22 yıllık iktidarın, özellikle uluslararası ilişkilerdeki bu "U" dönüşlerinden artık gına geldi desek abartı olmaz kanısındayım…

İsveç’in NATO başvurusundaki bu "U" dönüşleri ne ilk ne de son …
Türkiye, AKP iktidarına kadar dış ilişkilerde, bu tür açıklama gereken durumlarda dikkatli ve uluslararası terminolojiye özgü bir dil kullanılırdı. Geçmişte Türk Dışişleri Bakanlığı mensupları çekirdekten yetişirdi. Liyakat son derece önemli olduğu gibi, asla siyasi bir yandaşlık söz konusu olamazdı. “Yandaşlık sadece, Türkiye Cumhuriyeti’nin menfaatleri” idi.

İsveç’in, NATO üyeliği Türkiye gündemine geldiğinde, Sayın Erdoğan’ın kesin bir ifade ile karşı duruşu tüm kamuoyunda büyük bir kabul gördü. İsveç, PKK denen bebek katili soysuzlara ev sahipliği yapmakla kalmadığı gibi her türlü desteği veriyordu. Sayın Erdoğan, NATO onayı için İsveç’in bazı koşulları yerine getirmeleri ve listede adları olan teröristleri iade etmeleri gerektğini, yoksa “Ben burada oldukça, bana kimse bu onayı verdiremez “ dedi.

Geçmişte yaşananlara bakılırsa,
Geçmişte Rahip Bronson konusunda 'ABD’ye iade edin' dendiğinde “Al papazı ver papazı” denmişti. Sonunda bizim papaz orada kaldı, onlarınki gitti.

Almanya ile bir elçilik görevlisi içinde aynı şeyler söylenmişti sonunda o da gitti.

Hain FETÖ girişiminin finansörü BEA emirliği dedik,

Sisi’ye veryansın ettik,

Netanyahu ile papaz olduk,

Yunanistan’a her şeyi söyledik,

Ne oldu?????

Bu tür davranışlar devam ettiği sürece, ülke güvenirliği sorgulanır hale gelir…

Ben İsveç’in NATO üyeliğine asla karşı çıkmıyorum. Sayın Erdoğan’ın, İsveç’in PKK sevici olduğunu söyleyerek karşı olması hepimizin yüreğini soğutmuştu. Ancak, Soru şu? İsveç bizim hangi koşulumuzu yerine getirdi? ABD açıkça söyledi, 'İsveç’e onay vermezseniz F-16’ları vermem' dedi onayladık. Bize F-16, komşuya F-35. Bize verilen fiyat ne? Komşuya verilen fiyat ne?

Sayın Cumhurbaşkanı, terör sevici tek İsveç mi? Gerçekte baş terör sevici ABD değil mi? 45 yıla yakın PKK’ya binlerce şehit verdik. Bunu yaratan besleyen NATO’nun içindeki ABD ve AB üyeleri değil mi?

Binlerce kilometre uzaklıktan gel, yukarıda PKK, aşağıda PKK, PYD terör örgütlerini besle, eğit, donat sonra da müttefik öyle mi? Lanet olsun böyle müttefiklere.

Gittikleri her yere 'Demokrasi' diyerek gidiyor, sonunda on binlerce ölü ve kaos yaratıyorlar. Ortadoğu’yu getirdikleri hale bakar mısınız!! Afganistan, Pakistan, Irak ve Suriye. Kaşımaya devam ediyorlar ve kaşıyacaklar.

Senaryo henüz bitmedi. Şimdi sıra İran’da!!!

Sayın Cumhurbaşkanı, İtalyan kilisesinde yaşanan acı olay çok üzücü. Bu olayın failleri Türk değil!!! Bu basit bir cinayet olarak görülür, bundan gerekli dersleri çıkarmazsak çok hata yapmış oluruz. Bu cinayet, Türkiye’yi karıştırmanın ilk mesajları olabilir. Düşünebiliyor musunuz, yabancı iki terörist elini kolunu sallayarak maskeli kilise basıyorlar. Edinilen bigiye göre IŞİD elemanları …

Değerli okurlar: Ülkedeki bu yaşananlar, yerel seçimler dolayısıyla ikinci sıraya atıldı. Bu cinayet bir başsağlığı ile geçiştirilemez. Türkiye, emperyalistlerce bir karanlığa doğru itilmek isteniyor. Bir arada yapılması gereken şey tek “TEK YÜREK” olmamız. Başka seçenek yok. Bir yanda sokaklarda irtica diyerek çeşitli ülke bayrakları ile ne olduğu belli olmayan insanlar…..
TBMM’de bir siyasi partinin Cumhuriyetle ilgili söyledikleri…
MEB’nın artık açıkça Cumhuriyet ilkelerine karşı tarikat ve cemaatleri orta eğitime yerleştirilmeleri…

Siyasiler bırakın yerel seçimleri, gerekirse erteleyin, ülkede emperyal oyunlar oynanıyor. Bu yabancılar konusunu göz ardı etmeyin. Zaman daralıyor. Türkiye’ye faturası ağır olacaktır.

