We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

‘Selâhiyet sâhibi olmak ve izâhın keyfiyyeti’

5 0 10
22.12.2018

“İzâhât, Cemaati Şahsa Bağlar, Kitaba Bağlamaz” deniyor (?) (3/4)

Evet, demiştik ki; bütün bu delîller tahtında, “İzâhât, Cemaati şahsa bağlar” ifâdesinden murâdın ne olduğunu yeniden düşünmek lâzım geliyor. Mâdem selâhiyet sâhibi olanlar yapıyor ve yapabilir, o vakit problem; selâhiyet sâhibi olmayanlarda başlıyor..! Bunu ayrıştırabilmek için selâhiyet sâhibi olanları nasıl anlar ve tanırız buna temâs edeceğiz.

SELÂHİYET SÂHİBİ OLMAK VE İZÂHIN KEYFİYYETİ

‘Nur’un Büyük Kumandanı, Zübeyir Gündüzalp’ kitabından Hamdi Sağlamer anlatıyor : “Bir keresinde Karadeniz’i dolaştıktan sonra Ankara’ya gelmiştim. Zübeyir Ağabey de İstanbul’dan gelmişti. Orada Türkmenoğlu ve Fırıncı Ağabeyin de olduğu bir sırada, kendisine bir soru sormuştum: ‘Siz, Konferans’ta ‘Risâle-i Nurların izaha ihtiyacı yok, Risale-i Nurlar kendi kendini izah eder’ diyorsunuz. Hâlbuki bazı yerlerde dinleyenlerin anlayabilmesi için izaha ihtiyaç hissediyoruz. Hem Üstad, Mektubat’ta ‘Risale-i Nur dairesine giren allâme ve müçtehitler de olsa vazifeleri yalnız bu derslerin şerhleri ve izahlarıdır veya tanzimleridir’ diyor. Demek şerh ve izaha müsaade var’ dedim. (Şerh ve izâha müsaade var denmesine Zübeyir Ağabey’den i’tirâz gelmediğine de ayrıca dikkat.)

Bunun üzerine (Zübeyir Ağabey) bana:

‘Kardeşim, sen imanî bahislere ait başka kitap okudun mu?’ dedi. Ben de:

‘Hayır, ben Risale-i Nur’dan başka bu hususta kitap okumadım’ dedim.

‘(O da) O zaman senin yaptığın izah, zaten Risale-i Nur’un kendi kendini izahıdır. Zira okuduğun bir yeri, yine Nurlardan okuduğun başka bir yerle izah ediyorsun. Bunda bir beis yok’ dedi.”

Yâni, yine Risâle-i Nûr’dan aldığın derslerle izâh etmiş oluyorsun, denilmiş..

Aynı kitaptan bir başka nakil, Dr. Macit Türkmenoğlu anlatıyor :Biz o zamanlar dersin açıklanmasına karşı idik. Fatih’te Halil Küçük’ün evinde bir ders olmuştu. Prof. Dr. Servet Armağan ders okuyordu. Ben içimden onu yadırgamıştım. Fakat kendisine bir şey söylemedim. Ertesi gün Zübeyir Ağabey beni görünce tebessüm etti ve sanki içimdeki kızgınlığı okur gibi bana, ‘Bak kardeşim Servet Bey ne güzel açıklama yaptı…’ diyerek beni dengeye getirmek istedi. Müthiş bir eğitimciydi. Sizin yanlışınızı direkt olarak söylemez, başkasındaki bir örnekle bağlantı kurar, dolayısıyla size ders verirdi.”

Aynı kitaptan Ahmet Emin Dernekli anlatıyor : “Derslerden sonra bazen birine ayakta şevkle iki saat anlattığım olurdu. O da dinlerdi. Fakat bu durumun uygun olup olmadığını Zübeyir Ağabeye sordum. Şöyle dedi: ‘Kardeşim, anlattığında dinliyorsa anlat, okuduğunda dinliyorsa oku, devam et.”

Prof. Dr. Ahmed Akgündüz Anlatıyor : “(Derste yapılan izâh esnâsında) Sungur Ağabeyin yüzüne bakmak kâfidir. Eğer, yüzünde bir gülümseme, bir inşirah varsa yapılan açıklamadan hoşnut olduğu anlaşılır. Ama yüzü asılıyor ve kararıyorsa o izah Risale-i Nur’un ruhuna aykırı gidiyor demektir. Hatta bazen (Mehmet) Kırkıncı Hoca’mın yaptığı uzun izahlara bile, ‘Yeter hoca bu kadar’ dediğini hatırlıyorum. Ben de haddimi aşarak eskilerin haşviyat dedikleri izahlara daldığım zaman, Sungur Ağabey’in canı sıkıldığını, başını öne eğdiğini görmüşümdür. İşte Risale-i Nur’un şerh ve izahı noktasında Sungur Ağabey’in Nur’da fani bu hali….” (Üstad’ın Manevî Evladı, Fena Fi’n-Nur, Mustafa Sungur, Nesil Yayınları)

Önemli bir hatırlatma: Dersi okuyan kişide olması gerekenler nedir diye bir değerlendirme yapmıyoruz, izâh mes’elesinde selâhiyet sâhibi olmak adına birkaç husûsu kısadan paylaşıp devâm edeceğiz zirâ, bu mes’elede belki ayrı bir makâle yazmak icâb ediyor.

İzâh mes’elesinde selâhiyet sâhibi olmak ise, o mes’ele veya mevzû hakkında (mâbeynimizde Risâle-i Nûr ve hakîkatleridir) yetkili olmak demektir ki, en azından; Risâle-i Nûr’un tamâmına ve bilhassa okunan bahse ve konuya tam vâkıf olmak yâni Risâle-i Nûr’un künhünü özümsemiş ve izâh edilecek mes’eleyi risâlelerin bütünlüğüne olan vukûfiyeti ile bilen ve gerektiği vakit sâir risâlelerden yâhut hâfızasından tamamlayabilen, doğru temâs edebilen ve izâhatlarını risâlelerden aldığı dersler ile beyân edebilen ve yerinde misâller ile tekmîl edebilen ve yaptığı izâhlarda gereksiz uzatmalara girmeyen, okuduğu risâleden daha fazla konuşmayan, konu bütünlüğünden uzaklaşmayan, uzaklaştırmayan ve hissiyatını kontrol edebilen ve dersi kendi nefsine okuyan hâlis, muhlis hakîki Nûr Talebeleridir.

Ve ulûm-u dîniye tahsîli bulunan bir Nûr Talebesinin ise, hele hele Tefsîr, Hadis, Fıkıh, Sarf ve Nahiv, Mantık, Belâgat vb. ilimleri bilip de bu ilmî tahsîlini ve birikimini Risâle-i Nûr havuzunda eritip kuvvet verecek tarzda, risâlelerin uslûbuna ve tarzına da muvâfık bir sûrette izâh ve beyânları ise çok daha........

© Risale Haber