We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

‘İzâhât, cemaati şahsa bağlar, kitaba bağlamaz' deniyor (?)-2

11 2 25
18.12.2018

“Vazifeniz şerh ve izâhla ve tekmîl ve tahşiye ile ve neşr ve talim ile devâm edecek…”

Bu husûsta en çok zikredilen ve mânâsı üzerinde ihtilâf edilen, Kastamonu Lâhikası’ndaki mektûbdur. Her zaman dediğimiz üzere, bir mes’eleyi anlayabilmek için bütüne bakmak lâzım geldiğini aksi takdirde bütünü görmeden bir cüz’üne bakarak anlam vermenin bizi çoğu zaman yanlışa sevk edebileceğini unutmayalım. Buna rağmen, mânâlandırmada farklı telakkîler olabilir ve bu da tabii’dir, normaldir. Burada önemli olan; farklı telakkî sâhiplerinin kendi nedenlerini ve delîllerini ortaya koymaları ve takdîm etmeleridir. Bunun üzerinden herkes kendi kalbine, fikrine ve ilmine yakîn olanı kabûl edecektir. Yoksa, herkesi bir telakkîde, bir anlayışta toplamanın mümkün olmadığı sâbit bir hakîkat olduğuna göre, tek hak benim mesleğimdir yâhut tek hak benim telakkîmdir demeye kimsenin hakkı olmadığını Risâle-i Nûr bize ders vermiş. Yeter ki, öne sürülen iddiâlar bir delîle isnâd etsin ve ilmen müzâkereye de açık olsun.. Buna rağmen fikrî ayrılık devâm ediyorsa, elbette zorla ve cebren ortak bir anlayış ve telakkî dayatılacak değildir. Bu mes’eleyi daha sonra tekrar ele alacağız..

بِاسْمِهِ وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ

اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَ رَحْمَةُ اللّٰهِ وَ بَرَكَاتُهُ بِعَدَدِ حُرُوفَاتِ رَسَائِلِ الَّتِى كَتَبْتُمْ وَتَكْتُبُونَ

“Aziz, sıddık kardeşlerim!

Onuncu Şuâ nâmında, yazdığınız Fihriste'nin İkinci Kısmı bana şöyle kuvvetli bir ümid verdi ki: Risâle-i Nûr benim gibi âciz ve ihtiyar ve zayıf bir bîçâreye bedel, genç, kuvvetli çok Said'leri içinizde bulmuş ve bulacak. Onun için bundan sonra Risâle-i Nûr'un tekmîl ve izâhı ve hâşiyelerle beyânı ve isbâtı size tevdi' edilmiş tahmin ediyorum. Bir emâresi de şudur ki: Bu sene çok defa ihtâr edilen hakikatleri kaydetmek için teşebbüs ettim ise de çalıştırılamadım.

Evet Risâlet-ün Nûr, size mükemmel bir me'haz olabilir. Ve ondan erkân-ı imâniyenin herbirisine, meselâ Kur'ân'ın Kelâmullah olduğuna ve i'cazî nüktelerine dâir müteferrik risâlelerdeki parçalar toplansa veya haşre dâir ayrı ayrı bürhânlar cem'edilse ve hâkeza.. mükemmel bir izâh ve bir hâşiye ve bir şerh olabilir.

Zannederim ki, hakâik-i âliye-i imâniyeyi tamamıyla Risâle-i Nûr ihâta etmiş, başka yerlerde aramaya lüzûm yok. Yalnız bâzan izâh ve tafsile muhtaç kalmış. Onun için vazifem bitmiş gibi bana geliyor. Sizin vazifeniz devam ediyor. Ve inşâallah vazifeniz şerh ve izâhla ve tekmîl ve tahşiye ile ve neşr ve talim ile, belki Yirmibeşinci ve Otuzikinci mektûbları te'lîf ile ve Dokuzuncu Şuâ'ın Dokuz Makâmını tekmîl ile ve Risâle-i Nûr'u tanzîm ve tertib ve tefsir ve tashih ile devâm edecek. Risâle-i Nûr'un samimî, hâlis şâkirdlerinin heyet-i mecmuasının kuvvet-i ihlâsından ve tesânüdünden süzülen ve tezâhür eden bir şahs-ı mânevî, bâki ve muktedir bir kuvvet-i zahrdır, bir rehberdir.” (Kastamonu Lâhikası, Barla Lâhikası)

Mektûbun ne için yazıldığını giriş kısmındaki ‘ilk satırdan’ anlayabiliyoruz ve hâliyle mütebâkisinin de bu satırlar üzerine yazıldığına ve inşâ edildiğine dikkat edelim.

