We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

‘Belâ’ eksik olmaz başımızdan!..

27 198 10
10.08.2018

ABD elbette “her istediğini yapabilecek” durumda değil, artık başka büyük ve etkili güçler de var…

Bu doğru.

Bir başka doğru da şu:

ABD’yi dengelemek için “ittifak” halinde olduğumuz, olacağımız devletleri de birer “kurtarıcı” olarak göremeyiz ve elbette hiçbirine güvenemeyiz!..

Kurtuluşumuz, yükselişimiz bizim çabalarımıza bağlıdır.

Sağlam durur, “Kur’an’ı Yaşayan Müslümanlar” olursak, bu iş olur.

Saldırılar yaman, dağ fare doğurmayacak, epeyce başımız ağrıyacak.

“Belâ” gelecekse gelir, hayat böyledir, önemli olan, “belâ” geldiğinde ne yapmak gerektiğini bilmektir.

Öncelikle, “dualarımızı” eksik etmeyeceğiz.

Merhum İstiklâl Şairimiz’in ifade ettikleri gibi;

“Allâh’a dayan, sa'ye sarıl, hikmete râm ol,
Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol. '

Fiili dualar…

Öncelikle, “birlik ve beraberliği” temin için elimizden geleni yapacağız.

Bunun için güzel imkânlar ortaya çıkıyor aslında.

Bazı muhalefet partilerinde yaşanan “yönetim krizleri, bunlara destek veren vatandaşların bir bölümünü uyandırmış olmalı.

Genel Merkez önündeki “koltuklu” eylemin de vurguladığı gibi, bu yönetimlerin “memleketi muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkartmak gibi” bir dertleri yok.


Partilerinde iktidar olmayı yeterli gördükleri, oralarda kalabilmek için yapmayacakları çok az şey olduğu yönündeki kanaat, bugüne kadar oralara destek verenlerde de yerleşiyor.

Çok olumlu bir gelişme bu.

Bugüne kadar söylediklerimize kulak asmayanlar, yönetimlerdeki berbat halleri gördükçe bize hak vermeye başlıyorlar!..

Ülkeyi yönetenlerin, “bir kısım muhalefet”teki gelişmeleri çok iyi okumaları ve oralarda çok geniş “ittifak” alanları olduğunu görmeleri gerekiyor.

“Bir ve beraber” olunabileceklerin sayısını arttırmak, çerçeveyi mümkün olduğunca ve tabii çok dikkatli bir şekilde genişletmek mühim.

Efendim,

ikinci meselemiz, çok daha hızlı işleyen, çok daha güvenilir bir yargı atmosferini oluşturabilmek.

Üçüncüsü, her ikaz, her eleştiri karşısında hemen kaşları kaldırıp, ‘Ne yani!’ moduna geçen sözde aydın özde “menfaatçi” takımının “etki alanı”ndan........

© Milat