We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Şehri kim öldürdü?

7 0 0
15.01.2019

Bir “yatay mimari” lafıdır gidiyor. Sanki tek sorunumuz binaların yüksek veya alçak olmasıymış gibi “artık dikey mimariye izin vermeyeceğiz, yatay mimariye yöneleceğiz” deniyor. Burada “artık” ifadesine dikkat etmek gerek.

“Artık” müsaade edilmeyecek ama zaten iş işten geçmiş, yapılacağı kadar “dikey” bina yapılmış, şehirlerin canına okunmuş ve “artık yapılmayacak” müjdesi veriliyor. Müsaade edilse ne olur, edilmese ne olur…

Zaten mesele binaların yatay veya dikey olmasından ziyade, beton ve inşaat takıntısının şehirleri istila etmesi, yağmalaması, canına okumasıdır. Mesele, “inşaatla büyüme” anlayışına, rant aşkına şehirlerin feda edilmesidir. Binaların kat sayısını az veya çok olması, olsa olsa bir detaydır. Meseleyi doğru bir şekilde ele almadan, yani teşhisi doğru koymadan nasıl doğru tedavi uygulanacak?

İstanbul özelinden ilerlersek, kısıtlı bir alana “sığışmak” zorunda kalan 15 milyon nüfusun ulaşımı, sosyal yaşamı, hayat kalitesi vs halihazırda büyük bir sorunlar yumağıyken, yeni ve “çılgın” projelerle........

© Milli Gazete