daha önce akıl edilmemiş operasyon planları mı yaptı? Hayır.

İktidar propaganda aygıtının görece mutedil vazifelilerinden Abdülkadir Selvi, “Kandil’e Türk bayrağını dikmek,” diye yazdı, “40 yıllık PKK ile mücadelemizin neredeyse, ‘Kızılelma’sıydı.” Ne hoş, değil mi? Abdülhamit, İttihat-Terakki, Teşkilat-ı Mahsusa, Enver, Talat, Ziya Gökalp, Nihal Atsız, Recep Peker, Alparslan Türkeş, Komandolar, Ülkücüler, İslâmcılar, Asena’lar, Rabia’lar, hepsi üstüste bindi, içiçe geçti…

Peki, niye oraya bayrak dikmek “Kızılelma”ymış: “Çünkü Kandil, PKK’nın beyni demekti. Kandil’in susturulması demek, PKK’nın belinin kırılması demekti.”

“Beyin” demek yanlış, bu bir. Herhangi bir örgütün “beyni” oradan oraya kolaylıkla geçer. İkincisi: Abdülkadir Bey bilmez mi, PKK’nin bir “mahsül”, bir sonuç olduğunu? “PKK’nın belinin kırılması” diyerek kastedilen her ne ise o hâsıl olduğunda meselenin sadece birkaç yıllığına görünüm değiştireceğini, sonra, kalındığı yerden veya başka yerden, her şeye tekrar başlanacağını?

Daha mühimi -ki, burada öbür vazifedaşlarından farklı olarak genellikle görece sâkin ve edepli bir görüntü veren Selvi de elindeki masumiyet kırıntısını yola saçıyor-, Selvi bilmez mi, PKK bugün kapısına kilit vurup, dükkânı kapattık, dese, devlet içinden birileri ne yapar eder yenisini kurdurmaya çalışır. Bu derin ve dallı budaklı -ve şüphesiz geniş izaha muhtaç- meseleye girmeyeceğim. Şunu demekle yetineyim: Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana Türkiye’de şekillenen devlet yapısı ve devlet-toplum ilişkisi, bir tür savaşsız sürdürülebilir değildir. Bu, asla “iç düşman”sız edemeyecek bir yapıdır. Toplumu hem devlete bağlayan hem de toplumun elini kolunu bağlayan meşhur “bekâ” motifinin özü, kaynağı, kanı, damarı, her şeyi budur. “Dört tarafımız”ın “düşmanla sarılı” oluşu yetmez, hep teyakkuzda olmayı, halkın büyük bölümünü devlet hizmetine koşmayı, muhbir yapmayı, lince hazır kitlelerin her kuşakta yeniden yetiştirilmesini içeren bir projedir bu devlet-toplum ilişkisi.

Geçiyorum, zira şu anda derdimiz başka.

AFRİN VE ÇANAKKALE

Abdülkadir Bey, “Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kandil operasyonunun başladığını açıkladı,” diye devam ediyor. “Nedendir bilinmez ama Kandil operasyonu henüz beklenen heyecanı oluşturmadı. Afrin harekâtında Mehmetçik’e çay yapan sakallı amcaları, börek açan teyzeleri, dolma saran anneleri, askerlik şubesine müracaat eden gençlerin oluşturduğu kuyrukları görüyorduk. Afrin’de bir milli şuur oluşmuştu. Seçim iklimi nedeniyle mi, yoksa iktidarın bunu seçimlerde kullanacağı propagandası mı etkili oldu tam bilemedim ama aynı heyecan dalgası........

© Gazete Duvar