We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Bir şarkıya takıntılı olmak

17 14 23
14.03.2018

Yekta Kopan

“Round Midnight” sevgimi gelsin Freud açıklasın...

“Round Midnight”ı bilirsiniz. Bir Thelonious Monk bestesi. Ama benim hikâyem Monk ile değil, Miles ile başlıyor.

Miles Davis “Round Midnight”ı ilk kez 1955 yılında Newport Caz Festivali’nde seslendirir. Üstelik piyanoda, bu benzersiz eserin bestecisi Thelonious Monk ile birlikte. O kadar da değil; tenor saksafonda Zoot Sims, bariton saksafonda Gerry Mulligan, basta Percy Heath ve davulda Connie Kay vardır sahnede. Miles’ın bu besteyi çalışının o kadar da kolay olmadığına dair türlü şehir efsanesi anlatılır. Denir ki, geçer Thelonious Monk’un karşısında çalarmış. Her defasında “Hâlâ şarkının ruhuna giremiyorsun,” dermiş Monk. Sonunda bir gün “olur”u almış ve ustayla birlikte çalmış. Doğru ya da yanlış, onu bilemem, ama güzel hikâye.

Sonra da Mart 1957’de yayımlanan stüdyo albümü “Round About Midnight”da çalar besteyi Miles. Bu kez kadro farklıdır. Basta Paul Chambers, tenor saksofonda John Coltrane, piyanoda Red Garland, davulda da Philly Joe Jones.

İşte ben, yıllardır peşinden koşmayı bırakmadığım “Round Midnight” ile bu kayıt sayesinde tanıştım. On beş ya da on altı yaşındaydım, Ankara’daydım, âşıktım ve Arkadaş Z. Özger şiirleri okuduğum bir gün dinledim ilk kez. Yavuz Aydar ve Şebnem Savaşçı’nın anonslarıyla “Stüdyo FM”de dinlemişimdir belki. O değilse bile, TRT FM’in o unutulmaz programlarından birindedir.

O gün, o melodiyi ilk duyduğum anda, ruhumun gıdıklandığını hatırlıyorum. Yanlış anlaşılmasın, romantik bir tanım bulmaya çalışmıyorum. Yaşadığım tam da buydu, gıdıklanmak. Bir yönüyle rahatsız eden, bir yönüyle güldüren ama mutlaka “dokunan” bir duygu.

Dinlediğim ilk caz parçası değildi elbette. Ama beni daha önce hissetmediğim bir yerden avcunun içine almıştı. Çocukken müzisyenler gelirdi evimize. İçlerinden biri, özellikle dikkatimi çekerdi; Erol Pekcan. Babamın arkadaşıydı. Onun geldiği günler, evdeki seda farklı olurdu. Dinlediklerimin bazılarından sıkılır, bazılarını neşeli bulurdum. Ama beni asıl etkileyen, Erol Pekcan’ın bir........

© T24