We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Susma ve susturulmaya nasıl bakıyoruz?

24 7 43
08.12.2017

Reza Zarrab’ın verdiği ifadelerle keskinleşen köşeler, Man adasına ilişkin dekont açıklamaları ile daha da sivrildi. Karşılıklı konuşmalar bir ara unuttuğumuz urgan tartışmalarını yeniden gündemimize taşıyıverdi. İşte tam bu noktada iki televizyon kanalı üzerinden ‘susturulamaz’ ifadeleri ile yapılan açıklamalar geldi. Aslında son yıllarda ülkemizde çok sıkça basına sansür, seslerin susturulması/kısılması konularını duyuyoruz. Ortada çok da hakkaniyetli olmayan bir haberleştirme süreci fazlasıyla yaşanıyor.

Buna karşın gerçek anlamda hiçbir zaman ifade özgürlüğü, haber alma ve yayma özgürlüğü gibi konularda tüm ülkeyi ilgilendiren bir derdimiz olmadığı için, içinden geçilen döneme ve esen rüzgara göre konumlanmak işimize geliyor! Bir başka deyişle olan bitenler hususunda büyük bir çoğunluğumuzun ne haberi var ne de buna yönelik bir ilgi ve beklentileri bulunuyor. Demokrasi dediğimiz kavramı sadece oy vermeden ibaret olarak algılamaya devam ettiğimiz sürece de, bu durum çok da değişebilecek bir görünüm de arz etmiyor zaten.

İşte tam bu noktada işin siyaset boyutunda olan bitenlerin dışında gündelik hayatın içerisindeki yaşananların çok daha belirleyici ve şekillendirici olduğu gerçeğini de bu yüzden es geçiyoruz. Halbuki başta televizyonlarda seyrettiğimiz filmler, diziler olmak üzere dinlediğimiz müziklere hatta eskiye dönük reklamlara kadar pek çok konuda müthiş bir yeniden biçimlendirme mekanizması alttan alta işlemeye devam ediyor.

Şarkı sözleriyle oynanması ve mahsurlu görülen kısımların değiştirilmesi gibi bir anlayışın içine girildiğini geçtiğimiz haftalarda konuşmuştuk. Benzer örnekler çok sevilen Türk filmlerinin başına da sık sık geliyor, son örneği Atıf Yılmaz’ın yönetmenliğini yaptığı, senaryosunu Yavuz Turgul’un yazdığı ve Şener Şen-İlyas Salman-Şevket Altuğ gibi çok önemli isimlerin oynadığı Şekerpare filminin başına gelenler.

TV8 ekranlarında izleyici ile buluşan filmde sık sık seslerin kesildiği, argo ifadelerin tümüyle biplendiği buna karşın ‘sarılırsın karının tombul vücuduna, sımsıcak ısınırsın’ veya ‘zorla ırzıma geçti’ laflarının bile sansürlendiği bir anlayışla filmin bütün sıcaklığı da ortadan kaldırılabiliyor. ‘Sünnetsiz misin? karılarla pek işin mi yok?’ ‘Gerdek gecesi ne bok yiyeceğiz bilmiyorum’ ‘Anlat, işte doktorun’ gibi ifadeler de bu kesintiden nasibini alan cümlelerden.

2013 yılında TRT bir başka klasik filmimiz olan Tosun........

© T24

Yorum yap

yorumunuz...


küfür, argo, hakaret içeren yorumlar silinir 0/350

Yorum yap