We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

'Genel Kurul'da kavga edip, kuliste tokalaşmayız'

204 267 361
10.08.2018
HDP milletvekilleri Oya Ersoy, Barış Atay ve Erkan Baş, HDP siyasetiyle ilişkilerinin milletvekilliğinden ibaret olmadığının altını çiziyor. Türkiye İşçi Partisi’nin kuruluş hazırlıklarını sürdüren Atay ve Baş, henüz öngöremedikleri bir aşamadan sonra TİP’e geçecekler. Bu kararlarını seçimler öncesinde HDP yetkilileriyle konuştuklarını aktaran Atay ve Baş, TİP’e geçseler bile HDP’yle ittifaklarının devam edeceğini söylüyor.

24 Haziran’dan hemen sonra İçişleri Bakanı’nın HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan’a yönelik açık tehdidi, yeni dönem milletvekillerinin TBMM’de yemin ettiği ilk gün Barış Atay’a karşı Genel Kurul salonundan yükselen “yuh” sesi, yeni dönemin ilk yasama faaliyetinin ilk konuşmasında Ahmet Şık’a yönelik fiziki saldırı ve bunu izleyen iki oturuma katılmama ve para cezası, jet hızıyla hazırlanan fezlekeler, iddianameler ve daha bir sürü kuşatma faaliyetiyle HDP milletvekilleri sindirilmeye çalışılıyor. Öte yandan HDP’ye destek ve oy veren seçmene yönelik açık tehditler de birbirini izliyor.

HDP sistematik olarak yalnızlaştırılmaya çalışılırken, partinin iki sosyalist milletvekili olan Barış Atay ve Erkan Baş’ın kuruluş çalışmaları süren TİP’e geçmek üzere HDP’den istifa edeceklerine dair haberler yayınlandı. Bu meselenin aslı astarı nedir? HDP’ye yönelik büyük kuşatmaya karşı TBMM’de siyaset yürütmenin herhangi bir karşılığı var mı? HDP ve müttefiki olan sosyalistler, başta Kürt sorunu olmak üzere temel meselelerin çözümü konusunda nasıl bir hat izlemeli?

Söyleşimiz için bir araya gelen HDP İstanbul milletvekilleri Oya Ersoy, Barış Atay ve Erkan Baş, ekim ayında açılacak olan TBMM’de nasıl bir tarzda siyaset yürüteceklerini, HDP’yle ittifak ilişkilerinin geleceğini, işlevsizleştirilen Meclis’te milletvekilliği pozisyonunu nasıl işlevselleştirebileceklerini ve sol, sosyalist siyasetin izlemesi gereken hattı değerlendirdi…

Geçtiğimiz günlerde Barış Atay’la birlikte HDP’den ayrılıp kuruluş çalışmalarını sürdürdüğünüz Türkiye İşçi Partisi’ne geçeceğiniz iddia edildi. TİP’i meclise taşımak üzere orta veya uzun vadede HDP’den ayrılmak gibi bir hazırlığınız var mı?

Erkan Baş: Meselemiz TİP’i Meclis’e taşımaya odaklı değil. Seçimlerden çok önce TİP’in kurulması gerektiğine ilişkin bir çağrımız olmuş ve mart ayından itibaren bu yöndeki çalışmalarımız başlamıştı. O zamandan beri çeşitli il ve ilçelerde TİP’in kuruluş çalışmaları devam etti. Bu arada sürpriz bir erken seçim gündemi ortaya çıktı. Parti henüz fiilen kurulamadığı için bu seçimi pas mı geçelim yoksa gücümüz ve birikimimiz ölçüsünde mevcut siyasi sahada bulunalım mı diye kendi aramızda tartıştık. Neticede HDP ve Demirtaş için oy isteme ve onlara oy verme kararı aldık. Bizim bu kararımızdan sonra HDP, 24 Haziran’da daha geniş bir ittifak ilişkisi kurmak istediğini söyleyerek bize bir teklif getirdi. HDP Türkiye’deki diğer siyasi partilerden farklı olarak, kendi içinde birçok bileşen, yapı, grup barındırırken, bunun dışında da ittifaklar kuran bir parti. Biz de HDP’nin bir bileşeni değil, müttefikiyiz. Buna karşın, Siyasi Partiler Yasası aynı anda iki farklı siyasi parti üyeliğine izin vermediği için yasal olarak TİP’e üye olmamız halinde HDP üyesi olamıyoruz. Bu nedenle HDP’li arkadaşlara, yasal zorunluluk söz konusu olduğu zaman TİP’e üye olacağımızı söylemiştik.

Ne zaman söylediniz bunu?

Barış Atay: Daha seçim öncesinde bunu söyledik.

Erkan Baş: Seçimden sonra da HDP’li arkadaşlarla bu değerlendirmeyi yaptık.

Şu anda resmi olarak HDP üyesi misiniz?

