We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Konuşalım mı biraz?

7 0 0
17.01.2019

Konuşmayız. Yeminliyizdir sanki konuşmaya. Kırılırız konuşmayız. Güceniriz konuşmayız. Kızarız konuşmayız. Şaşırırız konuşmayız. Severiz konuşmayız. Özleriz konuşmayız. Sevilmek isteriz konuşmayız. Özlenmeyi bekleriz konuşmayız. “Yanımda olsa da sarılsam” deriz, yanımıza gelince konuşmayız. “Ne kadar güzel gülüyor” deriz, gamzelerine değecek cümleler kurmayız. “Beni çok incitti” deriz, incinmişliğimizi konuşmayız. “Beni anlamıyorlar” deriz kendimizi anlatmak için konuşmayız.

İçimize atarız her şeyi. Dedik ya yeminliyizdir sanki diye. Ne yaşatırsa yaşatsın bize karşımızdaki, konuşmayız. Güzel şeyler hissettirene güzel cümleler kurmayız. Kötü hissettirene, “Neden ama?” ile başlayan sorular sormayız. Hoşa gitmeyecek işler yapana, “Bu yanlış” haykırışı yapmayız. Yanlış yollarda olana, “Gittiğin sokak çıkmaz” uyarısı yapmayız.

Veya yanlış kulaklara mırıldanırız derdimizi. Muhatabımız haricinde tüm dünyaya dökerken içimizi bir asıl bilmesi gereken duymaz ne dediğimizi. Alakasız mecralara açarken kalbimizi bir o bilmez bizim derdimizi. Hunharca konuşuruz aslında, buna konuşmak denirse. Arkasından ve asla duyma ihtimali olmayan yerlerde olabildiğince haykırırız. Enine boyuna masaya yatırırız her ayrıntısını sıkıntımızın. “Bana şöyle dedi” ile başlayıp, “Gözlerini böyle devirdi” ile devam ettirdiğimiz, gazımıza gaz verecek, kırgınlık veya öfkemizi büyütecek ama çözüm yolunda zerrece faydası dokunmayacak saatlik konuşmalar yaparız. Bu konuşma değil suskunluktur aslında...

Konuşmamak içimizi yakar alabildiğine. “Ben şöyle düşünüyorum, ben şu ruh halindeyim” diye açıversek kalbimizi karşımızdakine, büyümeden çözülecek sorunlar oysa. Yaptığımız durumlardan, ne dediğimiz belli olmayan üstü kapalı paylaşımlardan, buram........

© Milli Gazete