We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Üniversiteler Düzeltilmeden Türkiye Düzeltilemez

5 0 0
10.10.2018
Sayın Cumhurbaşkanı bu seneki yükseköğretim akademik yılı açılış konuşmasında dünyadaki ilk 500 üniversitenin arasında sadece 2 tane değil çok daha fazla Türk üniversitesinin olması gerektiğini ifade etti. Bu, var olan durumdan memnun olunmadığının sinyalidir.

Eğitim diyince aklımıza hemen ilköğretimdeki sorunlar geliyor. Aslına bakarsanız yükseköğretim ilköğretimden çok daha önemlidir. Zira kişi mesleğini ilköğretimde öğrendikleriyle değil üniversitede öğrendikleriyle yapar. Hal böyle olunca vatan, üniversite eğitimi ile yönetilir.

Peki, ülkemizdeki üniversite eğitimi ne durumda? Çoğu akademisyenin keyfi tutumları sonucu dünyadaki ilk 500 üniversitenin arasına bazen bir-iki üniversitemiz girerken bazen bu kadar bile şanslı olamamaktayız. Bunun sebebi pek çok üniversitenin eğitim, ilim, araştırma, keşif, icat gibi dertlerinin olmayışıdır. Genellikle akademisyenin dertleri şu şekildedir: ek dersim kaç saat olacak, kaç sınava gireceğim ve kaç para alacağım, yüksek lisans ve doktoraya kimi alayım, bu öğrencilerden kaç para kazanacağım, milletvekilliğine şimdi mi yoksa profesör olunca mı başvurayım..? Bu ekonomik kaygıların tezahürü olarak bir an evvel doçent yahut profesör olmak maksadıyla yazılmış dünyada hiçbir aksülamel uyandırmayan, hiçbir katma değeri olmayan makaleler, tezler… Erzurum Atatürk Üniversitesindeki evlere şenlik, "içindekiler” mahiyetindeki doktora tezi hala akıllarda. Ancak hiçbir şey yapılamaz. Zira akademik özerklik vardır. Tanrı buyruğu değişir, akademisyenlerin kararı değişmez. İşte sorunlar da burada başlıyor.

Eski Türkiye’nin dokunulmazları vardı: subaylar, milletvekilleri, hâkimler-savcılar ve akademisyenler… Ancak yeni Türkiye’de artık kim suçlu ise yargının önünde buluyor kendini. Subaylar........

© Belge Haber