We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

İstihbaratın “Algı Yönetimi” Boyutu

6 3 3
15.10.2018

Psikolojik savaş, manipülasyon, yalan haber-bilgi üretme, komplo teorileri, reklamlar, sansürler hepsi algı yönetimi denilen “sürecin” elemanlarıdır. Ve algı yönetimi operasyonları istihbarat dünyası içinde bir hayli önemlidir, sıkça başvurulan bir faaliyettir. Hepimizin hayata dair bir felsefesi, paradigması, ülküsü vardır. Peki, tüm bunlar ne kadar bize ait hiç sorguladık mı?

Herkesin değişime açık, değiştirilebilir düşünceleri ve inançları vardır. Bunun yanında değiştirilmesi zor, karakterimizin bir parçası olan felsefelere ve inanç kodlarına da sahibizdir. İnsanların düşüncelerini, yeri geldiğinde karakterlerini menfi-müspet değiştirme çabamız olabilir. Karşımızdaki insanı kendi inandığımız doğruya, siyasi düşünceye, felsefeye davet edebiliriz. Ancak karşımızdaki insan da yansız değildir. Yıllardır onu yönlendiren bir felsefeye, bir paradigmaya sahiptir. Bir insanın düşüncelerini kendi isteklerimiz doğrultusunda değiştirmeye çalışmak çok zordur ve uzun bir zaman alabilir. Farklı bir açıdan bakacak olursak bir insanın hatasını ona anlatmaya çalıştığınız zaman size refleks olarak tepki gösterecektir. Çünkü insanın hatasını kabul etmesi kişiye ağır gelen bir şeydir ve kendisini reddedemeyen kişi doğal olarak sizi reddeder. Aranızda geçen konuşmayı defalarca kafasında canlandırır ve ona farklı bir boyut katarak tavrını belirleme yolunu seçer. Peki, bir insanı doğru olduğuna inandığımız fikre, akıma davet ederken veya onu bir yanlışın içinden çekip çıkarmaya çalışırken izlememiz gereken en sağlıklı ve bizi hedefimize ulaştıracak yol nedir?

Algı yönetimi temel olarak insanların fikirlerini değiştirmeye çalışmaz yahut kişiye yeni fikirler empoze etmeye çalışmaz. Yukarıda anlattığım gibi genelde etkisiz yöntemlerdir bunlar. Algı yönetimi der ki; insanlara fikir empoze etme, onların eline “yeni bir fikir oluşturacak” ve “yeni bir algı yaratacak” argümanları, felsefe kırıntılarını ver ve senin kontrolün altında karşındaki kişi yeni bir fikir ve paradigma üretsin. Bu işin can alıcı noktası ise şurasıdır; sen bunu yaparken öyle dikkatli ve profesyonel yap ki aslında senin tarafından onun eline tutuşturulan fikri o kişi kendisine ait zannetsin.

“Bir Amerikan filminde konu CIA’nın Pasifik Okyanusundaki bir ada devletinde düzenlemeye çalıştığı darbe ile ilgili idi. Darbeyi planlayan ve yöneten CIA case officer, yani yetkilisi, dosya ile ilgili CIA başkanına bilgi verirken şöyle diyordu: “Darbeden sonra iktidara getireceğimiz kişi adanın en zengin ailelerinden birinin çocuğu. Yale Üniversitesi’nde tarih doktorası yapıyor. Ve düşüncelerini kendisine ait zannediyor.[1]

Algı yönetimi öyle bir süreçtir ki algı yönetimine maruz kalma ihtimalinin ne kadar bilincinde hareket ederseniz edin etkisinden kaçamayabilirsiniz. Aynen âşık olmak gibi birden kendinizi o sürecin içinde bulabilir ve kapılıp gidebilirsiniz. Yani demek istediğim her eğitim seviyesinden, kültürden, inançtan, yaştan insan algı yönetiminin etkisi altında kalabilir. Ancak algı yönetimi operasyonlarında süreci yöneten kişinin yöneldiği belirli bir hedef profili vardır. Bu profildeki insanlar daha kolay etki altına alınabilir. Operasyonun mahiyetine ve operasyonun yapıldığı coğrafi bölgenin kültürel yapısına ve halkın inanç kodlarına göre bu profil değişebilir.

Dünya istihbarat tarihi........

© Stratejik Ortak