We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Meydan muharebesinden Kerç dalaşına: En pahalı faşist kart

755 48 432
30.11.2018
Ukrayna, NATO ile Rusya arasında kum torbası olmaktan kurtulamadığı için Kiev’in belini kıracak hamlelerin ardı kesilmiyor. Önüne gelen bütün pasları değerlendirerek Ukrayna’nın stratejik değerini erozyona uğratan Putin, Kiev’de neofaşist cephe ve Batılı finansörlerine müteşekkir olmalı.

Batı-Rus hesaplaşması Ukrayna üzerinden yeni bir fasıl daha açtı: Kerç Boğazı Krizi. 25 Kasım’da Rus donanması, Karadeniz ile Azak Denizi’ni birbirine bağlayan boğazdan protokol dışı geçmeye kalkışan üç Ukrayna gemisine müdahale etti. Gemilere el konuldu, 23 mürettebata iki ay hapis cezası kesildi.

Moskova’ya göre gemiler boğazdan geçmek için gereken bildirimde bulunmadı. İzinsiz Rus karasularına girdiler, telsiz uyarılarına yanıt vermediler ve hızla boğaza doğru ilerlediler. Haliyle müdahale kaçınılmazdı.

Kiev’e göre ise bildirimde bulunuldu. Gemiler uyarı üzerine 12 milin dışına çıktı. Rusya 2003 anlaşmasını ihlal etti.

2003 tarihli ikili anlaşma Azak Denizi’ni iki ülkenin serbest geçiş hakkıyla birlikte iç suları sayıyor. Anlaşmanın nasıl uygulanacağına dair protokole göre geçişlerde bildirimin 48 saat önce yapılması, 24 saat içinde teyidin verilmesi ve geçişten dört saat önce koordinasyon için telsiz iletişimine geçilmesi gerekiyor. Geçişlerin rehber kaptanla yapıldığı boğaz trafiğinden Rusya’nın bölgedeki üç seyrüsefer merkezi sorumlu. Zorlu bir geçiş olduğu için de gemi trafiği oluşuyor.

Ukrayna Devlet Başkanı Petro Poroşenko müdahaleyi işgalci ve sömürgeci emellerin devamı niteliğinde saldırganlık olarak niteliyor.

Ancak kimin provoke ettiği meselesi tartışmalı. Yanıtsız sorular var: Bildirim nereye, ne zaman yapıldı? Yapıldıysa teyidi nerede? Ukrayna Kırım’ı kendi toprağı, haliyle karasularını kendi karasuları sayıyor. Fakat bölge referandumla Rusya’ya katıldı ve karasuları da Rusların kontrolünde. Ama Rusların yanıt vereceği bilindiği halde neden Kırım’ın karasularına girildi? Rus tarafı uyarı yaptığı halde neden yanıt verilmedi? Neden telsizler iletişime kapatıldı? Ukrayna eylülde prosedüre uygun olarak donanma gemisi göndermiş ve sorun çıkmamıştı.

Bu tablodan hareketle Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de, Poroşenko’yu seçimler öncesi provokasyona kalkışmakla suçluyor. Rusların senaryosuna göre Poroşenko, ikinci tura kalmaktan korktuğu 31 Mart seçimlerini erteletmek ya da milliyetçi kesimleri yanına çekmek için olağanüstü koşullara ihtiyaç duyuyor. Olayın hemen ardından 10 bölgede sıkıyönetim ilan edilmesi Ukrayna muhalefeti içinde de aynı kuşkuya yol açtı. Halbuki 2014’te Kırım elden giderken bile sıkıyönetime gerek duyulmamıştı. Poroşenko ilk açıklamasında “İşgal tehlikesi var. Rusya sınırlarımızdaki tank sayısını üçe katladı” dedi. Ardından Washington Post’a demecinde “Putin Rus İmparatorluğu’nu geri getirmek istiyor. Bütün Ukrayna’yı istiyor. Kendisini Rus Çar’ı olarak görüyor, Ukrayna olmadan imparatorluğun işlemeyeceğini düşünüyor. Bizi sömürge olarak görüyor” diye korku pompaladı. Poroşenko’nun halk desteği dört yılda yüzde 55’ten 10’a düştü. ‘Turuncu Devrim’in başbakanı Yulya Timoşenko ve aktör Vladimir Zelenskiy’nin gerisinde. Sinik bir hesapla Poroşenko’yu, ‘Güller Devrimi’nin solan gülü Mihail Saakaşvili’nin durumuna düşmekten ancak bir kriz kurtarabilir. Biçare ve muhtaç. Dört yılda yolsuzluğa, rüşvete ve oligarklara dayalı düzende hiçbir değişiklik getirmedi. Çaresizlikten 1930’ların “Ordu, Dil, İnanç” sloganıyla milliyetçi bir kampanyaya soyundu. Sıkıyönetim kararıyla en fazla memnun ettiği ‘manga’ da Azov Taburu oldu. Elbette Poroşenko’nun Batı’da da karşılığı var. Soğuk Savaş’ın ayak izlerinden sapmayan Batılı yayın dünyasının estirdiği havaya bakacak olursak sadece Ukraynalılar değil eski SSCB veya Doğu Avrupa ülkeleri yaklaşan Rus işgalini düşünüp zıngır zıngır titremeli. Ukrayna askeri kaynaklarının verileri de bu korkuyu besliyor. Buna göre Rusların........

© Gazete Duvar