We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

'Yeise gerek yok devinim içindeyiz'

18 0 0
14.01.2019

Subaşı: Ne paniğe ne yeise gerek var. Aksine tüm bu devinimler güçlü bir enerjiyle içiçe olunduğunun ispatı. Mesele yeni zamanların ürettiği sorularla kendimizi rehavete kaptırmadan karşılaşmayı göze almak. Bunun iktidarla, siyasetle alakası yok.

KÜLTÜREL İKTİDAR; YAPILANMA, ÜRETİM VE ÖZGÜNLÜK İSTER

Tüm zamanların değişmeyen gündem maddesi nedir diye sorulsa, “kültürel iktidar tartışması” diyebiliriz. Siyasi iktidarın el değiştirdiği ve 16 yıldır sürdüğü AK Parti döneminde tartışmalar azalmadı, gerilim arttı. Kültürel elitistlerin siyasi iktidara ve sosyolojisine üstenci bakışı ise hiç değişmedi. Yaşanan nedir? Sıkıntılı zıtlıklar nasıl aşılır? Daha önce Alevi Açılımının koordinatörlüğünü yürüten, sosyolog Dr. Necdet Subaşı ile konuştuk. Subaşı iktidar-tahakküm hattını şöyle ayırıyor: “Kültürel iktidarda bir yapılanma, devamlılık, üretim ve özgünlük söz konusu. Bu niteliklerle donanmış yapının arz-ı endamına gerek yok. Varlığı iktidar. Tartıştığımız ise yönelimlerimizi, duygu dünyamızı zapt ü rapt altına alma çabası”.

AK Parti 16 yıldır iktidarda ve artık hâkim parti konumunda. Ama siyasi alandaki istikrarına, sistemi değiştirme gücüne rağmen kültürel iktidar konusunda zayıf. Bunu Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan da “siyasi iktidar olduk ama sosyal ve kültürel iktidar olmak konusunda sıkıntılarımız var” diye ifade etmişti 2017 baharında. Neden böyle bir sıkıntı var?

Evet, saygıdeğer Cumhurbaşkanımız bunu birkaç yıl önce samimi bir özeleştiri kabilinden toplum önünde dile getirmişti. Bir kere bu yakınma çok özel ve çok gizli mahfillerde konuşulmuş bir hayıflanma değil. Aksine bütün topluma duyurulması arzu edilen bir söylem. Konunun doğru anlaşılması için, “biz” kavramı başta olmak üzere, “sosyal” ve “siyasal” iktidar” kavramlarını yeni baştan ele almak ve çözümlemek zorundayız. Ben Sayın Cumhurbaşkanımızın bir sınıfa, bir zümreye atfedilen eleştirilerini anlıyorum ve talep ettiği şeyin içinde yabancılaşma ögeleri barındırmayan bir dille ancak kavranabileceğini düşünüyorum.

DİNDAR KESİMDE YAŞANAN DEĞİŞİM

Dindar kesimin durumu ne halihazırda?

“Dindar kesim” ifadesiyle sanırım dinî ilgi ve yönelimlerinde fark edilir yoğunluk yaşayan bir kütleyi kastediyorsunuz. Evet, dindarlar üzerine özellikle son 10 yıl içinde birbirini takip eden pek çok perspektiften söz ediliyor. Yozlaşma, yetersizlik, temsil kaybı ve entelektüel donanım yetersizliği gibi pek çok noktada yer yer ezber, yer yer de iktidarı yıpratmaya yönelik tabular yaratılmaya çalışılıyor. Bu hesaplılık bir tarafa dindarlar diye tanımlanan ve hiç de yeknesak olmayan büyük bir gerçeklik evreninde yeni sosyolojilerin ürettiği kargaşanın kendisini aşmasını beklediği bir dinî yorum evrenine ihtiyaç duyulduğu da kesin.

FETÖ MANEVİ ZEMİNİ DE SARSTTI

Bunu açalım lütfen…

15 Temmuz darbe girişimi sonrasında pek çok gerekçeyle dinî sahaya ulaşmayı başaran dinî grup ve cemaatlerin kendi aralarında başlattıkları ve çoklukla kenarda durmayı tercih edenleri yoran bir tartışma iklimi bildik asudeliği ve sükûneti önemli ölçüde bozan bir atmosfer üretti. FETÖ tasfiye edilirken toplumda din merkezli sadakat ölçeğini de yerle bir etti. Bunun onarılması için konuya sadece Devletin el atması yetmiyor. Ne var ki sahada görünürlük kazanan dinî yapılar da estetize edilmiş bir dilin sıcaklığını korumakta zorlanmış olmalılar. Dinî duygu ve davranıştan beklenen onun hem bilgi ve düşünce hem de eylem ve pratik bağlamında kendini somutlaştırmaya yönelmesidir. Bugün daha çok bir örgüt bağnazlığı ve cemaat tutarlılığı içinde senkronize edilmeye çalışılan dinî hayat maneviyat dünyasından giderek uzaklaşma eğilimi gösteren tehlikeli bir mecraya çekilme tehdidine maruz bir durumdadır. Bunu fark etmek ve dinin, kendi sınırlarının dışında yer alan bir dünyaya karşı yeniden tahkim edilmesi gerekir. Bu da sanırım ancak ve ancak gündelik hayatın hızına erişebilecek bir bilgiyle ve her durumda yaşamsallığı korunacak güçlü bir maneviyat düzlemiyle sağlanabilir. Dünya bilgisi önemli ve değerli, geçmişin ve geleceğin soruları atlanamaz. Bugün vitrinlere inmiş sözüm ona bir dinsellik ağır ve oturaklı bir maneviyata nefes aldırmıyor. Görsellik büyük bir imtihan.

İSTİKAMET BİRAZ MEŞAKKETLİ OLACAK

Dindar kesimde evet bir değişim yaşanıyor. Bazı yönleriyle içerden ya da dışardan eleştiri de alıyor. Burada olanı nasıl okuyorsunuz?

Bana kalırsa çok şey değişiyor. Artık bundan sonrası nimet külfet dengesi dedikleri bir şey. Geçmişte dinselliği mahrumiyetle ilişkilendirmekte zorlanmayan bir gelenek bugün imkânlar dünyasında kendini yeniden konumlandırmak zorunda. Kuşkusuz bu sancı veren bir şey, ama ben sonunun parlak olacağından eminim. İçinden geçtiğimiz süreçlerin talep ettiği bilgi ve birikim, bu süreçlerin ihtiyaç duyduğu din dili ve yine aynı........

© Star