We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

“Müzede görüldüğümün resmidir!”

83 10 59
18.01.2019

-I-

Hapishanelerden gelen mektupların üzerinde “görülmüştür” yazar. Bir insanın en mahrem satırlarının başka birisi tarafından “görüldüğünü” bilmek insana yazmak ile yazmamak arasında bir tereddüt yaşatır muhakkak. Bunu en ziyade hapishanelerden yazılmış edebi mektuplarda görürsünüz.

Mektubun sahibi, “sana yazdığım bu satırlar ne acıdır ki, senden önce eller tarafından görülmüş olacak” diye başlar mektubuna.

Devirlere dair zihniyet değişimini en iyi ifade eden göstergelerden biri, kelimeler ve kavramların kazandığı ya da kaybettiği itibardır.

Eskiden görülmek, takip edilmek pek makbul işler değildi. Görülmemesi gereken bir yerde özellikle de “refikalar, kerimeler, bacılar” görülürse sadece “görülenler” değil, onların eşleri, pederleri, erkek kardeşleri de itibar kaybına uğrardı.

“Görülme”nin bagajındaki bütün negatif kelimeleri teker teker atması, sanıyorum, en ziyade sosyal medyadan sonra gündemimize girdi. Yani akıllı telefonların bedenimize rapt edilmiş implantlar olarak hayatımıza girmeye başladığı 2010 yılından sonra.

Artık “görülmek”, olmadık şekilde olmadık yerde “görülmek”, itibar kaybettiren değil, tam tersine puan kazandıran, -ki bu puanlar takipçi sayısı, izlenme oranı tıklanma miktarı olarak karşımıza çıkacaktır- yeni bir ekonomik dönemin habercisidir artık.

TDK’nın “özçekim” olarak karşıladığı ama toplumsal talep tarafından pek de tercih edilmediği için selfi demeye devam ettiğimiz, kişinin kendini her hal ve mekanda fotoğraflama hali yeni bir ekonomi inşa ediyor: Selfi ekonomisi.

Selfi ekonomisi bir şeyin “fotoğraf” üzerinden değer kazanması anlamına geliyor. Bir şeyin iyi olması değil artık önemli olan, iyi resim vermesi. Mesela bir yemek damağınıza hitap ediyor olabilir. Ama damak tadı başkalarına gösterilebilen bir şey........

© Yeni Şafak