We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

[Okuya Okuya Köreldim! – 1) Okullar oyun alanını eşitler mi?

9 4 18
14.01.2019

Bu yazı ilk olarak birartibir.org/ da yayınlanmıştır

Mesleğin duayeni sayılmam; ama yıllardır üniversitelerde ders veriyorum. Evvelinde 20 yılı aşan bir öğrencilik hayatım oldu, ömrümün yarısı… Vardığım sonuç şu: Bugünkü öğretim sistemi büyük ölçüde israf kapısı ve telafisi olmayan bir vakit kaybı. Okuyucuların bir kısmının şimdiden “bunu zaten biliyoruz” dediğini tahmin ediyorum. Malûm, ilkokuldan üniversiteye, neresinden tutsak elimizde kalan bir sistem var önümüzde. Müfredatlar taraflı, öğretilenler yetersiz, sınav sistemi (anlıyoruz ki) güvenilir değil… Ancak ben arızaları bir kenara, ideal hâlinde dahi yanlış bir tasarımla karşı karşıya olduğumuzu ve bunun sonucunda kamu kaynaklarının (enerji, emek, para…) heba edildiğini iddia edeceğim.

Buna karşılık diğer bir kısım ise “o kadar da değil, okulların pek çok faydası var” diyor olmalı. Ne de olsa okullar meslekî beceri kazandırır, düşünmeyi öğretir, geleceğe hazırlar, başka koşullarda önü kapalı insanlara yükselme imkânı sağlar, bilgi verir, oyun alanını eşitler vs. Bu yazıdaki amacım, yukarda sunulan argümanları elekten bir daha geçirmek. Şunu da baştan belirteyim: Okulların tümüyle faydasız olduğunu iddia etmiyorum. Ancak okulları eleştirirken de savunurken de bazı meseleleri atladığımızı, yanlış varsayımlara dayanarak çıkarımlar yaptığımızı düşünüyorum. Amacım, bu varsayımlar üstüne düşünürken bazı olası çözüm yollarına da işaret etmek. Okulları kapatmak değil, bambaşka bir hâle getirmek.

Aşağıda okulları savunmak adına ileri sürülen argümanları sırayla tartışıyorum. Ele alacağım iddiaların hemen hepsi, tartışılması dahi gereksiz hakikatler gibi sunuluyor; ama öyle değiller. Hattâ başka ihtimaller hayal etmeyi engelleyen klişelerden ibaret olduklarını düşünüyorum.

Okullar Oyun Alanını Eşitler mi?

[Babam beni ilkokuldan sonra okuldan aldı. O yüzden] okul arkadaşlarımla bile buluşamıyorum. Üstüme yapıştı. Buluştuklarında yok zamanında okuldan nasıl kaçmışlar, yok o hoca kendisine nasıl takmış, bunları konuşup duruyorlar. Bir şey diyemiyorum, susuyorum mecburen. Bu da beni üzüyor. Eksik hissediyorum … O yüzden kızlarımız okusun diye çok uğraştık.

F.D. kişisel mülakat, Tekirdağ, 2008
Okulların, imkânı olmayan çocukların önünü açıp mevki sahibi olabilmelerini sağladığı, yani bir yükselme imkânı sunduğu söylenir. Oran zannedildiği kadar çok olmasa da, bu doğru. Ancak birilerinin sınıf atlaması, sınıflı toplumun yok olduğu anlamına gelmiyor. Yani hiyerarşi kurmanın yolu değişse de hiyerarşi sabit kalıyor. Daha ziyade mücadele edilen alan genişliyor, koordinatlar değişiyor. Biraz açayım.

Pierre Bourdieu, modern toplumlarda kabaca iki çeşit mücadele olduğunu söyler. Biri, maddî zenginliğin dağılımıyla ilgilidir der. Bugün miras hukukundan faize, kiraya, işçi sömürüsüne, toprak gaspına kadar pek çok mücadele bu paylaşım savaşıyla ilgilidir. Diğer mücadele ise kültürel sermaye üzerinedir:........

© Yeşil Gazete