“Aziz, sıddık kardeşlerim!

Onuncu Şuâ nâmında, yazdığınız Fihriste'nin İkinci Kısmı bana şöyle kuvvetli bir ümid verdi ki: Risâle-i Nûr benim gibi âciz ve ihtiyar ve zayıf bir bîçâreye bedel, genç, kuvvetli çok Said'leri içinizde bulmuş ve bulacak. Onun için bundan sonra Risâle-i Nûr'un tekmîl ve izâhı ve hâşiyelerle beyânı ve isbâtı size tevdi' edilmiş tahmin ediyorum.

Hazret-i Üstâd’ımıza kuvvetli ümîd veren hâdise; talebelerinin yazdığı Onuncu Şuâ nâmındaki Fihriste’nin İkinci Kısmı’dır. Fihriste’nin Birinci Kısmı; Bedîüzzaman Hazretleri tarafından te’lîf edilmiştir. İkinci kısım ise; talebeleri tarafından yazılmıştır. Kastamonu Lâhikâsındaki mektûbun yazılmasına sebep olan Fihriste’nin İkinci Kısmı hakkındaki bahisleri kaydedelim:

“Risâle-i Nûr’un umûm fihristesi iki risâlede cem’ olunmuştur. Bunlardan birincisi Onbeşinci Lem’â-dır ki; Risâle-i Nûr’un Sözler’i, Mektûbât’ı ve Onbeşinci Lem’â-ya kadar olan risâlelerinin fihristeleri olup bu lem’â-da toplanmıştır. Onbeşinci Lem’â-dan itibâren Lem’â-lar ve Şuâ’ların fihristeleri ise bu Onuncu Şuâ’dadır.”

“(Bu) İkinci kısım Fihriste ise, yine Onuncu Şuâ nâmıyla Risâle-i Nûr’un Isparta havâlisindeki hâs şâkirdleri tarafından kaleme alınmış ve her bir Nûr Şâkirdi kendi âyinelerinin kâbiliyet ve renklerine göre o risâlelerden tecellî eden envârını satırlara aks ettirmeğe çalışmışlardır. Risâle-i Nûr’un şahs-ı manevîsinin birer ferdi bulunan bu kahraman, fedâkâr, mümtâz nûr şâkirdleri bu fihriste ile nesl-i âti için en kıymetdâr eserlerden birisini bırakmışlardır.” (Risâle-i Nûr Külliyatından, Fihriste Risâlesi, Osmanlıca)

Isparta havâlisinde bulunan hâs şâkirdlerin kaleme aldığı bu Fihriste hakkında deniyor ki; her bir Nûr Şâkirdi, kendi âyinelerinin kâbiliyet ve renklerine göre o risâlelerden teccellî eden envârını satırlara aks ettirmeğe çalışmışlar. Ve müteferrik parçaları bir araya getirmek ile olmadığı bu ifâde ile açıkça anlaşılıyor..

İşte bu Fihristenin te’lîfi sonrası Bedîüzzaman Hazretleri, “bana şöyle kuvvetli bir ümid verdi ki: Risâle-i Nûr, benim gibi âciz ve ihtiyar ve zayıf bir bîçâreye bedel, genç, kuvvetli çok Said’leri içinizde bulmuş ve bulacak” diyerek ve bu Fihriste’nin yazılması üzerine de, “Onun için bundan sonra Risâle-i Nûr'un tekmîl ve izâhı ve hâşiyelerle beyânı ve isbâtı size tevdi' edilmiş tahmin ediyorum demiş ve yalnızca hulâsa değil, tekmîl (buna da sonra değinelim) ve izâh ve hâşiyelerle beyân ve isbâtının da hâs şâkirdlerine tevdî edildiğini ifâde etmiştir.

