We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

HDP, Dersim ve Maçoğlu: Mağduriyet ve mazlumiyet haklı olmayı getirir mi?

38 86 3424
07.02.2019

Ağaçlara bakarken ormanı görmemek çoğu zaman yanıltıcıdır. Tek tek ayrıntılar elbette önemli, ancak siyasete ve gelişmelere bakarken önce temel eksenleri oturtmak gerek. Bu olmadan, ağaçlar arasında kaybolan ve bir sağa bir sola kayan yaklaşımlar işten bile değil.

Bugün yine ve yeni bir yerel seçimle daha karşı karşıyayız. Farkı “başkanlık rejimi”nin hayata geçirilmeye çalışıldığı, bu rejimin yerleşmesinin sağlanmaya çalışıldığı bir kesitte bu seçimlerin yapılıyor olması.

Düzen, başkanlık rejimine geçmekle temel niteliğini ve karakterini değiştirmedi, tersine içinde taşıdığı özü, üzerine çektiği “demokrasi ve hukuk” örtülerini kaldırarak merkezi ve otokratik karakterini su yüzüne çıkardı. Bugünkü rejimin en temel karakteri sermayenin diktatörlüğüdür. Başkanlık rejimini, bir sınıf diktatörlüğünün merkezileşmiş, doğrudan ve daha çıplak hali olarak görmek çok zor olmasa gerek!

Başkanlık rejimi, AKP iktidarı ve bugün yerel seçimlerde AKP-MHP tarafından kurulan gerici-faşist ittifak, 12 Eylül askeri cuntasının kurmuş olduğu düzlemin sermaye düzeni açısından doğal sonucu. 12 Eylül’ün “bizzat” sola ve devrimcilere karşı yapılmış olduğu herkesin malumu.

Demek ki, bugünkü rejimle hesaplaşma aynı zamanda kökleriyle birlikte ele alındığında ancak ve ancak solun görevidir ve bu hesaplaşma, kendi çelişkisiyle, kendi zıttıyla verilecek bir mücadelenin sonucu olabilir.

Bu anlamıyla, bugünkü AKP rejimiyle hesaplaşma, AKP-MHP’nin gerici-faşist ittifakının karşısına çıkılırken devrimci bir siyaset, ideoloji ve gelecek tasavvuru içermek durumundadır. Yoksa yalandan muhalefet, göstermelik muhalefet, etkisiz muhalefet, düzen içi muhalefet dışında başka bir almaşık oluşamaz.

Bugün CHP’nin iflah olmaz müzmin başarısız muhalefetinin ne ülke ne toplum ne de emekçiler için bir karşılık yaratmadığının temel nedeni tam da budur. CHP, ne sol ne devrimci bir partidir. CHP, düpedüz düzen partisi olarak ancak ve ancak emekçilere “umut balonu” olarak şişirilen düzenin sahte soludur. Devrimci bir programa sahip olmayan CHP kadar HDP de bu durumdan bağımsız sayılabilir mi?

12 Eylül’den bugüne Türkiye sosyalist........

© Gazete Manifesto