We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Sevinç Erbulak: Süper Baba döneminde, daha güzeldi her şey

37 10 4
15.09.2018

Sevinç Erbulak, yıllardır hayatımızda, ailemizin bir ferdi gibi.

Tadı yıllar geçse de hala aynı olan, ortak değerimiz diyebileceğimiz Süper Baba dizisinin büyük ablası Zeynep ile bir kuşak olarak hayaller kurduk hepimiz. Birlikte büyüdük... Erbulak ailesi genleriyle kutsanmış ve bu ağırlığın altından kalkıp, yıllardır kendi olarak var olan başarılı sanatçı ile, Süper Baba’dan bu dönemlere zamanın ruhunu tuttuk...

Şu an Ayrılık oyununu Fırat Tanış ile sahneliyorsunuz, nasıl bir oyun oldu? Sanırım çıkışı İstanbul Şehir Tiyatroları’ndan uzaklaştırıldığınız döneme denk geldi...

Evet, Ayrılık, hayatımın çok önemli bir dönüm noktasına denk geliyor. Fırat, beni aradığında o güne kadar yaşamadığım şeyler yaşıyordum ve içindeyken o günlerin bana ne kadar büyük şeyler öğreterek geçip gideceğini kestiremiyordum. Onun beni araması ve hemen başlayan prova süreciyle, iyileşmeye başladım. O kadar keyifli, özenli ve araştırmaya dayalı bir prova dönemiydi ki.

Farkına varmadan iyileştiğim, şifalandığım bir dönem oldu. Sonradan. Sonra oyunu oynamaya başladık ve aynı keyif seyircisiyle buluşunca da devam etti. Ayrılık’ı iki senede 100 oyuna yakın oynadık. Ülkeyi dolaştık, birlikte her gece yeni bir şey deneyimledik. Anlayacağınız bu oyun, hayatımın çok büyük ve güzel bir kısmını kaplıyor. Birbirimizden sıkılana kadar oynayacağız. Yolu uzun daha yani :)

Peki, İstanbul Şehir Tiyatroları’ndan uzaklaştırılıp sonra görevinize geri döndüğünüz o süreçte neler yaşadınız? Döndükten sonra mobbing vb ile karşılaştınız mı?

Uzaklaştırmamız başlı başına bir mobing değil miydi? Öyleydi. O sırada, anı yaşarken kör oluyorsunuz. Duygularınız, hisleriniz kör oluyor, sahne elinizden alınmış gibi geliyor. Oysa ki bunların hepsi yanılsama. Ehliyetle yaptığım bir mesleğim yok ki benim. Gücüm, merakım, yaratıcılığım içimde, bende. Bana bağlı. Ama görmüyorsun. O sırada öyle. Öyle bir şey olmuş ki bir daha sahneye çıkamayacakmışsın hissiyle içinden taşıyorsun. Hiçbir yere sığmıyorsun. Neden sonra duygular devreden çıkıyor ve akıl geliyor. Birden, ne yaşadığının farkına varıyorsun. Özetle, bu bir can yakma oyunuydu ve yakıp geçti ama hiç tahmin etmediğim şeyleri yaktı. Aklım başıma gelince bir hesaplaşma yaşadım, kendimle ve hayatımda yerlerini yanlış yerleştirdiklerimle... Bile bile. Aslında yanlış yerde olduklarını göre göre. Bu anlattıklarımın adını o sırada koyamıyordum tabii. Şöyle bir şey :Böyle şeyler yaşadığınızda çevreniz değişiyor. Siz değiştirmiyorsunuz, onlar “değişiyor”. Bu, uzaklaştırmanın kendisinden çok daha fazla acıtan bir şey. Çok yakınızda, hep yakınınızda zannettiklerinizin aslında kim olduğunu görme hali. Bunu tecrübe ediyorsunuz. Ağır ağır. İçinde kendinizin de olduğu bir filmi izler gibi. Sürecin kendisi çok sancılı, içinden geçerken çok kırıcı; kavurucuydu ama çıktıktan sonra çok ferah...

Sanatçı bir ailede büyümek size neler kattı? Nasıl sorumluluklar yükledi?

Sanatçı bir ailede büyümenin sorumluluğunu çok küçük yaşlarda alıyorsun. İşim zor yahu, aileme bak filan diyorsun içinden. E bu hislerin üzerine bol geliyor tabii.

Sonra hayat tabii hep öğrettiğinden değişmeye başlıyorsun. 30’larıma kadar zorlandım ama çünkü bütün........

© T24