We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

HELAL GIDA TAYYİBAT

4 0 0
23.12.2018

HELAL GIDA TAYYİBAT

Yasin AYDOĞAN

Konumuz iki mühim kavramdan mürekkeb.

Biri helal, diğeri ise tayyibat.

Helal kelimesi Arapçada çok zengin anlamları muhtevidir.

Kelimenin kullanıldığı yere-bağlama göre değişen manalar şunlardır : İhramdan çıkmak, gelmek, helal olmak, çözmek, sürüklemek, saygısızlık yapmak, gelin (evliliğe aday kız), yer-mekan.

Halle (ha-le-le) : Düğümü çözmek manasına geliyor. Kitab-ı Kerim’in Taha suresi yirmi yedinci ayetinde Hz.Musa (a.s) için “dilimdendüğümü çöz (vahlul ugdeten min lisani)” niyazı bu kelime ile ifade buyurulur. Düğüm zorluğu, sorunu, meşakkati ifade eder, düğümü çözmekse zorluğun, sıkıntının, meşakkatin bittiğini gösterir.

Mahalle (mahal) de bu manada ikamet edilen oturulan yerdir, sizi ve adresinizi yerinizi bildirir.

Bir kere bizim için tartışılmaz bir mükellefiyet olan helali arama bulma görevi, son nefesimize dek sürecek bir mükellefiyettir.

Hayata kazanmak, kar elde etmek için çalışmak şeklinde bakanlar, hedefe yürürken, araçları helal olsun olmasın, Allah (c.c.) meşru kılmış olsun olmasın, mubah addetmeye ve kullanmaya başlıyorlar. Maksat mutlaka kazanmak, kar etmek olunca makyavelist düşünce hakimiyetini kuruyor ve şüpheli olan, tartışılabilir olan, imanla bağdaşmayan, kimliği zedeleyen, misyonumuzla örtüşmeyen, Müslümanlığımızı yaralayan birçok eylemin içinde bulabiliyoruz kendimizi. Ölçü helal olan değil, kazanılan ve artan oluyor. Yani arttıysa, çoğaldıysa “hah başardık, demek ki kazanabiliyoruz!” denilmeye başlanıyor. Kar'ı esas alınca sınırlar ihlal edilebiliyor. Hassasiyetler kaybedilebiliyor.

Saray erkanından, çok büyük yetkileri haiz, şirke meydan okuyan, statükoyu reddeden ve uzun bir uyku ile ödüllendirilen, muvahhid gardaşlarımızı (Ashab-ı Kehf) hatırlayalım. Bir ibret nişanesi olsun için uyandıklarında-uyandırıldıklarında, aralarında istişare ediyorlar, şehre gitmek ve yiyecek bir şeyler almak için. Yanlarında gümüş para var. İfadeye bakın: "Şimdi siz birinizi bu gümüş para ile şehre gönderin de baksın hangi yiyecek daha temiz-helal ise ondan size bir rızık getirsin." (Kehf 18:19)

Helal olanı gözetmek, işte bu sorumluluktur.

Sanal-modern dünya-mantalite hayrı-helali değil karı-kazancı esas alıyor. Onun için gücü kirlidir.

Asla kirlenmemeliyiz.

Bizim için asıl olan, temiz olandır.

Temiz olan, Allah'ın helal kıldığıdır.

Her türlü haksız kazanç pistir. Hak, Rabbimizdendir. Hakka uyan temizdir.

Helal bu açıdan görünebilir-gösterilebilir olan şeydir.

Gizlenmesine, saklanmasına gerek yoktur. Helal, şeffaf oluşun bir diğer ifadesidir. Aslında helal olan, kolay olandır. Helalde bir ömür kolaylık vardır. Helal olanı kimse sorgulayamaz, şaibe altına alamaz, suçlayamaz, dışlayamaz.

Helal olanda sırlar vardır, helal olanda bereket, nusret, lezzet, rahmet, inayet, izzet, hikmet vardır.

Helalde bereket, haramda mahrumiyet vardır.

Haram olanda bunların hiç biri yoktur, sadece kandırmayan geçici bir lezzet vardır.

Helal olan, özünde şaibesiz, temiz, pir-u pak, sağlıklı, faydalı, fıtrata uygundur.

Helal şaibesizdir, hayatın hangi alanına teşmil edersek edelim aynı sonuca ulaşırız.

Kazancınız, mülkünüz, servetiniz, yetkiniz, rütbeniz, makamınız, statünüz, evliliğiniz, eşiniz, çocuğunuz eğer helal ise, alın terine istinad ediyorsa, emeğin karşılığı ise, hak ediş sonrası temlik edilmişse, genel geçer toplumsal doğruların-değerlerin üzerine bina edilmişse helaldir, şaibesizdir. Artık siz huzurun mukimisiniz demektir. Size ne kınama, ne ta’zir, ne tel’in, ne takbih, ne tezyif var. Çünkü helalin adresi-helal adres olmuşsunuz demektir.

Haram olansa şaibeli, pis, necis, sağlıksız, faydasız, değersiz, ğayrifıtridir.

