We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Ahtapotun kolları

61 0 0
16.01.2019

“Arap Baharı” adı verilen bölgesel türbülans sürecinin en keskin sonuçlarından biri, coğrafyamızdaki “İslâmî muhalefet” potansiyelini ortaya çıkarması oldu. Dış yönlendirmelerin gidişattaki etkisi bir yana, dikkatle bakanlar için, Ortadoğu’daki her ülkenin ayrıntılı röntgeni, güçlü ve zayıf noktaları, barındırdığı hareketlenme imkânı ve gücünün sınırları, olaylar geliştikçe daha da net bir şekilde meydana çıktı. Bölgeyi ezberler ve ön kabuller çerçevesinde izleyenler hariç, herkes yaşananlardan bol bol ders çıkardı, notlar tuttu, planlarını ve tasavvurlarını revize etti.

“Ortadoğu’nun zinde güçleri” açısından, İslâmî hareketlerin “Arap Baharı” sürecinden güçlenerek ve iktidara gelerek çıkması, muhtemel en korkunç senaryoydu. Özellikle özgür seçimler yoluyla koltuğun el değiştirmesi usulünün yerleşmesi, uykularını kaçıran bir ihtimaldi. Ayrıca, bölgedeki ABD-İsrail ekseninin sarsılmasına da asla müsaade edilemezdi, yönetici kadrolar bu eksenin ekonomik ve siyasî rantıyla koltuklarına zamklanmıştı çünkü.

Şahit olunan sosyal ve siyasî hareketlenmeye düşük yaptırmak için, üç parçalı bir proje hazırlandı. Buna göre: 1) İslâmî hareketler boğulacak, iktidardan düşürülecek, itibarsızlaştırılacak veya askerî müdahalelerle ortadan kaldırılacaktı, 2) Dinî alan tamamen devletlerin tasallutu altına alınarak, İslâmî siyaset iddiası taşıyan her çizgi ve yorum “Siyasal İslâm” damgasıyla dışlanacaktı, 3) Eğlence sektörü, dünyevileşme ve müstehcenlik teşvik edilerek, insanoğlunun nefsânî tarafına oynanacak, böylece dinin toplumlar üzerindeki bağlayıcılık ve belirleyicilik derecesi azaltılacaktı.

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Suudi Arabistan’ın başını çektiği, ABD ve İsrail’in de açıktan desteklediği bu proje, sahada tam gaz uygulamaya geçirildi:

İlk önce, 3 Temmuz........

© Yeni Şafak