We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Kardeş Çocukları’nın...›

3 1 28
05.02.2019

‘Akrabanın akrabaya ettiğini akrep etmez’ der bir atasözümüz. Kişinin zayıf taraflarını ve sırlarını daha iyi bildikleri için akrabaların yabancılardan daha kolay tehdit oluşturabileceğini ifade eden bu sözün hayatın içinde türlü karşılığı olduğu muhakkak.

Nitekim senaryolarımız da bu sözü perçinleyecek öyküleri pişirip pişirip önümüze getirmekte hayli ustalar. Hangi diziye baksak aile içi ihanetlerle, kardeşin kardeşi bertaraf edip kuyusunu kazmaya çalıştığı durumlarla karşılaşıyoruz. Zira yerli dizilerin olayı, aile dramlarını aşkla ve entrikayla yoğurup izleyiciye yedirmekten ibaret. Kuşkusuz bu tekdüze menüde izleyici talebindeki kısırlığın da etkisi büyük.

Anlayacağınız ‘Bir Damla Gözyaşı’ misali farklı ve gerçekçi öykülerden yaratılan işlerin orijinalinden sapıp erken finale mecbur bırakılmasından göreceğimiz üzere, tercihler rutinin dışındakilere geçit vermemekte. Nihayetinde sansürlerle ve reva görülen kısıtlayıcı cezalarla iyice sıkboğaz edilerek yaratıcılıktan uzak, kadük içeriklere yönlendirilen yerli dizi olayında çember gittikçe daraltılmakta.

Bu durumda senaryolardan ne bekleyebiliriz ki? Onlar da ‘Yok aslında birbirimizden farkımız çünkü biz Türk izleyicisinin algısına göre şekillenmeye odaklıyız’ felsefesiyle üretilmeyi sürdürecek tabii. İlerlemeyi hedeflerken gerilemek bu olsa gerek.

Nasıl ki ‘Kardeş Çocukları’ da bu gerçeğin ötesine geçilemeyeceğinin başarılı bir örneği olarak karşımızda. Hem malumunuz bu sezon pek kayda değer bir reyting performansı ortaya koyulamadı yeni dizilerle. Hal böyleyken Star’ın Pazar akşamında yüzünü güldüren dizinin reyting başarısı ve bu tabloyu ortaya çıkartan etkenler üstüne konuşmak kaçınılmaz oluyor.

KARDEŞ ÇOCUKLARI’NIN GERÇEKLERİ

Gold Film imzasını taşıyan, Faruk Teber’in yönetmen koltuğunda yer aldığı ‘Kardeş Çocukları’nın televizyon dünyasındaki kriterler açısından ilk gerçeği, elde ettiği reyting sonuçları oluyor kuşkusuz. Zira içerik, sunum, oyunculuk gibi detaylar kanal ve yapımcıları pek enterese etmiyor getiri bağlamında.

Bu açıdan baktığımızda Total’de beşinci, AB’de üçüncü olarak izleyiciyle buluşan ‘Kardeş Çocukları’nın daha ilk bölümden rakiplerini geçeceğinin sinyalini verdiği ortada. Devamını da Total’de ve AB grubunda ikinci olup ‘Savaşçı’ ile ‘Elimi Bırakma’yı geçme başarısı sergileyerek getirdi zaten.

Öte yandan ‘Kardeş Çocukları’nın başarısındaki önemli bir gerçek, izleyicinin ‘kadına şiddet’ olgusu karşısındaki tavrında gösteriyor kendini! Daha net ifadeyle, kadına şiddete karşı olma söylemine rağmen insanlarda gizli bir şiddet merakı var. Bu tarz sahneleri izlemeye çok hevesliler. ‘Hem ağlarız hem gideriz’ diyen gelinler gibi ‘Hem eleştiririz hem izleriz’ kafasındalar sanki. Sosyal medyada hayvanlara, insanlara, çocuklara yönelik şiddet içerikli paylaşımların çokluğu da bu tutkunun bir diğer ispatı.

Sözde kınama maksadıyla yapılan bu paylaşımları, sözde lanetleyerek izleme kafasının ekrandaki yansımasıysa, kadına şiddete dayalı başlangıçlar yaparak bu temel üstünden ilerleyen dizilerin başarısında görülüyor. Çok beklediğim halde hikâyenin temel direği olan Fazilet Hanım’ın geçmişine layıkıyla girmeden finalini getiren ‘Fazilet Hanım ve Kızları’nda…

Fırsatçılığı ve hanımının sevgilisini ayartması marifetmiş gibi sunulan Gülru’nun, Gülfem karşısında yüceltilmesini her daim eleştirdiğim ‘Güllerin Savaşı’nda imzası bulunan Sırma Yanık da bu yaklaşımı layıkıyla değerlendirenlerden.

Şöyle ki; ‘Savaştım, bırakmadım kızımı’ diyen Ümran’ın erkek zorbalığına kendince karşı koyuşunu sergileyerek açılışını yapıp Ümran-Umay ikileminden kadın manzaralarıyla yol alarak kıyaslama yaptıran ‘Kardeş Çocukları’, ilk andan itibaren şiddet yüklü bir hava solutturdu izleyicisine. Bu süreçte yok, yok. ‘Ben senin kocanım’ çıkışıyla her şeyi yapma hakkını kendinde gören Cemal’in, sözde kızını parayla satma girişimi…

Annesine ‘Kurban olma artık’ nasihatinde........

© Medyafaresi