Haram sahibini mahrum bırakan şeydir.

Artık harami hürmetten, hizmetten, itibardan, saygıdan, sevgiden, değerden, hüsnü muameleden, ödülden, teşekkürden, huzurdan, güvenden, sükunetten, ilgiden yani toplumsal yapı içerisinde her türlü değerden mahrum olmuş, mahrum kalmıştır. Tercihini yanlış olandan yana yapmış ve insani mükteseb tüm haklarından kendi kendisini mahrum etmiştir.

Bir şeyin haram oluşu azlık ya da çokluk üzerinden değil nitelik üzerindendir. Haramın azı çoğu hesabı-cezayı değiştirebilir ama haramlığını değiştirmez. Mü’min kimse için haram haramdır ve kesin sınırdır, az veya çok oluşu haramlığını asla değiştirmez.

Matematikte sayı olarak iki, yirmiden küçüktür ve azdır, fakat iman zaviyesinden bakarsak, eğer sayıları da sıfatlandırırsak, helal iki, haram yirmiden hem büyük hem de çoktur. İman perspektifi ile bakabilen-görebilen için burada helali amir Alemlerin Rabbi’nin desteği, yardımı, takviyesi, tahkimi vardır ki insanlar nezdinde az görünen iman ekseninde çoktur. İnsanlar nezdinde bitecek tükenecek azalacak sanılan aslında artacak çoğalacak ziyade olacaktır.

Helal olandan sanal olana evrilen, sanal olanın her şeyi bastırdığı-baskıladığı dünyamızda hayat standartlarımızı geliştirme, kolaylaştırma iddiamıza rağmen aslında işimiz zorlaşıyor. Sanal kazançlar helal kazancı bastırıyor artık.

Sanal dünya, sanal ilişkiler, sanal uygulama, sanal kazanç, sanal tasarım, sanal market, sanal basın, sanal bebek, sanal kart, sanal mağaza, sanal dershane, sanal darbe, sanal makine, sanal aşk, sanal arkadaş, sanal borsa, sanal bilgisayar, sanal bellek, sanal cetvel, sanal cüzdan, sanal çarşı, sanal çizim, sanal çiçek, sanal çeviri, sanal eczane, sanal eğitim, sanal futbol, sanal gezinti, sanal hukuk, sanal harita, sanal hesap, sanal hayat, sanal imza, sanal ihbar, sanal ihanet, sanal ışık, sanal lig, sanal müze, sanal müzik, sanal numara, sanal ofis, sanal oyun, sanal otogar, sanal öğretim, sanal ödeme, sanal radyo, sanal sürücü, sanal sunucu, sanal şikayet, sanal şirket, sanal şube, sanal tercih, sanal telefon, sanal uyuşturucu, sanal ülke, sanal üniversite, sanal ürün, sanal vatandaşlık, sanal yazıcı, sanal yayın, sanal yaşam, sanal zemin, sanal zina, sanal zar. Seküler mantığa dayalı yaşam biçimi hayatımıza neler sokmuş, her şey sanallaştı, her şeyin sanalı var artık.

İnsanlar “kar-kazanç olsunda nasıl olursa olsun” mantığı ile hareket ediyorlar. Sanal dünyanın bezirganları da bu yönümüzü kışkırtıyor ve bizi sanala doğru tahrik ediyorlar. Çıkarcı, menfaatperest arızalı kimlik sanal muharrik unsurlar eliyle çoğalıyor-çoğaltılıyor.

Terkibde diğer kelimemiz tayyib-tayyibat.

Bu kelimede Arapçada zengin anlamlar içeriyor : güzellik, ferahlık, hoş olmak, temizlik, doğruluk, mutluluk.

Kur’an’da tayyib kelimesi bazı terkiblerle (tamlama) nazara verilir.

Helalen tayyiben : “Ey insanlar! Yeryüzündeki helal ve temiz (meşru ve iyi) olan her şeyden yiyin-yararlanın! Şeytanın izinden gitmeyin! Çünkü o sizin apaçık düşmanınızdır.” (Bakara 2:168)

Saiden Tayyiben : “Ey iman edenler, namaza kalktığınız zaman yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın, başlarınızı meshedin ve her iki topuğa kadar ayaklarınızı da (yıkayın.) Eğer cünüpseniz temizlenin (gusül edin); eğer hasta veya yolculukta iseniz ya da biriniz ayak yolundan (hacet yerinden) gelmişse yahut kadınlara dokunmuşsanız da su bulamamışsanız, bu durumda, temiz bir toprakla teyemmüm edin (hafifçe) yüzlerinize ve ellerinize ondan sürün. Allah size güçlük çıkarmak istemez, ama sizi temizlemek ve üzerinizdeki nimeti tamamlamak ister. Umulur ki şükredersiniz.” (Maide 5:6)

Tayyibati ma razegnakum : “Üzerinizdeki bulutla sizi gölgeledik, size menn ve selva ikram ettik: Size verdiğimiz rızıkların temiz olanlarından yiyin (diyerek)... Bize kötülük etmediler, fakat kötülük ettikleri yalnızca kendileriydi.” (Bakara 2:57)