Ayrıca dikkat ediniz ki; yalnızca fihriste tarzında hulâsâ bir özet çıkarmak kastedilmiş olsa idi, ‘tekmîl’, ‘izâh’, ‘hâşiyelerle beyân’, ‘isbât’ ve hatta devâmında ‘şerh’, ‘tafsîl’, ‘neşr’, ‘talîm’, ‘te’lîf’, ‘tertîb’, ‘tefsîr’, ‘tashih’ dememek lâzım gelirdi.

Burada şöyle bir telakkî var;

“Evet Risâlet-ün Nûr, size mükemmel bir me'haz olabilir. Ve ondan erkân-ı imâniyenin herbirisine, meselâ Kur'ân'ın Kelâmullah olduğuna ve i'cazî nüktelerine dâir müteferrik risâlelerdeki parçalar toplansa veya haşre dâir ayrı ayrı bürhânlar cem'edilse ve hâkeza.. mükemmel bir izâh ve bir hâşiye ve bir şerh olabilir.”

Bu paragrafta, yapılacak çalışmanın nasıl olacağının ta’rîf edildiğini ve bunun da ancak müteferrik parçaların toplanmasıyla olacağını düşünenler var. (Bizim açımızdan hiçbir sorun yok, bu doğaldır..) Ancak bu mektûb, evvelâ ilk paragrafta zikredilen Fihriste’nin İkinci Kısmı üzerine yazıldığından, bize bu mes’elede örnek ve numûne Hâs Şâkirdlerin kaleme aldığı bu Fihriste çalışmasıdır. Ve orada Hâs Şâkirdler, müteferrik parçaları bir araya toplamamışlar, hulâsâ nev’inde izâhlarda bulunmuşlardır. Hazret-i Üstâd’ımız da bu çalışmayı misâl ve örnek göstererek:

“Evet Risâlet-ün Nûr, size mükemmel bir me'haz olabilir. Ve ondan erkân-ı imâniyenin herbirisine, meselâ Kur'ân'ın Kelâmullah olduğuna ve i'cazî nüktelerine dâir müteferrik risâlelerdeki parçalar toplansa veya haşre dâir ayrı ayrı bürhânlar cem'edilse ve hâkeza.. mükemmel bir izâh ve bir hâşiye ve bir şerh olabilir” diyor yâni, nasıl risâlelere hulâsa yazdınız aynen bunun gibi sâir çalışmalar da yapabilirsiniz, meselâ; farklı konularda çalışmalar yapabilir ve o konulara dâir müteferrik parçaları bir araya getirebilir ve ‘nasıl Fihriste’de ta’rîf yaptınız’, aynı şekilde risâlelerden aldığınız feyizler ile ve ayinenizde tecelli eden envârını aksettirmek ile güzel bir ta’rîf ve şerh, izâh, tafsîl, tefsîr, te’lîf ve tertîb ile neşr yapabilirsiniz, bu hususta Risâle-i Nûr’un eczâları size birer me’haz olabilir, istifâdenizi aksettirebilirsiniz diye anlıyoruz.

Tekrardan beyân edelim ki; Hizmet Rehberi gibi, Gençlik Rehberi gibi çeşitli başlıklar altında müteferrik bahislerin cem’ edilmesiyle ortaya çıkan bu çalışmaların da bir bütünlük içinde izâh ve şerh husûsunda Nûr Talebelerine önemli ve ehemmiyetli birer me’hâz olduklarını elbette kabul ediyoruz. Fakat burada takdîm ettiğimiz delîller ve mütalaalar ile ekser ağabeylerin tatbîkatları ve ilk makâlemizdeki temâslarımız da dâhil, kasteddiğimiz mânânın daha görünür olduğunu ve ayrıca Dîn-i Mübîn-i İslâm ve ulûm-u İslâmiye adına da olması gerekeni gösterdiğini düşünüyoruz.

▶ Biraz daha tahlîle devâm edelim:

Bu bahsin içinde geçen “benim gibi âciz ve ihtiyar ve zayıf bir bîçâreye bedel, genç, kuvvetli çok Said'leri içinizde bulmuş ve bulacak” hakkında bir mütalaayı makâlemizin dördüncü bölümündeki “Suâllere Muhtasar Cevâblar” kısmında tahlîl ettiğimizden buraya kaydedilmedi.

Devâm edelim; (yalnızca) müteferrik parçaları bir araya getirmek ile bir........

© Risale Haber