We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Hem sandığa git hem boykot et

604 0 2
14.03.2018

ANALİZ

Geçtiğimiz hafta yazdığım “Bir aday bulmak yerine seçime katılma oranını yüzde 50’nin altına düşürmenin yolları aranmalı” yazıma olumlu olumsuz tepkiler gelmeye devam ediyor.
Bu öneriyi çok yerinde bulanlar olduğu gibi bunun saçma sapan bir öneri olduğunu söyleyenler ve beni bozgunculukla suçlayanlar da var.
Önemli bir kesim ise “Bu keşke yapılabilse ama” diyerek “böyle bir toplumsal hareketin örgütlenmesinin çok zor olduğunu” belirtiyor ve bunun umutsuz bir çaba olacağını söylüyor.
Benim amacım “en iyisini buldum” diye ortaya çıkmak değil.
Ancak şu gerçeği görelim artık. Önceki gece Meclis’ten alel acele sabaha karşı geçirilen yeni yasalarla AKP’nin seçim kaybetmesi neredeyse olanaksız hale getiriliyor.
Buna karşı etkili bir muhalefet yapılamaz ve gidilen yanlıştan dönülemezse bir ihtimal 2019 seçimi bile yapılmadan yeni rejime geçmiş olacağız.
Meclis’teki tartışmalardan sonra geçirilen ittifak yasasını dün Halk TV’deki Yazıişleri programında değerlendirirken “Seçimlerde katılma oranını yüzde 50’nin altına düşürme formüllerini konuşurken yeni fikirler ortaya çıkıyor” dedim.
“Boykot” sözü demokraside belki sevimsiz görünebilir. Demokrasinin temeli olan oy kullanmayı bir kenara bırakmak eğer kitlesel olarak sağlanırsa bir demokratik karşı çıkış biçimi olmasına rağmen yine de itici gelebilir birçok kişiye.
Bu nedenle aldığım çeşitli fikirlerle bu görüşümü yeniden ele aldım.
Diyorum ki “Boykot yapıp seçime gitmemek iyi bir şey değil. Bu nedenle sandığa giderek boykotu düşünelim.”
Bu nasıl olacak?
Anlatayım.
Seçim günü herkes oy kullanmak üzere sandığa gider. O gün aynı zarfa iki pusula koyacağız ve sandığa atacağız.
Birinci pusula milletvekili seçimi için. Hangi partiye oy vereceksek işaretleyelim ve zarfa koyalım.
İkinci pusula ise Başkan adayını belirleyen pusula. İşte o pusulayı “geçersiz hale getirdikten sonra” sandığa atabiliriz.
Bu durumda ortaya şöyle bir manzara çıkacaktır.
Diyelim ki seçime katılan 50 milyon seçmen var. Milletvekili seçimi için 50 milyon kişi oy kullanmış demektir.
Oysa aynı zarftan çıkan diğer pusulaların yüzde 50’sinden fazlası geçersiz hale getirilmiştir.
Böylelikle AKP adayı seçimi kazansa bile seçime katılanların yüzde 50’sinin oyunu alamamış duruma düşecektir.
Bu başarılırsa demokrasi tarihine geçecek olağanüstü bir başarı olacaktır. Seçilen kişi yüzde 50’nin altında oy almış olacaktır ve hakkında “meşruiyet” tartışması açılacaktır.
Diyeceksiniz ki “kim takar meşruiyeti?”
İlk anda haklı gibi görünürsünüz ama sandığa giden halkın yarıdan fazlası oylarını geçersiz hale getirecek bir eyleme imza atıyorsa buna rağmen seçilen kişinin o makamı uzun süre işgal etmesi asla mümkün olamaz.
Böyle bir bilince ulaşmış halkın önünde duracak bir güç olabilir mi?

CANIMI SIKAN ŞEYLER

İran’da düşen özel uçakta 11 genç kız ve kadının yaşamını yitirmesinden sonra “dindar-kindar” görünümlü insanlıktan nasibini almamış kimliği belirli/belirsiz sayısız kişinin........

© Korkusuz