We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Deve gibi, fil gibi bir sıkıntı

144 69 430
17.01.2019
Özel sohbette olsak, sanırım, ana muhalefet lideri, görmüş geçirmiş kıdemli muhasebe şefi edâsıyla, “Yahu,” diyecek tebessüm eşliğinde, “olabilir mi böyle şey?” Ve bize partisinin zaten hiçbir zaman seçim kazanamayacağını, partisi bu cüssesiyle ve kök salmışlığıyla varoldukça başka herhangi bir kitlesel muhalefet partisinin gelişmesi zaten mümkün olmayacağından konumunu ebediyen tutabileceğini, kendisi ve parti yöneticilerinin maksadının da zaten iktidara gelmek olmadığını... anlatırdı.

Ana muhalefet partisi lideri, “valla Türkiye’nin ekonomisini perişan ederiz” tehdidi savuran ABD başkanına çok kızdı. “Kimi tehdit ediyor!” diye kükredi. İcap eden cevabı icap eden tonda vermediği için cumhurbaşkanını eleştirdi. “Bekledim ki en sert tepki iktidar kanadından gelsin, ama gelmedi!” dedi; iktidarıyla muhalefetiyle, seçimi parlamentosuyla olağan siyasî yaşamın sürdüğü bir ülkede yaşıyormuş havası içinde. Onun dünyasında belki de hukuka ve kurumlara dayalı parlamenter demokrasi sürüyordu. En azından ana muhalefet konumu sürüyordu.

Ve bu ana muhalefetin lideri, ülkesini tehdit eden yabancılara karşı, mevkilerine makamlarına bakmaksızın çok sert konuşmayı bilen bir siyasetçiydi: “Buradan açık ve net söylüyorum,” diye haykırıyordu meselâ, “bir sokak kabadayısının diliyle Türkiye’yi kimse tehdit edemez.” Mâlûm, internet devri; bu sözler, arada okyanus bile bulunsa, daha ağızdan çıktığı anda işitiliyordu beri taraftan. Eli kolu dünyanın her tarafına uzananların iş gördüğü, yeşillikler içindeki ufak beyaz yapının odalarına derin bir hüsran duygusu, koridorlarına hüzün, bahçesine hattâ hicran çökmüş olmalı. Ana muhalefet lideri saydırıyordu ki, ne saydırmak: “Kimse şunu unutmasın, Türkiye Cumhuriyeti devleti egemen güçlerin lütfuyla kurulan bir devlet değildir.” İşte bu. Şu sözler ağızdan çıktıktan sonra dünya eskisi gibi olamazdı artık.

Fakat nedense ana muhalefet liderinin ABD başkanına ayar verdiği yerin yüz metre ötesindeki simitçi esnemiş, simitçinin çevresinde yerde susam taneleri ve kırıntılar arayan kuşlardan hiçbiri telaşla havalanmamıştı bile.

Belki de dünyanın bazı kısımlarında bu sert adımın yankısı henüz işitilmemişti.

Ana muhalefet lideri postasını koymuş olmanın iç rahatlığıyla gelecek tezahüratı beklerken, cumhurbaşkanı Amerikan emperyalizminin başkanıyla görüşmüş, her ne görüştülerse, ikisi de bundan pek memnun kalmışlardı. Anayasayı, yasayı, seçmen iradesini temsil eden herhangi bir kurum tarafından denetlenmeyen cumhurbaşkanı, Rusya hesabına bilerek mi çalıştı yoksa bilmeden mi onlara yardım etti diye soruşturulan muhatabıyla “tarihî bir anlaşmaya” vardıklarını düşünüyordu. Emlakçı muhatabıysa tehdidi filan unutmuş, “şu arsayı da aldık mı, siteyi de diktik mi…” havasına girmişti. Ekonomide beraber süper işler yapılacaktı.

Ana muhalefet lideri boşuna köpürmüştü. Sesini yükseltmeden geçirdiği bunca zamanın ardından, tam köpürecek mevzuyu bulmuşken, köprünün altından birden sular akıvermiş, köpüğü bir gecede sürüklemiş götürmüştü.

Ana muhalefet lideri iktidara vatan-millet çıkarları tarafından vurmayı seçmişti. Vatan satılıyor, milletin çıkarları kollanmıyor, yeterli milliyetçilik, yabancı düşmanlığı vs. yapılmıyordu. Bekâ sorunu akut aşamalara, kurt işareti yapmaya bayılan ana muhalefet lideri de kurt işaretinin bolca yapıldığı yerlere yaklaşmıştı.

Gelin görün ki, cumhurbaşkanıyla ABD başkanının görüşmesinden ana muhalefet lideri, cumhurbaşkanı hepimizi azarlarken arada ne kadarını çıtlatırsa........

© Gazete Duvar