We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Mâlûm film tam bir sefalet ama Vahideddin ile Mustafa Kemal Paşa arasındaki o konuşmalar gerçektir!

583 4 18
17.01.2019

Türk Tarih Kurumu, bundan beş sene önce Sultan Vahideddin’in bir İngiliz savaş gemisine binerek Türkiye’yi terkedişini konu alan “Ayrılış” isimli 13 dakikalık bir film çevirmişti. Aradan bu kadar zaman geçtikten sonra film hakkında şimdi sosyal medyada bir kavgadır, Kurum’a hakaret üstüne bir hakarettir sürüp gidiyor!

Önce “Ayrılış”ın nasıl bir film olduğundan bahsedeyim:
Aslında “film” bile denmeyecek bir zırvalık, 13 dakika 13 saniye devam eden bir zavallılık eseri! Oyuncular birbirinden çapsız, bütün konuşmalar ve hareketler sun’î, zevksiz, tatsız! Makyaj yerine de suratları cilâlamayı tercih etmişler! Konuşanlar sanki zamanın padişahı ve paşası değil, evin ebleh beyi ile arabacısı Hüsmen Ağa! Türkçeleri de zaten evlere şenlik, meselâ adamın biri padişaha “Sultanım, kararınızda kat’î misiniz?” diye soruyor! Yani “Kararınız kat’î mi?” değil, “Kararınızda kat’î misiniz?” diyor!

Vahideddin’in karşısına Mustafa Kemal Paşa diye tavır fukarası bir acemiyi koymuşlar, padişah, “Asıl şimdi yapacağın işler daha mühim. Mustafa Kemal Paşa, devleti kurtarabilirsin!” diyor; muhatabı, “Merak buyurmayın efendimiz. Görüşünüzü, düşüncenizi anladım. Bana emrettiklerinizi bir an olsun aklımdan çıkarmayacağım. İrade-i seniyyeniz olursa hemen harekete geçiiiiiiim!” cevabını veriyor!

Telâffuzdaki ucuzluğa dikkat buyurun: “Geçeyim” değil, sanki mahalle kahvesinde lâklâk ediliyormuş gibi “Geçiiiiiiim!” deniyor!
Bir sonraki sahnede Vahideddin, “Tamam!” mânâsında başını sallıyor, karşısındaki acemi de aynı şekilde bir kafa sallamasından sonra yürüyor, kapıyı açıyor ve çıkıp gidiyor! Asker selâmı da, sarayda kapıların odanın dışından açılması âdeti, hak getire… Hattâ, Mustafa Kemal Paşa’nın padişahın fahrî yaveri olduğu ve hükümdarın huzuruna göğsünde yaverlik kordonu olmadan çıkmayacağı bile akıl edilmemiş, yahut kordon masrafından tasarruf maksadıyla Paşa’yı oynayan aceminin göğsüne sağ omuzdan sol aşağıya uzanan bir kemer bağlamışlar!

Ve daha ne ucuzluklar! Meselâ, Vahideddin’in İstanbul’u Dolmabahçe Rıhtımı’ndan terkettiğinin bilinmesine rağmen gidiş sahnesinde Dolmabahçe’nin o kadar yakınında olmasına imkân bulunmayan Boğaz’daki meşhur yalılarından biri arz-ı endâm ediyor; padişah hususî doktoru Reşad Paşa’ya, “Reşad Bey” diyor, Reşad Bey ise hafazanallah! Öyle bir âdem ki, Vahideddin’e avaz avaz bağırmadığı, hattâ kafasına bir şeyler geçirmediği kalmış!
Velhâsıl bir ayıp, bir ucuzluk ve bir sefalet ki, hiç sormayın!

MUSTAFA KEMAL’İN ANLATTIKLARI…

Sultan Vahideddin’in “hain” olduğuna inanan yahut tarihçilik mesleğini işin böyle kolayına kaçıp sadece tek bir kelime sarfıyla yerine getirmeyi âdet edinen kesim, beş sene aradan sonra bu sefaleti yeniden diline........

© Habertürk