We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Lezzeti şükür için istemek

6 0 2
18.02.2018

Bir talebe kuru, siyah bir ekmek yerken, annesi oğlunu ziyarete geliyor ve oğlunu bu halde görünce içi acıyor. Hemen Gavs-ı Azam Abdulkadir Geylani’nin yanına gidiyor ve onu kızartılmış bir tavuk yerken görüyor. Hazreti Gavs’a soruyor: “Yâ Üstad! Benim oğlum açlıktan ölüyor. Sen tavuk yersin!”

“Hazret-i Gavs tavuğa demiş: “Kum bi iznillah!” (Allah’ın izni ile diril.) O pişmiş tavuğun kemikleri toplanıp tavuk olarak yemek kabından dışarı atıldığını, mutemed ve mevsuk çok zatlardan Hazret-i Gavs gibi keramat-ı hârikaya mazhariyeti dünyaca meşhur bir zatın bir kerameti olarak manevî tevatürle nakledilmiş.

‘’Hazret-i Gavs demiş: “Ne vakit senin oğlun da bu dereceye gelirse o zaman o da tavuk yesin.

‘’İşte Hazret-i Gavs’ın bu emrinin manası şudur ki: Ne vakit senin oğlun da ruhu cesedine, kalbi nefsine, aklı midesine hâkim olsa ve lezzeti şükür için istese o vakit leziz şeyleri yiyebilir.’’ (19. Lem’a 3. Nükte)

İşte bu yüzden Nur Talebeleri hiç eksik etmedikleri, dillerinden düşürmedikleri duâlardan biri de “Allah’ım, bizi, lezzeti şükür için isteyen kullarından eyle.” duâsıdır.

Nimet, İn’amı Hatırlatmalı

Zahiri sebeplerden gelen bir nimeti, o sebep hesabına almamak gerektir. Lem’alar adlı eserde geçtiği üzere; eğer o sebep irade sahibi değil ise (yani bitki ve hayvan gibi), zaten onlar Allah namına veriyorlar. Öyleyse biz de ‘Bismillah’ diyerek o nimetleri almalıyız. Ama eğer nimeti veren sebep irade sahibi ise, o ‘Bismillah’ demeli ve Allah hesabına vermeli. Yok, eğer o Allah hesabına vermiyorsa alınmamalı. Çünkü En’am Sûresi 121. âyetinde mealen ‘’Allah’ın adı anılmadan kesilen hayvanın etini yemeyin.’’ buyuruluyor. Bu âyetin iş’ari olan başka bir manası da Risale-i Nur’da şöyle tefsir ediliyor: ‘’Mün’im-i Hakiki’yi........

© Yeni Asya