Tayyibati ma kesebtum : “Siz ey iman edenler! Kazancınızın temiz ve helal olanından ve sizin için topraktan bitirdiğimiz ürünlerden karşılıksız harcayın; fakat, size verildiğinde gözü kapalı olmadıkça el uzatmayacağınız, bayağı ve haram olanı vermeye kalkmayın! Zira iyi bilin ki, Allah (kendi kendine ve tüm varlığa) yetendir, hamdin her türüne layıktır.” (Bakara 2:267)

Zürriyyeten Tayyibeten : “İşte o anda-orada Zekeriyya Rabbine şöyle dua etti: "Rabbum! Bana katından güzel-hayırlı bir nesil-soy bağışla; çünkü sen tüm duaları işitensin!" (Al-i İmran 3:38)

Mesakine Tayyibeten : “Allah, mü'min erkeklere ve mü'min kadınlara içinde ebedi kalmak üzere, altından ırmaklar akan cennetler ve Adn cennetlerinde güzel meskenler (düzenli, güvenli evler) vaadetmiştir. Allah'tan olan hoşnutluk ise en büyüktür. İşte büyük kurtuluş ve mutluluk budur.” (Tevbe 9:72)

Kelimeten Tayyibeten : “Görmedin mi ki, Allah nasıl bir örnek vermiştir: Güzel bir söz, güzel bir ağaç gibidir ki, onun kökü sabit, dalları ise göktedir.” (İbrahim 14:24)

Hayaten Tayyibeten : “Erkek olsun kadın olsun, her kim Allah’ın razı olacağı sağlam, yerinde, doğru ve ıslaha dönük işler yaparsa, hiç kuşkusuz ona temiz ve güzel bir hayat yaşatırız. Böyle davrananları yine hiç kuşkusuz, yaptıkları en güzel işleri esas alarak mükâfatlandırırız.” (Nahl 16:97)

Tahiyyeten mubaraketen tayyibeten :”(Eğer güç gelecekse) görme özürlü zora koşulamaz, yürüme özürlü zora koşulamaz, hasta zora koşulamaz; ve (aile bireyleri olarak) sizin kendi evlerinizde veya babalarınızın evlerinde, veya annelerinizin evlerinde, veya erkek kardeşlerinizin evlerinde, veya kız kardeşlerinizin evlerinde, veya amcalarınızın evlerinde, veya halalarınızın evlerinde, veya dayılarınızın evlerinde, veya teyzelerinizin evlerinde, veya anahtarları size teslim edilmiş olan yahut da sadık arkadaşınıza ait olan (evlerde) yiyip (içmenizde) bir sakınca yoktur; hep birlikte ya da ayrı ayrı yemenizde de bir beis yoktur. Bundan böyle bir eve girdiğiniz zaman, birbirinize Allah katından bir esenlik, bir bereket ve mutluluk dileğiyle selam veriniz: Bu mesajları Allah size işte böyle açıklamaktadır ki, akıllıca hareket edebilesiniz.” (Nur 24:61)

Beldetun tayyibetun : “Doğrusu (bu), yurtlarında bir nice ibret bulunan Sebe halkı için de geçerliydi: sağdan ve soldan boylu boyunca uzanan cennetler (gibi bir doğa, hal diliyle sanki şöyle sesleniyordu): "Rabbinizin size bahşettiği rızıktan nasiplenin, ama O'na olan şükrünüzü de eda edin! (İşte) tarifsiz güzellikte bir yurt (yaşanmaya değer temiz, güvenli şehir-belde )ve tarifsiz bağışlayıcı bir Rab!" (Sebe 34:15)

Bi Rihin Tayyibetin : “Sizi karada ve denizde gezdiren O'dur. Dahası (tutun ki) sizler gemide bulunuyosunuz, tatlı-latif-hoş bir rüzgarda onunla yol alıyorsunuz, üstelik tam da bunun sevinciyle mest olmuşsunuz; derken bir fırtına yakalıyor gemiyi ve dalgalar her yandan yolcuları kuşatıyor. Artık onlar dört bir yandan (ölümle) sarıldıklarına kanaat getirmiş vaziyetteler; tüm içtenlikle Allah'a yönelip yalnız O'nun nizamına sığınarak; "Eğer bizi bu beladan kurtarırsan yemin olsun ki şükredenlerden olacağız!" diye yalvarıp yakarıyorlar.” (Yunus 10:22)

Ke Şeceratin Tayyibetin : “Görmedin mi ki, Allah nasıl bir örnek vermiştir: Güzel bir söz, güzel bir ağaç gibidir ki, onun kökü sabit, dalları ise göktedir.” (İbrahim 14:24)

Tayyib ve tayyibat ile ilgili Kerim Ayetlere dikkatle baktığımızda şunları görürüz :

Medine (medeniyet şehri) modeline dair ipuçları veriliyor.

Hilkatte tertemiz-meşru olarak var edilen her şeyi hayatı idame ederken, insanın hizmetine........

© Hilal Haber