We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Bir Ankara havası

3 3 2
25.11.2017

Hafif bir yağmur ve etkili olmaya başlayan soğuğun içinde başlayan Ankara, nereye kadar gidebilirse oraya kadar gitti.

Büyümeye başlayan çevre semtler ve ucunu gösteren yeni mimarî, estetik ve sosyal yaşam/avm-geniş kafe görünümleri içinde boy atan bir yeni kuşak. Ve akşam saatlerinde birazcık sıkışan trafiği kaldıramayan Ankara şoförlerinin asıldıkları kornaların yarattığı kulak rahatsızlıkları. Bazı bürokratik binaların cafcaflı, ışıklı duruşları arkasından süzülen taşra sıkıntısı.

Hacı Bayram-ı Velî’de bir kaç nefes almayalım mı? Sonra Yüksel’de genç ve siyasal ve hareketli akışa biraz daha bakmak.

Bazı kavşaklardan dönerken Melih Gökçek’i anacağım aklıma gelmezdi. Çinçin yeni değişimlerin eşiğinde yine bildiğimiz Çinçin gibi durmaktaydı. İnşaat ve dönüşüm çalışmaları süren yerlerde iş makinaları garip bir hayvan cesedi gibi algılanmaktaydı uzaktan. Aldırma 657 diyemiyordum. Aldırıyordum. Bu kadar kravatın desenlerini kim çizmekteydi ve o desenler belirli anlarda nasıl aynı tekdüzelik içinde eriyebiliyordu. O akşam kağıtlı sohbetlerin arasından mutlaka fırlayan ‘ek österge’ sözcüğünü nereye koymalı? Ve şair Ahmethan Yılmaz’ın o bilinen şiir başlığı: “Ankara İç Savaşında Üç Hainin Portresi” Ve akşam Beştepe’deki gala için salondan içeri girdiğimizde Ankara’dan çok İstanbullu dostları görmenin tuhaflığını nasıl da hafifletiyordu Semih Kaplanoğlu’nun içten bir merhabası. “Size görünmek ne güzel”........

© Karar

Yorum yap

yorumunuz...


küfür, argo, hakaret içeren yorumlar silinir 0/350

Yorum yap