We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Türkiye hikâyesiz kalmaz ama yeni bir hikâye için de yürek lazım!

339 20 30
27.09.2018

Osman Ulagay'ın son yazısının başlığı şöyleydi:

İş dünyasının “Türkiye hikâyesi” var mı?

Bülent Eczacıbaşı'ndan da şu alıntıyı yapmıştı:

Bir zamanlar Türkiye’nin hikâyesi, ‘hür dünyanın ve NATO’nun doğudaki kalesi olmak’tı. Özal’lı yıllarda ‘küreselleşmenin parçası, dinamik liberal Türkiye’ hikayesi geçerliydi. Üçüncü hikâye AK Parti’nin iktidara gelmesiyle ortaya çıktı. Demokratik reformlar yapan, bir Müslüman toplumda demokrasinin gelişebileceğini, AB’ye katılım sürecinin başlayabileceğini kanıtlayan, bir yandan da hızlı büyümeye devam eden Türkiye son derece ilginç bir hikâye ortaya koydu. Şimdi hikâyesiz kaldık derken bunu anlatmaya çalışıyorum.
(Çınar Oskay'ın Hürriyet Pazar için Eczacıbaşı'yla yaptığı söyleşiden)

Türkiye'nin ikinci sınıf, bazen üçüncü sınıf olsa bile, yıllar yılı kör topal yürüyen bir demokrasi hikâyesi vardı...

Evet, bir zamanlar Türkiye'nin bir 'hikâyesi' vardı.
Yüzü, Batı'ya dönük bir hikayeydi bu.
Batı değerlerini kendine hedef koymuş bir hikâyeydi.
Demokrasiye dönük bir........

© T24