We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Gazetelerin gazete mutfaklarında özgürce yapıldığı günlerin özlemiyle...

218 32 12
21.11.2018

NEW YORK

Yine Village'ın Macdougal sokağındaki Caffe Reggio...
Çok tenha bu sabah.
Uzaktan kulağa çalınıyormuş hissi veren klasik müzikle mis gibi kahve kokusu...
İyi geliyor.
Hatıralara dalıyorum.
Hafızanın acımasızlığı, der Necip Mahfuz...
Olmadık anılar bir kahve köşesinde dipsiz bir kuyudan çıkıp geliyor.
Biz eskiler mutfak derdik.
Gazete mutfağı...
Mutfakta büyük bir masanın çevresinde toplanıp ertesi gün çıkacak gazeteyi yapardık.
Bizim deyişle:
Gazete pişirilirdi!
Mutfakta o masanın çevresine oturduk mu, burnumuzdan kıl aldırmazdık. Türkiye ve dünya bizim etrafımızda dönerdi çünkü...
Mutfağın kapısı bir kere kapandı mı, başka kimse içeri girmezdi.
Şimdi nerden mi aklıma takıldı bu mutfak işi?
Tuğrul Eryılmaz'ın son kitabı ve Hürriyet'te yayınlanmayan bir röportajın haberi beni yıllar öncesine götürdü.
Sevgili Tuğrul, benim Cumhuriyet'teki genel yayın yönetmenliğimle ilgili şu satırları not düşmüş güzel kitabında:

Hasan Cemal hakikaten rahattır. İnsanları çok güzel gaza getirebilir. Burnu büyük davranmaz. İcabında gelir insanın kolunu büker, öyle huyları da vardır. Ama seni kışkırtır konuşmaya...
Cumhuriyet'e gittim.
Beni tanıdıktan iki hafta sonra haber toplantılarına çağırdı. Bir deliyi bulduğu anda onu yakalıyor. Bu önemliydi.

Haklıydı sevgili Tuğrul.
Mutfakta, rahmetli........

© T24