We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Varsayımdan üretilmiş ‘delil’le ağırlaştırılmış müebbet!

42 1 12
08.10.2018

Türkiye: Kendi varsayımını ‘hakikat’ sayıp onun üzerine ‘büyük’ fikirler kuran yazarların cennet ülkesi...

Hem bu girişle ne demeye çalıştığımı özetlemek hem de bu işin ustalarından birine hakkını teslim etmek için yıllar önce kaleme aldığım ve başlığı “Delili kendi varsayımı olan yazar” başlıklı Bekir Coşkun portresinden birkaç paragraf aktararak başlayacağım:

“Yazar yazılarını kendi varsayımlarının doğruluğu, kendi dar ve kişisel gözlemlerinin mutlak geçerliliği üzerine kurar. Üzerinde kalem oynattığı konuya ilişkin, geçtik daha önce ortaya konan teorileri, araştırma sonuçlarını bile dikkate almaz. Diyelim mesele Coşkun'un kadim konusu kadınların türban takmasıysa, o bütün yazılarını 'başın zorla kapatılması' üzerine kurar, bunun dışındaki bütün verilere, araştırmalara gözlerini kapar. Bir Bekir Coşkun varsayımı dünyanın bütün araştırmalarından daha güvenilirdir!

Alın mesela içinde 'Özgür kadın temizdir. Öyle kirli çorapları, kokan ayakları, tıraşsız yüzü, gülyağından parfümü olan erkeği sokmaz yatağına' türünden inciler barındıran 'Özgür kadın' başlıklı yazısını... Yazara bakılırsa, bu kadın türü hiç dayak yemezmiş. Bilmiyorum, sadece kendi gazetesinde kaç 'modern kadınlar da dayak yiyor' yazısı yayımlandı. Ama dediğim gibi, bunların, Bekir Coşkun'un varsayımlarının yanında hiçbir değeri yoktur.”

Yargı kararında da aynı ‘teknik...’

Bir köşe yazısında bile tahammülfersâ duygular uyandıran ‘kendi varsayımını delil sayıp, onun üzerine büyük fikirler kurma tekniği’nin yargı tarafından da kullanıldığını ve üstelik onun üzerine hüküm kurulduğunu düşünün... Ahmet ve Mehmet Altan ile Nazlı Ilıcak işte bu teknikle yargılanarak müebbet hapis cezasına çarptırıldılar.

İstinaf mahkemesi geçtiğimiz hafta, daha önce verilen cezayı onayladı, şimdi sırada Yargıtay aşaması var. Yargıtay ya aynı tekniği kullanarak cezayı onaylayacak ya da ‘varsayımdan delil olmaz’ deyip hükmü bozacak.

Abarttığımı düşünmeyin, durum gerçekten böyle... Gelin gözaltı, soruşturma ve kovuşturma (dava) süreçlerini birlikte izleyerek durumun gerçekten de böyle olduğunu birlikte görelim...

Darbeden bir gece önceki televizyon programı

Ahmet Altan ve kardeşi Mehmet Altan 10 Eylül 2016’da gözaltına alındı (Temmuz ayında gözaltına alınan Nazlı Ilıcak da bir süre sonra soruşturmaya dahil edildi).

Anadolu Ajansı, Ahmet ve Mehmet Altan'ın, 15 Temmuz 2015’teki darbe girişiminden bir gün önce Can Erzincan televizyonunda kullandıkları ifadeler nedeniyle gözaltına alındıklarını duyurdu.

Nazlı Ilıcak ve Mehmet Altan’ın birlikte sundukları programa........

© Serbestiyet