We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Moskova görüşmesinin sonucu Adana Mutabakatı mı?

2 2 4
05.02.2019

23 Ocak 2019’a yapılan Moskova zirvesi ile Suriye meselesinde taşlar yeniden döşenmeye başladı. Bu görüşmenin üzerinde en çok tartışılan konusu, Rusya Devlet Başkanı Putin tarafından telaffuz edilen Adana Mutabakatı oldu.

Devletlerarasındaki ilişkilerde, tıpkı insanlar arasında olduğu gibi söylenenler kadar söylenmeyenler üzerine düşünmek gerekir. Bu durumda basın açıklamasına bakalım ve açıklamaları değerlendirelim.

Basın açıklaması yaklaşık 30 dakika sürdü. Önce Putin sonra konuğu Erdoğan konuştu. Putin doğaçlama, Erdoğan ise, uzun zamandan beri ilk defa, hazırlanmış bir metni okuyarak açıklama yaptılar. Bu içeride farklı bir şeyler olduğunun karinesi gibiydi.

(Basın açıklamasının analizi TRT yayının, YouTube’a yüklenmiş olan videosu üzerinden yapılmıştır.)

Basına açıklamalar

Putin baştaki nezaket cümlelerinden hemen sonra, “Suriye’de, BMGK 2254 sayılı kararı üzerine siyasi ve diplomatik yollarla çözüm istiyoruz. Ülkenin (Suriye’nin) birliği, toprak bütünlüğü ve egemenliği prensibine de sadık kalmaktayız. İşte bu ilkelerden yola çıkarak Astana formatı çerçevesindeki işbirliğimiz konusunda görüş alışverişinde bulunduk.” dedi.

Bu cümleler BMGK kararı ile uluslararası meşruiyete, Suriye’nin birliği, toprak bütünlüğü ve egemenlik yapısı da Suriye’nin Arap Devleti olduğuna bir vurgu olarak öne çıktı.

Aslında Astana sürecinde yapılan liderler zirvelerinin üçünde de Suriye’nin Arap devleti olduğuna yani egemenliğine yapılan vurgu, sonuç bildirilerinde güçlü bir şekilde yer almıştı. Astana sürecine dair “meselenin çözümü için en verimli format” sözleri bunu hatırlatır gibiydi.

Uluslararası meşruiyete vurgu ise daha sık kullanılmaya başlandı. Bu husus gittikçe de öne çıkmaya başlayacak gibi görünüyor. ABD’nin çekilme açıklaması ile bu meşruiyet tartışmasında Türkiye biraz zorlanacak gibi görünüyor. Rusya, Suriye Hükümeti tarafından davet edilmiş durumda. Bu konuyu Putin güçlü bir şekilde vurguladı.

En önemli anlaşmazlık: Kim terörist?

Putin konuşmasında, yeni Suriye Anayasası için kurulması planlanan komitenin yeni devlet formatı için önemli olduğunu vurguladı. Ve arkasından “Terör örgütlerinin durdurulması için birçok adım atıldı.” dedi. ABD’nin çekilme kararını da görüştüklerini belirterek, “Bu bölge Kürtlerin elindedir. Bu bağlamda Şam’ın Kürtlerin temsilcileri ile diyalog içerisinde olmalarını teşvik ediyoruz. Bu birlik sağlanacak, uzlaşma sağlanacak olursa sadece Suriye’nin hayrına değil komşu ülkelerin de hayrına olacaktır.” cümleleri ile devam etti.

Bunlar, Astana sürecindeki liderler zirvelerinin sonuç bildirilerinde de imza altına alınmış olan ancak halen devam eden derin fikir ayrılıklarına işaret eden sözler.

Rusya, PKK/PYD/YPG unsurlarını terörist olarak görmediklerini bir kere daha açıklıkla vurguladı. Şam ile aralarındaki diyalogu kendisinin kurduğunu belirtti. En önemlisi de “Bu uzlaşmanın komşu ülkelerin hayrına olacağı”nı da söyledi. Bu bölgenin iki komşusu var, birisi Türkiye diğeri Irak. Ama doğrudan Türkiye’nin işaret edildiği de açıktı. (Irak yerine IKBY demek bile mümkün. Bu konuda daha önce yazılmış olan yazımıza bakılabilir*.)

Putin, “Türkiye ve Rusya’nın çatışmadan sonraki dönemde de işbirliği yapması gerektiğini” belirterek “…ki bu şekilde zorunlu olarak yerlerini değiştirmiş olanların güvenli bir şekilde ülkelerine dönebilsinler.” demiştir. Türkiye’nin başını çok ağrıtan Suriyeli sığınmacılar meselesini hatırlatarak, açıkça diplomatik koz olarak kullanılan bir durum söz konusudur.

Peki, biz ne dedik?

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasının........

© Milli Devlet