Erkan Baş: Tabii. Ama resmi olarak HDP üyeliğinden istifa edip TİP üyesi olduğumuzda, HDP’yle ittifak ilişkimiz devam edecek. Tabii bu, TBMM’de çeşitli teknik sorunlara neden olabilir. Örneğin Meclis grubunun resmi üyesi olamayacağız, grup adına yapılacak konuşmalarda söz alamayabiliriz. Fakat biz, ittifak ilişkisini biraz daha geniş düşünmek gerektiği kanaatindeyiz. İttifakların çeşitli biçimleri olabilir ve en uygunu hangisiyse, ona karar veririz. Mutlaka şöyle bir ittifak biçimi kuracağız gibi kesin bir çizgimiz yok. Ama kesin olan şu ki, Türkiye sosyalist hareketinin geleceği açısından TİP’in kuruluşunu önemsiyoruz. Dolayısıyla TİP’in kuruluşu konusundaki görevlerimizi yerine getireceğiz. Zaten şu an fiilen ben de Barış (Atay) da çeşitli bölgelerde TİP’in kuruluş çalışmalarına katılıyoruz. Keza HDP grubunda da üzerimize ne görev düşüyorsa yerine getirmeye çalışıyoruz.

HDP’de olmayıp da TİP’te yaratmaya çalışacağınız şey ne?

Barış Atay: Bunun HDP’deki herhangi bir eksiklikle ilgisi yok. Haziran Hareketi’nin kuruluş çalışmaları sırasında da konuştuğumuz üzere Türkiye solu açısından bir boşluk ve bunu doldurmak üzere alternatif yaratma arayışı vardı. Erkan’ın (Baş) da söylediği gibi TİP’in kuruluş çalışması seçim gündemi söz konusu değilken başlamıştı ve ben de çağrıcılardan biriyim. Sonrasında HDP’den gelen ittifak teklifi ve bunun kabulü, HDP’nin yaptığıyla TİP’in yapacağının aynı olduğu anlamına gelmiyor. Bu ittifak çalışması, tıpkı diğer ittifaklarda olduğu gibi bir güç birleştirme çabasıdır. Reel konjonktüre baktığımızda birçok siyasi hareketin belli alanlarda güçlü olurken bazı alanlara giremediğini görüyoruz. Eğer alternatif arayışların olduğu yerlerdeki boşluğu doldurmak istiyorsak, o bölgeleri de kapsayacak bir hareket kurmalıyız. Ne yazık ki Türkiye’de siyaseten çok ciddi önyargıların olduğu, kanaatler aynı olsa bile parti ismi zikredildiğinde, onunla yan yana durmak istemeyen bir toplam da var. Bu engeli aşmanın bir yolu olarak da TİP’in güçlenmesini önemsiyoruz. Öte yandan mevcut ittifakın nasıl yürüyeceğine dair kararın HDP MYK’sı ile TİP’in Merkez Komitesi nezdinde alacağı kararlara bağlı şekilleneceğini defaatle söyledik. Bizim açımızdan ayrılmak veya birleşmek kişisel birer tercih değil. Ayrılmak da HDP’yle ittifakın sonlanması anlamına gelmeyecek. Kaldı ki buna ilişkin çıkan haberler de bizim herhangi bir açıklamamıza dayanmayan, suni bir tartışma. Şu an hem HDP hem TİP üst kurulları, milletvekilleri, yönetimleri yapılması gerekenleri biliyor ve ona göre hareket ediyor.

‘BİR SÜRE SONRA TİP’İN RESMİ ÜYELERİ OLARAK YOLA DEVAM EDECEĞİZ’

Peki ayrılacağınıza ilişkin haberler neye dayanıyor?

Erkan Baş: Bizim HDP’den ayrılacağımıza ilişkin haberi yapan gazetecileri kastederek söylemiyorum ama bu tartışmanın, HDP’yi yalnızlaştırma çabasının bir sonucu olarak köpürtüldüğünün de farkındayız. AKP’nin seçimlerden elde edemediği tek başarı HDP’yi baraj altında bırakmak. 24 Haziran sonrası düzen muhalefetinde dağılma yaşanırken, HDP’de böyle bir sorun yaşanmadı. Aksine, diğerlerine göre çok daha diri bir parlamento içi muhalefet yürüttük. İktidar cephesi, CHP’den İYİ Parti’sine kadar düzen muhalefeti içinde tartışma varken, bir şekilde HDP’de de bu tartışmaları ve dağınıklığı yaşatmak istiyor. Ama biz buna müsaade etmedik, etmeyeceğiz.

Peki orta veya uzun vadede HDP’den ayrılıp TİP’e geçecek misiniz?

Barış Atay: Orta veya uzun vadede olup olmayacağını şu anda kestiremiyoruz ama belli bir süre sonra elbette TİP’in resmi üyeleri olarak yolumuza devam edeceğiz.

Ayrılma takvimini kestirememenizin nedeni ne?

Barış Atay: Sonuçta TİP’in oluşum sürecinin tamamlanması, kongresinin yapılması vs. gerekiyor. O yüzden “ne zaman ayrılacaksınız” sorusunun yanıtı çok farazi.

