We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Bunun adı yerli Watergate’dir

156 0 1
14.06.2018

ANALİZ

Cumhurbaşkanı adaylarından Tayyip Erdoğan önceki gün yaptığı konuşmada “devlet adına” çok önemli bir bilgi paylaştı.
Rakiplerinden CHP adayı Muharrem İnce’yi eleştiren Erdoğan aynen şunu söyledi;
“Bu zat cuntacılar, darbeciler hakkında ne düşünüyor. Diyarbakır’da dün miting yaptı. İstihbarattan aldığım bilgiye göre, mitinge katılanların neredeyse tamamı HDP’li. Söyle bana arkadaşını söyleyeyim sana kim olduğunu.”
Erdoğan’ın “istihbarat” diyerek kimi kastettiği tam belli değil.
Ancak bu MİT olabilir veya Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi Başkanlığı ihtimalini de düşünmek gerek.
En son olarak Genelkurmay askeri istihbaratı da bu bilgiyi kendisine vermiş olabilir.
Kim olursa olun Erdoğan “İstihbarat bilgi verdi” diyorsa bu resmi bir kuruluştur.
Çünkü aksi takdirde Erdoğan’ın “Aldığım bilgilere göre” veya “bana gelen istihbarata göre” derdi.
Oysa “istihbarattan aldığım bilgiye göre” diyerek bunun resmi olduğunu açıklamış oluyor.
Nitekim zaten bu sözleri söylerken yaptığı vurgudan bunun resmi bir kurum olduğu anlaşıyor.
AKP’nin adayı rakibini sıkıntıya sokmak için “istihbarat” konusunu övünerek söyleyebilir ama aslında yaptığının bir anayasa suçu olduğunu ve eğer Türkiye’ye demokrasi ve hukuk düzeni tekrar gelirse yargılanmak durumunda kalacağını da bilmelidir.
Sadece bu anayasa suçunu işleyen kendisi değil, o istihbaratı kendisine sunan resmi kurumların başındaki kişilerin de mutlaka yargılanacağını söylemek gerek.
Şunu hepimiz bilmeliyiz; Tayyip Erdoğan mitinglerini, toplantıları, iftar davetlerini ve tüm gezilerini Cumhurbaşkanı olarak değil bir partinin cumhurbaşkanı adayı olarak yapıyor.
Tüm bu etkinliklere elbette “resmi kılıflar” bulunuyor ama Diyarbakır’da İnce’nin mitingine ajan göndermeye hiçbir kılıf bulunamaz.
Bu olay Amerika’da başkan deviren Watergate skandalından farklı değildir.
Çünkü devletin resmi istihbarat görevlileri, bir cumhurbaşkanı adayının mitingine gitmişler ve bir başka cumhurbaşkanı adayı için istihbarat toplamışlardır.
Bunun affedilir yanı olamaz.
Devletin istihbarat kuruluşları bir adayın kazanması için devletin gücünü ve yetkisini kullanarak insanları izlemeye alamaz, bunu raporlayamaz.
Şu anda MİT, Emniyet ve Genelkurmay zan altındadır. Erdoğan “istihbaratı hangisinden aldığını” söylemiyor, o halde bu anayasa ihlaline kim kalkıştıysa çıkıp itiraf etmelidir.

BUNU YAZMAK GEREK

Muharrem İnce’nin Diyarbakır mitinginin devletin resmi istihbarat ajanları tarafından izlenmesi ve İnce’yi yıpratmak amacıyla Erdoğan için raporlanması rezaletinin bir benzeri 1972 yılında Amerika’da yaşanmıştı.
Cumhuriyetçi Nixon’ın kadroları tarafından 1972 seçimleri için kurulan Başkan’ı Yeniden Seçtirme Komitesi (Committee for the Re-election of the President), Nixon’ın seçim kampanyası için bağış toplama işlevini aşarak, Amerikan tarihinin aydınlatılabilmiş en büyük yolsuzluk skandalına imza atmıştı.
17 Haziran 1972 tarihinde Demokrat Parti’nin Watergate binasındaki ofisine giren 5 kişi hırsızlık yaptıkları iddiasıyla tutuklanmıştı.
Önce basit bir hırsızlık........

© Korkusuz