We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

İslam’ın Kaderi ve İlk Dönem Yaşananlar

12 0 0
06.12.2018

İslam Peygamberi, ölümünden sonra yakın çevresinde yaşanacak olan felaketleri tahmin etmiş midir acaba? Pek sanmıyorum. En azından geleceği o kadar hunharca yaşanacak bir yarınlar olarak düşünmemiştir. Nihai olarak Peygamberliğin son on yılında “iktidar” olan, Mekke’nin ele geçirilmesi ile iktidar gücünü zirveye taşıyan biri, bu “geleceği” öngöremezdi. Belki kendisine düzenlenen “suikast” geleceğe dönük endişelerinin artmasına neden olmuştur ama nihai olarak en yakın çevresinin birbirlerini öldürmek üzere karşı karşıya geleceğini de düşünmemiştir.

Bununla birlikte “geleceğin” pekte aydınlık olamayacağı daha Peygamberin öldüğü gün anlaşılmıştı. Çünkü Peygamberin öldüğü gün başlamıştı “iktidar” kavgası. Bu kavgaya Peygamberin yakın çevresinin dahil olmaması düşünülebilir miydi peki? Sonrasında yaşanan gelişmeler bu ihtimali ortadan kaldırmış ve iktidar kavgası en şiddetli haliyle yaşanmıştı. Bir defa ilk halife seçimi ile başlamıştı bu kavga. Zira Ebubekir’in halife seçilmesini Peygamberin amcasının oğlu ve damadı Ali ve eşi Fatma kabul etmemişti. Dahası Fatma bu kararını ölümüne değin sürdürmüştü. Ölümünden önce Ömer’in Ali’nin evine gelip söylediği iddia edilen sözler, o esnada Fatma’nın yaşadıkları ise ayrı bir travma olsa gerek. Öte yandan Fatma çocuklarının başına gelenlere tanık olsa, kim bilir o travmanın boyutu ne olurdu.

Osman’ın öldürüldüğü sene Müslümanlara bekleyen büyük travma ise Cemel Vakası olarak da bilinen Basra Savaşıdır. Bu savaşın tarafları, normal koşullarda karşı karşıya gelecek, birbirlerini öldürmek üzere savaş meydanında hazır olacak kimseler değildir. Şöyle ki savaşın bir tarafında Ali B. Ebu Talib vardır. Onun İslam dünyasındaki yerini anlatmaya gerek yok. Diğer tarafta ise Peygamberin halasının oğlu ve dönemin en zenginlerinden Zübeyr B. Avvam, yine ilk Müslümanlardan olan ve zenginliği ile de bilinen Talha B. Ubeydullah ve Peygamberin eşi Aişe vardır. Burada ayrıca şu notu da eklemek gerekir. Talha ve Zübeyr ilk Müslümanlardandır. Her ikisinin Müslüman olmasına Halife Ebubekir vesile olmuştur. Peygamberle birlikte, Mekkelilere karşı savaşmışlardır. Diğer taraftan özellikle Zübeyr B. Avvam halifelik seçimlerinde Ali’den yana tavır almıştır. Nitekim Ebubekir ve Osman’ın halife seçilme sürecinde de Zübeyr, Ali’yi desteklemiştir.

656 yılına gelindiğinde ise sanki bütün o “kardeşlik tarihi” bir anda silinmiştir. Müslümanlar daha Osman’ın öldürülme şokunu üzerlerinden atamamışken, Basra’da Ali’ye karşı Aişe, Talha ve Zübeyr savaş açmıştır. Üstelik bu savaşa toplamda elli bin kişi katılmıştır. Sonuç mu? Felaket elbette. Aralarında Talha ve Zübeyr’inde olduğu on bin kişi bu savaşta yaşamını kaybetmiştir. “Ümmet birliği” mi? Sizlere ömür diyelim.

“Ümmet” bir defa parçalanınca, kırılan cam misali onları toplamak, yeniden birleştirmek mümkün olmayacaktı. 657 yılında vuku bulan Sıffın Savaşı bu durumun en büyük kanıtıdır. O kadar ki, sanki daha bir yıl önce Müslümanlar birbirlerini öldürmemiş, anılan........

© Komplike Dergi