Erkan Baş: Biz zaten şu anda resmi üyesi olamamakla birlikte TİP’liyiz, TİP adına konuşuyoruz, insanları TİP’e davet ediyoruz. Sadece yasa gereği HDP üyesiyken TİP’e üye olamıyoruz, bu kadar.

Barış Atay: Yani siyasi parti değil de Türkiye İşçi Hareketi olsaydık, ortada böyle bir tartışma olmayacaktı zaten.

Halkevleri de HDP’nin bir bileşeni değil. Sizin açınızdan böyle bir gündem var mı peki?

Oya Ersoy: Halkevleri 2015 yılına kadar hiçbir zaman seçimler için bir partiyi işaret etmemişti. Fakat biz 7 Haziran’da HDP’ye oy verme çağrısı yaptık. 24 Haziran öncesinde de benzer bir çağrımız olduğunda milletvekili adaylığım söz konusu değildi. Milletvekilliği adaylığını ise HDP’yle aramızdaki bu ittifak ilişkisini güçlendirme, AKP’nin Meclis çoğunluğunu engelleme ve Kürt siyasal temsiliyetinin TBMM’de sağlanması için batıdaki desteği artırma hedefiyle kararlaştırdık. Kürt halkıyla Türk halkı ve CHP tabanıyla HDP tabanı arasındaki ilişkiyi kuvvetlendirme hedefimizin de bunda etkisi oldu. Bizim açımızdan bundan sonra da bu pozisyonu sürdürmek önemli. HDP zaten çok sayıda bileşeni olan bir parti ama biz başından itibaren ne Halkların Demokratik Kongresi’ne ne de HDP’ye dahil olduk.

‘KÜRT SORUNUNU GÜNDEMİNE ALMAYAN BİR SOSYALİST HAREKET MÜMKÜN DEĞİL’

Bunun sebebi neydi?

Oya Ersoy: Kürt halkının bir siyasal programı ve siyasi partisi olduğu gibi batıda da bir siyasal program ve hareket ihtiyacı var. Türkiye sosyalistlerinin batıdaki bu ihtiyacı karşılama görevi olduğunu düşündüğümüz için HDP ve HDK içinde yer almadık. Fakat 24 Haziran sürecinde HDP, önceki seçimlerden farklı olarak solla bir ittifak politikası geliştirdi. Bunu da sadece seçim odaklı değil, neoliberal, faşist bir rejime karşı mücadele ittifakı olarak görüyoruz.

Peki Halkevleri olarak HDP’yle ilişkinizin boyutu, önceki dönemlere nazaran nasıl bir farklılık oluşturuyor?

Oya Ersoy: Seçim odaklı ittifakı daha da ileriye taşımak, mücadele ittifakı gerektiriyor. HDP’nin yüzünü sola dönmesi, faşizme karşı mücadelede önemli bir adımdır. Bundan sonrasının nasıl gelişeceği, ihtiyaçların neler olduğu ayrı bir tartışma konusudur.

Bu tartışmaya şimdi girelim mi?

Oya Ersoy: Tabii, hatta asıl olarak bunu tartışalım. Diktatörlüğe karşı mücadelenin nasıl yürütüleceği, sosyalistlere ne tür görevler düştüğü tartışması bizim açımızdan önceliklidir zaten. Bize göre 21’inci yüzyıl Türkiye’sinde Kürt sorununa yüzünü dönmeyen, bunu gündemine almayan bir sosyalist hareket mümkün değil. Halkevleri her zaman için Kürt sorununun çözümüne ilişkin mücadelenin sadece destekçisi değil aynı zamanda müttefikidir.

İttifakın veya mücadelenin yöntemine ilişkin nasıl bir perspektifiniz var peki?

Oya Ersoy: Mücadele konusunda HDP’yle ortaklaştığımız programlar da ortaklaşmadığımız hususlar da var. Ortadoğu politikaları HDP’nin programında belirleyici. Ama bu program, aramızdaki ilişkiyi, faşizme karşı ortak mücadeleyi olumsuz yönde etkilemiyor. Öte yandan Türkiye sosyalistlerinin faşizme karşı ortak bir mücadele programı ortaya çıkarması lazım. Erdoğan’ın başkanlık dayatması neticesinde Türkiye siyaseti yelpazesinde de değişiklik oldu. CHP yüzünü tamamen sağa dönerek o yönde bir ittifak oluşturduğu için sol açısından önemli bir boş alan kaldı. CHP şu ana kadar o alanı işgal ediyordu ama artık laikliği bile savunamaz noktaya geldi. Dolayısıyla o tarafta, siyasi temsiliyette koca bir sol boşluk var. Toplumsal muhalefete baktığınız zaman da Haziran isyanında sokağa çıkan, 7 Haziran’da HDP’ye oy veren, 16 Nisan’da HAYIR seferberliği yapan ve 24........

© Gazete Duvar