We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Üniversite "şirket" gibi olamaz

97 7 54
15.09.2018

En klişe tanımıyla "bilim yuvası" diyoruz üniversitelere.

Bilim, "Evrenin veya olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten yararlanarak sonuç çıkarmaya çalışan düzenli bilgi, ilim", "Belli bir konuyu bilme isteğinden yola çıkan, belli bir amaca yönelen bir bilgi edinme ve yöntemli araştırma süreci" Türk Dil Kurumu'na göre.

Yani...

"Hokus pokus" diyerek bir anda ulaşılamıyor "bilimsel bilgi"ye, "buluş"a;

Denemek gerekiyor...

Olmadı bir daha... Olmadı bir daha...

Araştırmak; bunun için kaynak gerekiyor. Kaynağa ulaşabilecek imkân gerekiyor...

Bazen...

Gitmek, yerinde görmek, gezmek, incelemek gerekiyor...

Zaman gerekiyor...

Tahammül gerekiyor...

Bunların tamamı için de "finansman" gerekiyor...

Türkiye'de akademik girişimlere sponsorluk çok da yaygın olmadığından, "kamu"dan destek yoksa "bilim insanları" üniversitelerden aldıkları maaşları ölçüsünde yürütebiliyorlar bu uzun "süreç"leri...

Şimdi, Millî Eğitim'de öğretmenlerinin burnundan gelen "norm kadro"yu akademiye de taşımak suretiyle buna da göz dikildi!

O dönem derse girmeyen ama belki de üniversitenin imkânlarını kullanarak dünya çapında bir çalışmaya imza atmaya hazırlanan bir profesör, yeteri kadar ders verdiği kanaati oluşturmayan ama uluslararası sempozyumlarda Türkiye'ye çatır çatır puan kazandıran bir doçent vs. bir kalemde "norm kadrosu" diye kapının önüne konabilecek yeni sisteme göre!

Fayda-zarar hesabını "sabah sekiz akşam beş........

© Yeniçağ