Bu kaosun tek çözümü, Laik Demokratik Sosyal Hukuk devleti ilkelerine tez elden dönmektir. Cumhuriyet aydınlıktır, özgürlüktür, eşit yurttaşlıktır, ortak akılcılıktır.

Büyük şairimiz SABAHATTİN ALİ bakın dizelerinde neler söylüyor?

Kar bendim…
Kar bizdik.
Eskiden,
Kar yağardı...
Henüz ayrılmamıştık…
Henüz bölünmemiştik…
Aynı mahalledeydik..
Zengini…
Fakiri…
Esnafı…
Yoksulu bir arada… Birliktik...
Omuz omuza sımsıcak yaşardık ve kar yağardı bembeyaz...
Lapa lapa…
Henüz bölünmemiştik...
Henüz ayrılmamıştık...
Henüz icat olmamıştı Kooperatifler...
Siteler.
Dubleksler… Tripleksler....
Olmaz olası Kartonpiyerler...
Gariban sıkışınca kime gidebileceğini bilirdi.
Zengin kimi gözeteceğini bilirdi.
Esnafla Memur gül gibi geçinip giderdi...
Ve kar yağardı bembeyaz lapa lapa…
Henüz ayrılmamıştık…
Henüz bölünmemiştik…
Fakir Zengini hırsızlıkla.
Zengin Fakiri tembellikle suçlamazdı..
Çünkü Kar yağardı lapa lapa...
Çünkü Kar yağardı bembeyaz...
Çünkü Kar'ın temizliği yüreklerimize vurmuştu.
Kar Rahmetti...
Çünkü Kar Bereketti...
Adam boyu Adamlar da Adamdı o zamanlar..
Ne onun bunun namusuna kötü gözle bakılırdı.
Ne de laf atılırdı…
Çünkü senin Namusun benim,
Benim Namusum senindi..
Bir idik…
Biz idik...
Ve kar yağardı...
Adam boyu...
Ve Adamlar ADAMDILAR o zamanlar…
Kar sendin...
Kar bendim...
Kar bizdik…
Şimdi…
Eridik…
Eridik…
Eridik…
Eridik...

SON SÖZ: Paralı yoldan geçenlere 10 kat ceza verilirken, sınırdan kaçak geçenlere maaş bağlanıyor.
ANONİM

QOSHE - Biz olamazsak yarı yolda kalırız - Mesut Parlak
menu_open
Columnists Actual . Favourites . Archive
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Biz olamazsak yarı yolda kalırız

46 28
01.02.2024

22 yıllık iktidarın, özellikle uluslararası ilişkilerdeki bu "U" dönüşlerinden artık gına geldi desek abartı olmaz kanısındayım…

İsveç’in NATO başvurusundaki bu "U" dönüşleri ne ilk ne de son …
Türkiye, AKP iktidarına kadar dış ilişkilerde, bu tür açıklama gereken durumlarda dikkatli ve uluslararası terminolojiye özgü bir dil kullanılırdı. Geçmişte Türk Dışişleri Bakanlığı mensupları çekirdekten yetişirdi. Liyakat son derece önemli olduğu gibi, asla siyasi bir yandaşlık söz konusu olamazdı. “Yandaşlık sadece, Türkiye Cumhuriyeti’nin menfaatleri” idi.

İsveç’in, NATO üyeliği Türkiye gündemine geldiğinde, Sayın Erdoğan’ın kesin bir ifade ile karşı duruşu tüm kamuoyunda büyük bir kabul gördü. İsveç, PKK denen bebek katili soysuzlara ev sahipliği yapmakla kalmadığı gibi her türlü desteği veriyordu. Sayın Erdoğan, NATO onayı için İsveç’in bazı koşulları yerine getirmeleri ve listede adları olan teröristleri iade etmeleri gerektğini, yoksa “Ben burada oldukça, bana kimse bu onayı verdiremez “ dedi.

Geçmişte yaşananlara bakılırsa,
Geçmişte Rahip Bronson konusunda 'ABD’ye iade edin' dendiğinde “Al papazı ver papazı” denmişti. Sonunda bizim papaz orada kaldı, onlarınki gitti.

Almanya ile bir elçilik görevlisi içinde aynı şeyler söylenmişti sonunda o da gitti.

Hain FETÖ girişiminin finansörü BEA emirliği dedik,

Sisi’ye veryansın ettik,

Netanyahu ile papaz olduk,

Yunanistan’a her şeyi söyledik,

Ne oldu?????

Bu tür davranışlar devam ettiği sürece, ülke güvenirliği sorgulanır hale gelir…

Ben İsveç’in NATO üyeliğine asla karşı çıkmıyorum. Sayın Erdoğan’ın, İsveç’in PKK sevici olduğunu söyleyerek karşı olması hepimizin yüreğini soğutmuştu. Ancak, Soru şu? İsveç bizim hangi koşulumuzu yerine........

© Sözcü


Get it on Google Play