We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

İSTİKAMET NEREYE!..

5 1 0
17.01.2019

İSLAMCI KELİMESİ

Türkçede sonuna -cı, -ci, -cu, -cü, çu, çü, çi, çı yapım ekleri kullanılarak oluşturulan ve aidiyetlik belirtilen kelimeler var. Kitapçı, oyuncu, tesisatçı, gözlükçü gibi. Listeyi uzatmak pek mümkün. Ancak bu ekleri bazı kelimelere bitiştirince garabet bir şey çıkıyor ortaya. Oysa İslam ideoloji değil kutsal bir dindir. İslamcı dediğimiz zaman koskoca İslam kelimesini siyasallaştırıyoruz. Ve de en kötüsünü İslam kelimesine yapıyoruz. Çünkü Leninci, Maocu vesaireci derken zaten kutuplaştırılan bu kelimelerle aynı daire içine alınmış oluyor. O yüzden İslamcı sinema olmaz, İslamcı tiyatro olmaz. İslamcı olunmaz. Ancak mümin ve Müslüman olunur. İslam’a inanlar itikad, ibadet ve ahlak içinde yaşarlar. Dolayısıyla Müslüman olduğunu söyleyen bir kişi o bilinç içerisinde mesleğini icra eder. Milli sinema olur, milli tiyatro olur. Milli eğitim, milli savunma ve milli istihbarat gibi. Ayrıca yerli kelimesini de fazladan söylenmiş bulurum. Millilik sadece coğrafyayı ifade etmez; evrensel mefkureyi de içerir. Türkiye sınırları dışında olan vatandaşlarımız onurlandıracak bir şey yapsa, bu milli mefkureye uygun olduğu sürece millidir.

İSTİKAMET NEREYE!..

Benimle kesişeceğin noktada olmasa dahi bu istikametin sonunda aynı ufka bakıp bakamayacağımızı bilmiyorum! Çünkü hepimizin gittiği yol boyunca edindiği tecrübelerin toplamından çıkardığı anlam aynı olmayacaktır. Anladıklarımız ana renkten yansıyan tonlar nisbetinde olacaktır. Kimimiz için alev kırmızısı kimimiz için bayrak kırmızısı kimimiz için de pespembe bir ton. Ana renk kırmızı olduktan sonra istikamet onun rengine boyanmaksa, hakikati o boyanın renginden aldığımız ölçüde kendi anlam dünyamızı resmedeceğiz. İşte o zaman hepimiz buluşacağız aynı meydanda aynı noktada. Düşüncelerimiz farklı farklı olsa da, bütün yollar çıkar aynı meydana. İstikamet fenadan bekaya, ölüm sonrasında ve hepimiz buluşacağız mahşer meydanında.

Pusulamız iman ve vicdan

İman ihlasın kendisidir. İnanırsın; eğriyi doğruyu tartmakta hassaslaşırsın. Böylelikle ihlas ve samimiyet vicdanı doğru yola yöneltir. Bu yöneliş her yöneliş gibi kişiseldir. O yüzden de istikametin yönünü belirlemede iman ve vicdan pusuladır. Herkesin vicdan pusulasını imanına ve kalbine raptederek ilerlemesi ne güzel olurdu! Ne yazık ki; buhranlarımız, boşluklarımız, doyumsuzluklarımızın altında yatan bir türlü istikametimizin referans noktasını belirleyemeyişimiz vardır. Kürsüler, mikrofonlar, alkışlar, servetler tatmin etmiyor, nefsimizi biliyorum. Üstelik karabasanlar gece rüyalarımızdan daha çok artık gündüzlerimizi de meşgul ediyor.

Tefekkürsüz asla

İstikametin pusulası iman ve vicdan olabilmesi için bir inanma kabiliyetimizin olması gerekiyor. İnanma da öyle tek başına durup dururken olmuyor. Hiç yoktan bir şeye inanmayız. Bir çiçek, bir böcek, bir gök gürültüsü bizi inanmanın nüvelerine doğru ilk adımı attırır. Yani bir tefekkür silsilesinden geçmeden inanma olması pek güvenilir bir durum değildir. O halde tefekkürsüz inanma, inanma değildir. İstikamet için tefekkür gerekir ki; insan inandığı yolda devam etsin. Ve bu devamlılığı bir vicdan terazisinde tartabilsin.

Hakikat nerde?

Nasıl da bir arayış içindeyiz insanlık olarak! Kimimiz parayı, kimimiz sağlığını kimimiz şöhreti, kimimiz de kendimizi kaybederiz. Ara ki bulasın!.. Oysa hakikat kendimizle buluştuğumuz zaman, şah damarımızdan da daha yakın. Çünkü İnsan Yaradanın yarattığı külli akıldan bir parçadır. Öyle ayrı gayrı ötede bir alemde hakikat mı aranır?.. O........

© Yeni Birlik